For the time türkçesi For the time nedir

  • Kısa bir süre için.

For the time ile ilgili cümleler

English: He is living with his friend for the time being.
Turkish: Şimdilik arkadaşı ile birlikte yaşıyor.

English: I am staying at the hotel for the time being.
Turkish: Şu an için otelde kalıyorum.

English: I'm staying at a hotel for the time being.
Turkish: Şimdilik bir otelde kalıyorum.

English: I am staying with my uncle for the time being, but later I will move to a small apartment.
Turkish: Şimdilik amcamla birlikte kalıyorum fakat daha sonra küçük bir apartman dairesine taşınacağım.

English: I got fired from the company, but since I have a little money saved up, for the time being, I won't have trouble with living expenses.
Turkish: Ben şirketten kovuldum ama biriktirdiğim biraz param olduğu için, şimdilik, geçim giderleriyle bir sorunum olmayacak.

For the time ingilizcede ne demek, For the time nerede nasıl kullanılır?

For : İçin. -dir. Bir takımyıldızın adı. Yüzünden. Şerefine. Yerine. -e uygun. Olarak. -e göre.

The : Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belgili tanımlık. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır.

 

Time : Saat tutmak. Yerbilim zamanı. Defa. Kere. Kez. Zaman. Zamanlamak. Temposunu belirlemek. Vakit. Tempo tutmak.

For the time being : Şimdilik. Muvakkaten. Şimdiki şartlara göre. Bu arada. Şu an.

For the addressee only : Sadece yazılı olan alıcı tarafından alınması kastedilen (mektubun, paketin, vb.). Sadece ismi yazılı alıcı için.

For the benefit of : Yararına. Çıkarına. -nın yararına. Lehine. Menfaatine.

For the last time : Son defa. Son kez.

For the good of : Çıkarına. Yararına. Menfaatine. Lehine.

For the asking : İstersen.

For the birds : Anlamsız. İlginç olmayan. Saçma. Önemsiz.