Pressuring türkçesi Pressuring nedir

Pressuring ile ilgili cümleler

English: I hope Moustapha isn't pressuring you to do anything you don't want to do.
Turkish: Umarım Mustafa seni yapmak istemediğin bir şeyi yapmaya zorlamaz.

English: Stop pressuring me.
Turkish: Bana baskı yapmaktan vazgeç.

Pressuring ingilizcede ne demek, Pressuring nerede nasıl kullanılır?

Pressurisation : Basınçlandırma. Basınç uygulama. Basınç altında tutma.

Pressurise : Uçak basıncını ayarlamak. Basınçlandırmak. Baskı yapmak. Basınç yapmak. Basınç altında tutmak. Basınç uygulamak. Baskı yapmak (birine). Sıkmak. Akılamak. Sıkıştırmak.

Pressurised : Basınçlı. Basınçlandırılmış. Tazyikli.

Pressurises : Baskı yapmak. Basınç yapmak. Basınç uygulamak. Sıkıştırmak. Baskı yapmak (birine). Basınç altında tutmak. Sıkmak. Uçak basıncını ayarlamak. Basınçlandırmak. Akılamak.

Pressurising : Akılamak. Basınçlandırmak. Basınç altında tutmak. Basınç uygulamak. Baskı yapmak (birine). Sıkmak. Basınç yapmak. Baskı yapmak. Sıkıştırmak. Uçak basıncını ayarlamak.

Pressurizers : Basınçlandırıcı. Basınç sağlayan tank.

Pressurize : Akılamak. Basınç altında tutmak. Basınçlandırmak. Sıkıştırmak. Basınç yapmak. Uçak basıncını ayarlamak. Basınç uygulamak. Sıkmak. Baskı yapmak. Baskı yapmak (birine).

 

Pressurized wound dress : Yaygın bir kanamadan kuşkulanıldığında kanı durdurmak amacıyla veya punksiyonla boşaltılmış bir boşlukta yeniden serözite toplanmasına engel olmak için dayanılır derecede ve kan dolaşımına engel olmayacak bir basıncın herhangi bir bölgeye uygulanmasıyla oluşturulan pansuman çeşidi. Basınçlı pansuman.

Pressurization : Basınç uygulama. Basınçlandırma. Basınç altında tutma.

Pressurizing : Basınç uygulamak. Baskı yapmak. Basıncını ayarlamak (uçak). Sıkmak. Akılamak.

İngilizce Pressuring Türkçe anlamı, Pressuring eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pressuring ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bludgeons : Alt etmek. Zorla yaptırmak. Sopayla dövmek. Ezip geçmek. Coplamak. Mağlup etmek. Sopa ile vurmak. Ağır bir cisimle vurmak. Sopalamak.

Reassurance : Güvence. Yatıştırma. Rahatlatma. Tatmin. Yenilenmiş sigorta. Şüphelerini ve endişelerini tekrar giderme veya gidermeye çalışma. Doyurma. Yeniden güven verme. İçini rahatlatma. Reasürans.

Constraints : Kısıtlar. Kendini tutma. Sınırlama. Alıkoyma. Çekinme. Zor. Sabitler. Zorlama.

Consoling : Avutucu. İç rahatlatıcı. Rahatlama sağlayan. Teselli edici.

Pressurises : Uçak basıncını ayarlamak. Akılamak. Sıkıştırmak. Basınç altında tutmak. Basınç yapmak. Sıkmak. Basınçlandırmak.

Burden with : Bunaltmak. Sıkmak. Ağırlaştırmak. Bir yük koymak.

Bring pressure to bear on : Baskı kurmak. Sıkıştırmak. Harekete geçmesi için zorlamak.

 

Comforting : Avutucu. Rahatlık sağlamak. İç rahatlatıcı. Rahatlatıcı. Teselli edici. Rahatlatma.

Constricts : Sıkmak. Büzme. Sıkıştırmak (elbise vb). Kısmak. Boğaz. Büzmek. Sıkıştırmak. Daraltmak. Kısıtlamak.

Pressuring synonyms : pokiness, repress, soothing, clamor down, picking, duresses, duress, browbeat, impress, pressure, exiguity, pressurized, bullying, pressurizes, duresse, repressing, bludgeoned, barometric pressure, domineer, coaction, compressions, bully, be urgent with somebody, constraint, bear against, coerces, constrict, pressurise, coerce, coercion, bludgeon, choke, grayness.

Pressuring zıt anlamlı kelimeler, Pressuring kelime anlamı

Beseeching : Rica eden. Yalvarış. Yalvarma. Yalvaran.

Discouraging : Hevesini kırma. Heves kırıcı. İç karartıcı. Hayal kırıklığına uğratan. Üzücü. Cesaret kırıcı.

Pressuring antonyms : unreassuring.