Formulator türkçesi Formulator nedir
- Formülleştiren kimse.
- Formüller yaratan kimse.
- Formül yapan kişi.
Formulator ingilizcede ne demek, Formulator nerede nasıl kullanılır?
Formulators : Formül yapan kişi. Formüller yaratan kimse. Formülleştiren kimse.
Formulate : Formülleştirmek. Açık ve kesin bir biçimde belirtmek.
Formulated : Formülleştirmek. Hazırlamak (plan). Formüle edilen. Açık ve kesin ifade etmek.
Formulated feed : Formüllü yem. İki veya daha fazla sayıdaki yem maddesinin, belirlenmiş olan özeliklerine göre formüle edilip karıştırılmasıyla elde edilen yem. Formüle edilmiş yem.
Formulates : Kesin ve açık olarak belirtmek. Formülleştirmek. Açık ve kesin ifade etmek. Hazırlamak (plan). Formül halinde ifade etmek. Formüle etmek. Açık ve kesin bir biçimde.
Reformulate : Yeniden geliştirmek. Yeniden düzenlemek. Yeniden formüle etmek.
Identical formulation of question : Sınama-yeniden sınama yordamında ya da süremli bir araştırmada başvurulan koşut sorularda kullanılan anlamca özdeş ya da benzer deyiş birimi. Özdeş soru deyişi.
Leucocyte formulate : Akyuvar formülü. Akyuvar tiplerinin yüzde oranlarının tespit edilmesi yani kanda bulunan yüz akyuvardan kaçının nötrofil, eozinofil, bazofil, monosit veya lenfosit olduğunun saptanması.
Formulative study : İlişki kurucu araştırma. Olaylar arasında eğilim durumundaki düzenliliklerden yola çıkarak bir varsayım kurmak üzere yapılan arayıcı inceleme, bk. durum saptayıcı araştırma, varsayım sınayıcı araştırma.
Formulating : Formülleme. Açık ve kesin ifade etmek. Hazırlamak (plan). Formülleştirmek. Formülleyen.
İngilizce Formulator Türkçe anlamı, Formulator eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Formulator ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Polish : Polonya dili. Cila. Polonyaca. Parlaklık. Kibarlık. Perdahlamak. Perdah. Ayakkabı boyası. Polonyalı. Lehçe.
Speculate : Yorumda bulunmak. Alavere etmek. Borsada oynamak. Kafa patlatmak. Kafa yormak. Yorum yapmak. Spekülasyon yapmak. Tahminde bulunmak. Üzerinde düşünmek. Vurgunculuk yapmak.
Theorize : Teori kurmak. Kuram oluşturmak. Teorileştirmek. Farzetmek. Kuramlamak. Kuramlaştırmak. Kuram geliştirmek. Ortaya bir teori atmak. Kuram ortaya koymak.
Evolve : Gelişmek. Tekamül etmek. Yavaş yavaş geliştirmek. Yaymak. Çıkarmak. Evrim geçirmek. Geliştirmek. Açmak. Evrimleşmek. Değişmek.
Smelling salts : Amonyak ruhu. Amonyum karbonat. Ruh (koklatılan). Amonyak tuzu. Amonyum tuzu. Nışadır.
Mature : Ergin. Vadesi gelmiş. Olgunlaşmak. Kemale ermiş. Erginleşmek. Büyüme ve gelişmesini tamamlayarak ergin evreye ulaşmış. matür. Eşeysel olgunluğa erişmiş canlı. Tamam. Matür.
Hypothesize : Varsayımda bulunmak. Varsaymak. Hipotez kurmak. Sanmak.
Preparation : Hazırlama. Hazırlık. Bir oyunda gelişecek olayları önceden ortaya atıp onları birden olmuş gibi göstermekten kaçınmak; gelişmelerine inandırıcılık vermek. (sahne çalışmasından önce dramatürgi, sahne düzeni, dekor, giysi, makyaj, sahne tekniği, ışık, efekt v.b.). Müstahzar. Preparat. Sahne çalışmasına geçmeden önce oyunun özüne ve biçimine ilişkin olan ön çalışma. yazarın önemli bir olayı inandırıcı yapabilmek için daha önceden bir olayı ortaya çıkaracak- nedenleri gösteren hazırlığı. Anıklama. Hazır ilaç. İhzarat. Giriş müziği.
Nebula : Gaz ve tozdan oluşmuş evren bulutu. Nebula. Bulutsu. Dumanlı. Yıldızlararası uzayda uçuk bulutu gibi donuk görünümlü bölgecikler. Bulutsu uzak yıldız topluluğu. Bulutlu. Coğrafya, fizik, uzay, veterinerlik alanlarında kullanılır. Göz bebeğine yerleşen duman biçiminde nedbe dokusu. Uzayda ekseni çevresinde yavaşça dönen, kızgın gaz ve göktozlarından oluşan bulut görünüşünde gök varlığı.
Starch : Resmi tavırlar. Bitkilerde depo maddesi olarak meydana getirilen polisakkarit. Dinçlik. Ciddiyet. Kolalamak. Nişasta. Alfa-glikozidik zincir biçiminde oluşan, hidroliz olduğunda yalnızca glikoz veren, bitki hücrelerinde bulunan ve özellikle, yumrularda ve tohum endosperminin başlıca kısmını oluşturan, beyaz, kokusuz, tatsız, granül veya toz durumda depo polisakkarit. Sertlik. Katılık. Bitkilerde depo maddesi olarak meydana getirilen polisakkarit, (c6h10o5).
Formulator synonyms : glycerinated gelatin, conjecture, redevelop, develop, cleaner, hypothecate, cleanser, acquire, hypothesise, explicate, cleansing agent, suppose, chemical compound, formulators, compound, theorise, reformulate.
Formulator zıt anlamlı kelimeler, Formulator kelime anlamı
Undeveloped : Gelişmemiş. Banyo edilmemiş. Geri. Tab edilmemiş. İşlenmemiş (toprak).

Bu kısımda Formulator kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Formulator ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Formulator anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Formulator ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.