Force majeure türkçesi Force majeure nedir

  • Zorunlu.
  • Zorunlu neden.
  • [#zorlayıcı+neden Zorlayıcı nedenler].
  • Zorunlu sebebler.
  • Mücbir sebepler.
  • Forsmajör.
  • Zorunlu haller.
  • Fors majör.
  • Ekonomi alanında kullanılır.
  • Zorunlu hallerde.
  • Zorlayıcı neden.
  • Zorunlu durum.
  • Zorlayıcı sebep.
  • Zorunlu nedenler.
  • Kaçınılmaz nedenininden ötürü yapılamayan bir yüklenmede ileri sürülen gerekçe. bulgu, oranlama, önleme gibi uğraşılarla engellenemeyen zorunlu nedenler.

Force majeure ingilizcede ne demek, Force majeure nerede nasıl kullanılır?

Force : Güç. Zorlamak. İcbar etmek. Çabuklaştırmak. Baskı yapmak. Cebir. Kuvvet. Yükseltmek (fiyat). Turfanda yetiştirmek. Bir cismin durma ya da devinim durumunu değiştiren dış etken. (sı birimi newton'dur).

Force a passage through the crowd : Kalabalık arasından iterek kendine yol açmak. Kalabalık arasından bir yol açmak.

Force a smile : Zorla gülümsemek.

Force an issue : Konuyu zorlamak. Bir konuyu zorlamak. Bir karar varılması için baskı yapmak. Gündemi zorlamak.

Force an open door : Açık kapıyı kırıp geçmek. Açık kapıyı zorlamak.

İngilizce Force majeure Türkçe anlamı, Force majeure eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Force majeure ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

De rigueur : Öngörülen. Görgü gereği.

A posteriori analysis : Ardıl çözümleme. A posteriyori analiz.

 

Apodictic : Bariz gerçek. Mantıklı bir bakış açısından kesin olan. Müsellem. (matematik). Şüphesiz olarak doğru. Aşikar. Bariz. Sabit. Su götürmez. Örnekle açıklanmış olması nedeniyle tartışılmaz olan.

A posteriori criteria : Ardıl ölçüt.

Affined : Yakın ilişkili veya bağlı. Mecbur. Bağlı. Yakın ilişkili.

Bound to : Mutlaka. Garanti. Kesinlikle.

Abadir test : Abadir sınaması.

Farfetched : Mecburi. Gerçek payı çok az olan. Gergin. İlgisiz. Alakasız. Uydurma. İnanılması zor. Erişilmesi güç (hayal). Zoraki.

Impeditive : Engelleyici. Amir. Evliliğe engel olucu. Emir. Emri. Mecburi.

Necessity : Zorunluluk. Gereksinim. Gereklilik. Tümdengelimci bilimlerde öncüllerden çıkarım yoluyla türetilmiş sonuçların öncüllerle bağdaşması ya da bir durumun gerçekleşmesinin mantıksal kaçınılmazlığı. Zaruret. İktiza. Gereken. Hacet. Lüzum.

Force majeure synonyms : a b model, force majeur, a priori analysis, a posteriori probability, act of providence, compulsive, abc method, vis major, superior power, enforced, essential, a level, compulsives, a error, forced causes, compulsory, a posteriori information, coercible, abel blanchard model, a priori information, a priori probability, act of god, aalen estimator, forced, forcedly, a priori theoretical criteria, aalens linear regression model, bounden, acts of god.