Foreign exchange reserves türkçesi Foreign exchange reserves nedir

  • İktisat alanında kullanılır.
  • Döviz rezervleri.
  • Bir ülkede merkez bankası ve bankalarda bulunan toplam döviz miktarı.

Foreign exchange reserves ile ilgili cümleler

English: Japan's gold and foreign exchange reserves stood at $68.9 billion at the end of 1998, down from $77.0 billion a year earlier.
Turkish: Japonya'nın altın ve döviz rezervleri 1998'in sonunda $68.9 milyarı gösteriyordu, bir yıl öncekinden $77.0 milyar daha aşağı.

Foreign exchange reserves ingilizcede ne demek, Foreign exchange reserves nerede nasıl kullanılır?

Foreign : Yabancı madde. Bir maddede kendisinden başka bulunan her türlü madde. Dış. Yabancı. Dıştan gelme. Ecnebi. Ülke dışı. Yabancılık. Harici.

Exchange : Bozmak. Bilgisayar, fizik, kimya, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Çevirmek. Kambiyo. Yabancı para cinsinden ödemeye aracılık eden kambiyo senetleri, kredi kartları gibi araçlar ile yabancı kağıt ve madeni para. Kitaplıkların fazla gereçlerini birbiriyle değiştirme işlemi. Tecim ve yapım işleriyle uğraşan kişilerin alım, satım ve değişim amacıyla devlet denetimi altında iş yaptıkları yer. İki parçacığın tüm yerlemlerinin (uzay yerlemleri ve fırılı) karşılıklı olarak birbirleri ile değiştirilmesi. Bir hak ya da malın başka bir hak ya da mal ile para kullanmadan başa baş değiştirilmesi. Trampa etmek.

 

Reserves : Karşılıklar. Yedek akçeler. Ayırmak. Hakkı saklı tutmak. Rezervler. Ertelemek. Yedek kuvvet. Rezerve ettirmek. Tutmak. Yedekler.

Gold and foreign exchange reserves : Altın ve döviz rezervleri. Bir ülkenin dış iktisadi yükümlülüklerini yerine getirmek amacıyla bulundurduğu altın ve yabancı para stokları.

Foreign exchange : İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Döviz. Yabancı para. Yabancı para cinsinden ödemeye aracılık eden kambiyo senetleri, kredi kartları gibi araçlar ile yabancı kağıt ve madeni para. Yabancı paraların alım ve satımı, yabancı bir ülkeye ödenecek bir borç için bankada yapılan para değiştirme ve gönderme işlemi. yabancı bir ülkede ödenecek bir para için kullanılan çek, ödek, sayca gibi ödeme araçlarının alım ve satım işlemi. Dış kambiyo. Harici kambiyo. Döviz kuru. Döviz arbitrajı. Başka bir ulusun tedavüldeki parası.

Foreign exchange assets : Döviz borçlan. Döviz borçları.

Foreign exchange broker : Döviz alıcısı ile satıcısı arasında aracılık yaparak anlaşmalarını sağlamaya çalışan ancak anlaşmaya kendisi taraf olmayan kişi veya firma. Bankaların yanı sıra döviz alım-satımına eden gerçek veya tüzel kişi. Kambiyo acentası. Döviz simsarı.

Foreign exchange control : Kambiyo kontrolü. Kambiyo denetimi. Döviz kontrolü.

Foreign exchange arbitrage : Dövizin ucuz olduğu piyasadan satın alınıp pahalı olduğu piyasada satılarak, diğer bir deyişle kur farklarından yararlanarak elde edilen kazanç. Döviz arbitrajı. Döviz arakazancı.

Foreign exchange bottleneck : Döviz darboğazı. Ülkenin belirli bir dönemde döviz giderlerinin artması ve/veya gelirlerinin azalması yüzünden ciddi bir döviz sıkıntısı içine düşmesi.

 

İngilizce Foreign exchange reserves Türkçe anlamı, Foreign exchange reserves eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Foreign exchange reserves ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Foreign currency reserves : Döviz rezervi. Rezerv olarak saklanan başka bir ülke para birimi.

A shift in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Ability to pay approach : Güç yaklaşımı. Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı.

A pass through certificate : Tutsat senedi. Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt.

Abnormal budget : Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe. Olağanüstü bütçe.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçenin giderleri. Olağanüstü bütçe gideri.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir. Olağanüstü bütçe geliri.

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu ortaklığı. A tipi yatırım fonu. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu.

A shift in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

Foreign exchange reserves synonyms : a group shares, a change in demand, abolition of forced labour convention, a shift in supply, a change in individual demand, a change in supply, ability rent.