Ran off türkçesi Ran off nedir

  • Koşarak egzersiz yapmak.
  • Firar etmek.
  • Yayınlamak.
  • Sağmak.
  • Basmak.
  • Akıp gitmek.
  • Rolik açmak.
  • Kaçmak.
  • Beraberliği çözmek (yarışta veya oyunda).
  • Boşaltmak.
  • Kopya çoğaltmak.

Ran off ile ilgili cümleler

English: Ali and Mary ran off to Boston and got married after knowing each other only a few weeks.
Turkish: Ali ve Mary Boston'a kaçtılar ve sadece birkaç hafta birbirlerini tanıdıktan sonra evlendiler.

English: Ali ran off in the direction that Mary pointed.
Turkish: Ali Mary'nin gösterdiği yöne kaçtı.

English: A boy ran off with some money.
Turkish: Bir çocuk biraz para aşırdı.

English: He ran off to meet his teacher.
Turkish: Öğretmeniyle buluşmak için kaçtı.

English: He ran off with another woman.
Turkish: Başka bir kadınla kaçtı.

Ran off ingilizcede ne demek, Ran off nerede nasıl kullanılır?

Ran : Yağmurormanları faaliyet grubu. Yağmur ormanlarının korunması ve diğer çevresel meselelerle ilgili çalışan çıkar amacı gütmeyen organizasyon.

Off : Öldürmek. Azalmak. Kapalı. Başlangıç. Kalkmak. Baş. Dışında. Soğutmak. İndirmek.

Ran aground : Karaya oturmak.

Ran away : Fark atmak. Kolay kazanmak. Gemi azıya almak. Firar etmek. Kaçmak.

Ran bleich : İsrailli film yönetmeni.

Ran the show : Patron olmak. Yönetmek. İşletmek.

 

Ran out of : Bitmek. Bir stokta tükenmek. Tükenmek.

İngilizce Ran off Türkçe anlamı, Ran off eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Ran off ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Emits : İfade etmek. Yaymak. Yollamak. Belirtmek. Neşretmek. Atmak. Yayımlamak. Vermek. Salmak.

Come upon : Saldırmak. Üstüne gelmek. Hücum etmek. Rast gelmek. Rastlamak. Karşılaşmak. Gafil avlamak.

Milk : Süt vermek (inek). Süt. Yolmak. Faydalanmak. Memeli hayvanlarda yeni doğan yavrunun beslenmesi için süt bezlerinden salgılanan besin maddesi. bazı bitkilerin süt renginde ve kıvamında özel sıvısı. Çekmek. Sağmak (inek). Sütümsü madde.

Flow : Taşmak. Dökülmek. Akıntı. Akıntı yapmak. Bastırmak. Yükselmek (deniz). Bilgisayar, kimya alanlarında kullanılır. Met halinde olmak.

Depress : Kısmak. Alçaltmak. İçini karartmak. Neşesini kaçırmak. Düşürmek. İndirmek. Değerini azaltmak. Moralini bozmak. Azaltmak.

Clears : Kurtarmak. Seyretmek (gemi). Kaldırmak. Ödemek. Kazanmak. Açıklamak. Aşmak. Açmak. Limana giriş veya çıkış izni almak. Gidermek.

Absconding : Alacaklıdan kaçmak. Kaçıp gizlenmek. Kanundan kaçmak.

Herald : Hanedan armacısı. İlan etmek. Müjdeci. Birşeyin müjdecisi olmak. Müjdelemek. Elçi. Bildirmek. Haber vermek. Selamlamak.

Range : Tarafına çevirmek. Seri (ürün vb). Biyoloji, eğitim, fizik, kimya, iktisat, veterinerlik alanlarında kullanılır. Gidim. Gezmek. Yemek pişirmekte kullanılan ocak. Boyunca gitmek. Sıralanmak. Doğrultmak. Bir aracın, dolu depo ile, yeniden yakıt almadan gidebileceği uzaklık.

Decamps : Ayrılmak. Sıvışmak. Kampı bozup ayrılmak.

Ran off synonyms : feature, unreel, compress, flee, counterfeit, heralds, break out, flew, emit, depletes, ranged, debarks, abscond from, broadcast, bolted, give forth, border on, unreeled, debark, blow through, escapes, bring out, desert the colors, emitted, issue, elapsed, catch, give to the world, caught, flood, absconds, flees, decants.