Foil türkçesi Foil nedir
- Engel olmak.
- Önlemek.
- Engellemek.
- Bozmak.
- Varak.
- Sır.
- Dürtücü kılıç.
- İtmek.
- Folyo.
- Kıyas edilen örnek.
- Metal yaprak.
- İşini bozmak.
- Başarmasına engel olmak.
- Set çekmek.
- Yaldız kağıdı.
- Sır (ayna).
- Meç.
- Folyo ile sarmak.
- Namlusu dörtgen kesitli oluksuz ve ince, balçağı (çelgiliği) delici kılıca göre daha küçük; namlu ucundaki elektrikli düğmesi yuvarlak ve tırtıllı; 500 gr. ağırlığında 110 cm. uzunluğunda yalnız dürtüş yapmaya elverişli, üç kılıçoyunu savutundan biri.
- Eskrim alanında kullanılır.
- Eskrim kılıcı.
Foil ile ilgili cümleler
English: The coup attempt was foiled at the last moment.
Turkish: Darbe girişimi son anda engellendi.
Foil ingilizcede ne demek, Foil nerede nasıl kullanılır?
Foil a theft : Bir hırsızlığı durdurmak. Birkimsenin çalmasının önüne geçmek. Bir hırsızlığı önlemek.
Foil backed : Folyo kaplı.
Foil weave : Folyo örgü.
Beam foil spectroscopy : Işın yaprak izgeölçümü. Işın yaprak spektroskopisi. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Öğecik demetlerinin, çok ince bir karbon vb. yaprağından geçmesiyle uyarılmaları, sonra saldıkları ışıkların demet ekseni boyunca azalması olayına dayanan öğecik geçiş olasılığını ölçme yöntemi.
Aluminium foil : Alüminyum folyo. Alüminyum varak.
Foiling : Folyo. Bozmak. Meç. Önlemek. Folyo döşemek. Başarmasına engel olmak. İtmek. Folyo ile sarmak. Engellemek. Sır.
Aluminum foil : Alüminyum folyo. Aliminyum folyo. Stanyol. Gıda ürünlerini sarmak ve saklamak için kullanılan çok ince alüminyum kağıtlar.
Copper foil : Bakır yaprak.
Foilsman : Eskrimci.
Foiled the attempt : Hakkı yenmiş. Çabası engellenmiş. Girişimi engellenmiş.
İngilizce Foil Türkçe anlamı, Foil eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Foil ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Balk : İnat etmek. Anlaşmaya yanaşmamak. Kütük. Önünü kesmek. Yürümemekte direnmek. Bir engel karşısında duraklamak. Kaçınmak. Duraksamak.
Block : Bilgisayar, bilişim, biyoloji, eğitim, voleybol, veterinerlik, jeoloji, uluslararası ilişkiler alanlarında kullanılır. Kalıplamak. Kesmek. Duvar. Durdurmak. Küçük çocukların yapım, yaratma ve imgeleme güçlerini geliştirmeye yardımcı olmak üzere daha çok ana okullarında kullanılan ve genellikle tahtadan yapılan bir oyun aracı. Teknik ya da mantıksal nedenlerle bir birim gibi düşünülen ve işlem gören bir tutanak dizgisi, sözcük dizgisi ya da damga dizgisi, özellikle mıknatıslı kuşak üzerindeki bilginin, kuşak deviniminin başlamasıyla durması arasında, aralıksız, bir seferde okunan kesimi, bk. mantıksal tutanak, fiziksel tutanak. Deneysel tasarımda amacı, konu dışı tesadüfi nedenlerden meydana gelen değişkenliği saf dışı bırakmak ve gerekirse yok etmek, böylece hatayı azaltmak olan, deneysel birimleri bir örnek bir grupta toplama işlemi. Öbek. Tıkamak.
Tinfoil : Kalay kağıdı. Çok ince kalay veya alüminyum yaprağı. İnce levha kalay. Alüminyum folyo. Kalay folyodan yapılan. Kalay yaprağı. Kalay folyo.
Bar : Hariç. İzin vermeme. Kalıp. Demir ya da tahta parmaklık. Yasaklamak. Parmaklıkla çevirmek. Sırık. Sürgülemek. Gerek denge, gerekse kasları açmada işe yarayan, duvar boyunca yerden bel hizası yüksekliğinde, tahta tırabzan. Kısıtlamak.
Close combat : Sıcak çatışma. Yakın vuruşma. Savutları kullanmayı engellemeyecek derecede birbirine yakın olarak yapılan vuruşma. Göğüs göğüse savaş. Göğüs göğüse çarpışma. Yakın muharebe.
Arrests : Bloke etmek. El koymak. Tutuklamak. Çekmek (dikkat). Durdurmak.
Abashes : Gururunu incitmek. Utandırmak.
Affects : Taslamak. Numarası yapmak. Etkilemek. Üzmek. Yaşamak ( de). Sevmek. Hoşlanmak. Sarsmak. Etki etmek.
Chaff : Takılmak. Takılmak (argo terim). Tahıl kapçığı. Şaka. Kesmek (saman vb). Kepek. Keten, pamuk vb. tohumların hasat veya çeşitli işlemler sonrasında tohumu çıkarılmasıyla geriye kalan zarf veya kapsülleri, kapçık, tahıl kabuğu. Şaka etmek. Şakalaşmak.
Foil synonyms : build a barrier, bank, saber, draw a line, blade, hairpieces, alloy, arrest, binds, bodycheck, baffle, hefts, cumber, counter to, foiling, boost, baulks, glazing, glaze, gold leaf, adulterates, amateur, impel, change of engagement, dig into, attacks on the blade, abashing, balking, lamination, bout, gold foil, bind, debarred.
Foil zıt anlamlı kelimeler, Foil kelime anlamı
Uncover : Ortaya çıkmasını sağlamak. Kapağını açmak. Örtüsünü ya da kapağını açmak. Ortaya çıkarmak. Meydana çıkarmak. Açmak. Üstünü açmak. Örtüsünü açmak. Su yüzüne çıkarmak. Açmak (örtü, kapak vb).
Foil ingilizce tanımı, definition of Foil
Foil kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Gold foil. To trample. A leaf or very thin sheet of metal. To defile. To soil. Miscarriage. Defeat. Tin foil. To tread under foot. Failure of success when on the point of attainment. As, brass foil. Frustration.

Bu kısımda Foil kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Foil ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Foil anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Foil ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.