Flitter türkçesi Flitter nedir

  • Uçup giden kimse veya şey.
  • Çırpınmak.
  • Dekorasyon için kullanılan metal parça.
  • Kanat çırpma hareketi.

Flitter ingilizcede ne demek, Flitter nerede nasıl kullanılır?

Flittered : Çırpınmak.

Flittering : Çırpınmak.

Flittermouse : (zooloji) flickermouse. Avrupa'ya özgü küçük yarasa. Yarasa.

Flitters : Uçup giden kimse veya şey. Çırpınmak. Dekorasyon için kullanılan metal parça. Kanat çırpma hareketi.

Flitted : Uçuşmak. Geçip gitmek. Gitmek. Hızla geçmek. Uçup gitmek. Geçmek. Oradan oraya uçmak. Başka eve taşınmak. Uçmak. Çırpınmak.

Flit : Uçmak. Gitmek. Taşınmak. Hızla geçmek. Geçip gitmek. Uçuşmak. Geçmek. Uçup gitmek. Oradan oraya uçmak. Başka eve taşınmak.

Flitch beam : Çatma kiriş.

Flitch : Hatıl.

Flitching : Hatıl. Direk. Dilbalığı eti tek parça. Domuz döşü tuzlanmış. Füme jambon.

Flits : Gitmek. Geçmek. Çırpınmak. Taşınmak. Uçmak. Hızla geçmek. Uçup gitmek. Oradan oraya uçmak. Uçuşmak. Başka eve taşınmak.

İngilizce Flitter Türkçe anlamı, Flitter eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Flitter ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bend over backwards : Aşırı önlem almak. Elinden geleni yapmak. Çok uğraşmak. Çok çaba harcamak. Aşırı çaba sarfetmek. Daha fazla önlem almak. Aşırı çaba sarf etmek. Çok hevesli olmak. Uğraşmak. Çok gönüllü olmak.

 

Flits : Oradan oraya uçmak. Geçip gitmek. Uçmak. Geçmek. Uçuşmak. Uçup gitmek. Başka eve taşınmak. Gitmek. Hızla geçmek.

Waver : Tereddüd etmek. Sürekliliğini yitirmek. Duraklamak. Duraksamak. Boyun eğmek. Sallanmak. Sendelemek. Zayıflamak. Titreşmek. Tereddüt etmek.

Flickers : Titreşmek. Alevlenmek. Alazlanmak. Titrek ışık veya alev. Titreyerek yanmak (ateş). Titremek. Titreme. Oynamak (ışık veya gölge). Oynamak.

Flutter : Titreme. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Sinema ya da almaç görüntülüğünde resmin sürekli olarak hafifçe kıpırdaması biçiminde ortaya çıkan durum. bir filmin ya da mıknatıslı ses kuşağının seslendirme ya da okuma aygıtındaki geçişinde düzensizlikten dolayı sesin bozulması.

Bustle about : Koşuşturmak. Koşturmak. Telaşla hareket etmek.

Flickered : Alevlenmek. Titrek ışık veya alev. Titreme. Titremek. Hızla ve sessizce önünden geçmek. Oynamak. Titreyerek yanmak (ateş). Titreşmek. Oynamak (ışık veya gölge).

Flitted : Taşınmak. Oradan oraya uçmak. Uçuşmak. Geçmek. Başka eve taşınmak. Hızla geçmek. Geçip gitmek. Gitmek. Uçmak.

Flitter synonyms : move back and forth, flitters, flittered, flicker, quiver, flit, flick, fall over backwards, convulsion, fliting, flittering.

Flitter ingilizce tanımı, definition of Flitter

Flitter kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A tatter. A small piece or fragment. To flutter. As, to flitter the cards. A rag. To move quickly. To flutter.