Uçuşmak nedir, Uçuşmak ne demek

  • Hep birlikte uçmak.
  • Havada gidip gelerek dolaşmak
  • Kendini duyurmak.

"Uçuşmak" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Hava gazı fenerinin ışığının uzayıp azaldığı yerlerde gölgeler uçuşur." - H. R. Gürpınar
  • "Çalıların üstünde kuşlar cıvıldayarak uçuşuyordu." - Ö. Seyfettin

Yerel Türkçe anlamı:

Küçük balık sürüsü büyük balıktan kaçmak.

Üşüşmek.

Uçuşmak kısaca anlamı, tanımı:

Uçuş : Uçma işi.

Birlik : Bir taneden oluşmuş, bir tane alabilen. Tek, bir olma durumu, vahdaniyet. Bağlılık, benzerlik, bağlantı, vahdet. Bölünmezliği içeren yalın bütün. Belli bir topluluğun yararlarını korumak için kurulmuş dernek. Konunun bir ana düşünce çevresinde toplanması. En büyük değerdeki nota, dört dörtlük. Bir arada olma durumu, vahdet. Bölük, tabur, alay vb. bir bütün sayılan topluluk.

Uçmak : Aşırılmak. Yok olmak, ortadan kaybolmak. Çok hızlı gitmek. Hava yolu ile gitmek. Cennet. Kuş, kanatlı böcek vb. hareketli kanatları yardımıyla havada düşmeden durmak, havada yol almak. Uçak vb. araçlar özel mekanizma ile yerden yükselmek, havada yol almak. Rüzgâr veya başka bir itici güçle yerinden ayrılıp uzağa gitmek. Sıvı, gaz veya buhar durumuna geçmek. Gerçek hayattan uzaklaşıp düşlere dalmak. Patlayıcı madde ile parçalanmak. Keyif verici veya uyuşturucu madde aldıktan sonra kendinden geçmek. Uçar gibi dalgalanmak. Dinî inanışa göre ruh ölümden sonra göğe yükselmek. Çok sevinmek. Belirmek. Rengi solmak. Yüksek yerden düşmek veya yuvarlanmak.

 

Hava : Esinti. Müzik aletlerinden çıkan ses perdesi. Çevreyi kuşatan boşluk. Çekicilik. Durum, ortam, çevre, muhit, atmosfer, ambiyans. Canlılar üzerindeki etkisine göre hava yuvarının durumu. Gökyüzü. Keyif, âlem. Müzik parçalarında tür. Sonuçsuz, anlamsız, boş (durum, davranış, söz). Tarz, üslup. Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik. Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü. Hava yuvarını oluşturan, bütün canlıların solunumuna yarayan, renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı.

Dolaşmak : Gezinmek. Çok kimse tarafından söylenmek. Belirmek. Dönüp başka bir yönden gelmek. Bir yeri belli bir amaçla gezmek. Akmak. Denetlemek amacıyla bir yeri gezmek. Nefes, el bir şey üzerinde hafifçe hareket etmek. Gezmek, gezinmek. Saç, iplik vb. şeyler birbirine karışarak güç çözülür duruma gelmek. Doğru gitmeyip yolu uzatmak.

Duyurmak : Sezdirmek. İlan etmek. Duymasını sağlamak.

Hep : Hiçbiri dışta tutulmamak veya eksik olmamak üzere, bütün, tüm olarak. Sürekli olarak, her zaman, daima.

Birlikte : Bir arada, beraberce, hep beraber. Beraber. Yanında, beraberinde.

Diğer dillerde Uçuşmak anlamı nedir?

İngilizce'de Uçuşmak ne demek? : v. fly about, flit, fly, stream

Fransızca'da Uçuşmak : voleter, voltiger

Almanca'da Uçuşmak : v. flattern, wirbeln

Rusça'da Uçuşmak : v. летать, носиться, трепетать, слетать, налетать, заноситься