Hold down türkçesi Hold down nedir

  • Bastırmak.
  • Zaptetmek.
  • Üstesinden gelmek.
  • Sürdürmek.
  • (işi) iyi yürütmek.
  • İşgal etmek.
  • Basılı tutmak.
  • Tutmak.
  • Yürütmek.
  • Baskılamak.
  • Bilgisayar alanında kullanılır.
  • Sınırlandırmak.
  • Elinde tutmak.
  • Baskı altında tutmak.
  • Boyun eğdirmek.
  • Ezmek.

Hold down ingilizcede ne demek, Hold down nerede nasıl kullanılır?

Hold : İyi çekim. Almak. El koymak. Barındırmak. Bilgisayar, sinema, televizyon, ekonomi alanlarında kullanılır. Günlük çekimler arasından asıl filmde kullanılmak üzere ayrılmış başarılı çekim. Çekmek. Gözaltına almak. Geminin içi, yük konulacak yeri. Gemi ambarı.

Down : Çabucak içmek. Aşağı. Boyunca. Yere yıkmak. Bozuk. Beri. Düşürmek. Aşağısına doğru. Yıkmak. İndirmek.

Hold a child back a year : Çocuğa okulda aynı sınıfı tekrarlatmak.

Hold a crowd back : Kalabalığı zaptetmek.

Hold a postmortem : Başarısız bir durumu ameliyat masasına yatırmak.

Hold a secret : Sır saklamak.

İngilizce Hold down Türkçe anlamı, Hold down eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Hold down ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Domineered : Baskı altına almak. Baskı yapmak. Zorbalık etmek. Hakimiyeti altına almak. Zulmetmek. Hükmetmek. Despotça hükmetmek. Eziyet etmek. Hakim durumda olmak.

 

Pressuring : Basınç. Sıkıştırmak (bir kimseyi). Darlık. Baskı yapmak (birine). Basınç uygulamak. Baskı (manevi). Baskı. Baskı yapmak. Zorlamak.

Forced the issue : Birisinin kendi yolunda ısrar etmesi. Diğerine baskı yapmak. Devam etmek. Israr etmek.

Cramp : Kenetlemek. Hareketi kısıtlamak. Sınırlı tutmak. Sıkıştırmak. Bir grup kasın veya yalnız bir kısım veya bunun bazı liflerinin istem dışı az çok sürekli, ağrılı ve düzensiz kasılması. Kasınç. Gelişimi engellemek. Kramp. Krampon.

Bridle : Yular. Gem. Kızmak. Dizgin. Başını hafifçe kaldırarak öfkesini veya beğenmediğini belli etmek. Karşı gelmek. Başkaldırmak. Yular takmak. Ata başlık takmak.

Captures : Ele geçirmek. Çekim alanına almak. Almak. Esir almak. El koymak. Ganimet almak. Tutsak etmek.

Assuage : Tatmin etmek. Yatıştırmak. Hafifletmek. Azaltmak. Dindirmek. Kesmek.

Delimits : Tahtidlemek. Tahdit etmek. Sınırlamak. Sınırlarını koymak. Limitlerini belirlemek. Limit koymak.

Elongating : Çekip uzatmak. Bir nesneyi uzatmak. Uzamak. Gerip uzatmak. Uzatmak.

Monopolizing : Monopolleşmek. Tekeli altına almak. Tekel kurmak. Tekelden satmak. Tekeline almak. İnhisar altına almak. Tekelleştirmek. Tekel altına almak.

Hold down synonyms : accomplish, crunches, follow up, pale, abnormal end, carry on, collared, aggregate, bring off, affects, bridles, delimitate, accent char, absorbs, appeases, accent bar, abide by, bespeaking, acception, assuaged, paler, restraining, accomplishing, followed, asswage, restrain, filch, absolute loader, filching, binds, absorb, pressured, filched.