Streams türkçesi Streams nedir

Streams ingilizcede ne demek, Streams nerede nasıl kullanılır?

In streams : Oluk oluk.

Bloodstreams : Kan akışı. Kan dolaşımı.

Mainstreams : Ana görüş. Yaygınlaştırarak yerleştirmek. Anadamar. Teamül. Revaçta veya popüler olan akım. Nehrin ana kolu. Yaygın hale getirmek. Genelgeçer kabul gören kural ve gelenekler. Genel toplumsal tercih. Talimat.

Millstreams : Değirmen suyu akıntısı.

Stream bed : Nehir yatağı. Akarsu yatağı. Dere yatağı.

Blood stream : Can damarı. Kan dolaşımı. Kan akımı.

Stream editor : Duraksız düzenleyici. Linux'ta metin editörü. Akım düzenleyicisi. Metin editörü. Akım düzenleyici.

Avi compressed stream : Avı sıkıştırılmış akış.

Stream with perspiration : Çok terlemek.

Bit stream : Bit katarı. İkil akıntısı. Bir komünikasyon kanalı aracılığıyla aktarılan karakterler arasında parçalanmadan gerçekleştirilen devamlı veri akışı (bilgisayar). Bit akıntısı. Bit katan.

İngilizce Streams Türkçe anlamı, Streams eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Streams ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ran off : Koşarak egzersiz yapmak. Firar etmek. Sağmak. Yayınlamak. Rolik açmak. Beraberliği çözmek (yarışta veya oyunda). Kopya çoğaltmak. Basmak. Boşaltmak.

 

Banishes : Kovmak. Sürgün etmek. Kafasından atmak. Defetmek. Uzaklaştırmak. Sürgüne göndermek. Aklından çıkarmak. Düşünmemek. Sürmek (bir yerden atmak).

Fleeing : Tüymek. Terketmek. Aceleyle çıkmak. Firar etmek. Fıymak. Kaçınmak. Kaçmak. Sıvışmak.

Billowed : Çok duman çıkarmak. Kabarmak. Şişirmek (yelkeni). Dalgalandırmak. Dalgalar halinde yükselmek. Dalga dalga kabarmak. Rüzgarla şişmek. Buram buram çıkmak (duman).

Funnel : Boru. Işığın dağılımını sınırlayan takı. ışıldağın öndeki tırnaklarına takılır. bunların çeşitli çapta olanları vardır. Baca (vapurda). Akıt. Baca gibi yapmak. Huni biçimi vermek. Havalandırma deliği. Baca.

Flitted : Hızla geçmek. Geçmek. Başka eve taşınmak. Geçip gitmek. Taşınmak. Uçmak. Çırpınmak. Uçup gitmek. Gitmek.

Fluctuate : Yükselip azalmak. Yükselip alçalmak. Kararsız olmak. Bocalamak. Tereddüt etmek. Düzensiz hareket etmek. İnip çıkmak. Bir yükselip bir azalmak. Azalıp çoğalmak.

Flee : Tüymek. Terketmek. Sıvışmak. Aceleyle çıkmak. Kaçmak. Kaçınmak. Firar etmek. Fıymak.

Express : Ekspresle göndermek (mektup). Özel. Hızlı. Açık. Belli. Süratli. Açık etmek. Ekspres. Kesin. Sarih.

Flourishes : Fanfar çalmak. Sağlıklı olmak. Zenginleşmek. Süslü konuşmak. Yıldızı parlamak. Savurmak. Süslemek. Gelişmek. Güzelleşmek.

Streams synonyms : re emphasise, topicalize, pitch accent, press home, ram home, tonic accent, re emphasize, point up, word stress, drains, bring out, dripped, flourished, elapse, bear down, fled, punctuate, streamed, billow, banish, empty, fliting, budded, ranging, prosody, emphasise, flown, banished, exudes, applies, disembogue, blows, flits.

 

Streams zıt anlamlı kelimeler, Streams kelime anlamı

Play up : Vurgulamak. Sorun çıkarmak. Belirtmek. Yaramazlık etmek. Daha yüksek sesle çalmak. Abartmak. Üzerinde durmak. Oyun oynamak. Daha sesli çalmak. Elinden gelenin en iyisini oynamak (spor terimi).

Foreground : Ön plan. Ön. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. En öndeki görüntü. Önplan. Görünçlüğün önündeki bölüm; öne düşen yerler. dip karşıtı. bazı ikinci, üçüncü sınıf sinemalarda görüntülüğe en yakın sıralar. Önalan. Ön plana almak.