Fouling türkçesi Fouling nedir

  • Kirlenme.
  • Namlu içinde kalan barut kurşun kalıntısı.
  • Bırakıntı.
  • Su altındaki gövdenin yosun kabuklular vb ile kaplanması.
  • Kimya alanında kullanılır.
  • Tortu oluşumu.
  • Özellikle batmış bir nesnenin üzerindeki kaplama tabakası (gemi gövdesi gibi).
  • Doğal suya, örneğin deniz suyuna değen bir metal yüzeyine bitki ve hayvanların birikip çökmeleri.
  • Curuf bağlaması.
  • Denizel kirlilik.

Fouling ingilizcede ne demek, Fouling nerede nasıl kullanılır?

Foulings : Kirlenme. Su altındaki gövdenin yosun kabuklular vb ile kaplanması. Tortu oluşumu. Özellikle batmış bir nesnenin üzerindeki kaplama tabakası (gemi gövdesi gibi). Namlu içinde kalan barut kurşun kalıntısı. Denizel kirlilik. Curuf bağlaması.

Antifouling : Çürüme önleyici.

Befouling : Pisletmek. Lekelemek. Boklamak. Kirletmek.

Foul air : Pis hava. Grizu. Bozuk hava.

Foul anchor : Çaprazlı demir.

Foul charge : Kuralsız yüklenme. Bir oyuncunun ayaktopu kurallarına aykırı olarak vücudu karşı takım oyuncusunun üzerine abanması.

Foul by holding : Rakip futbolcuya sarılmak suretiyle yapılan faul. Bele sarılmak. Karşı takım oyuncusunun beline sarılıp durdurulması biçimindeki sapkı. bk. sapkı.

Foul play : Hatalı oyun. Birisinin arkasından iş çevirme. Cinayet. Kurallara aykırı oyun. Faul. Hainlik. Suikast. Kalleşlik.

 

Foul shot : Serbest atış. Faul atışı. Faul atışı (basket.).

Foul language : Edepsiz dil. Müstehcen dil. Terbiyesiz dil. Küfürlü konuşma.

İngilizce Fouling Türkçe anlamı, Fouling eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fouling ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Sludge formation : Çamur oluşumu. Çamur formasyon.

Soul : Canlılık. Kişi. Zencilerle ilgili. Simge. Zencilere ait. Can. İçtenlik. Maneviyat. Ruh. Soul.

Affect : Etki etmek. Sarsmak. Gibi davranmak. Taslamak. Sevmek. Tesir etmek. Üzmek. Poz yapmak. Hoşlanmak. Numarası yapmak.

Ambivalence : Müphemlik. Duygu çelişmesi. Ambivalens. Duygu ikilemi. Kurulu toplumsal dengenin bozulduğu dönemlerde bireylerin, yaşamın türlü alanlarına ilişkin tutumlarında birbirinden ayrı, birbirine karşıt değerler arasında bocalamaları durumu. Karşıt duyguların birlikte yaşanması. Duygu tezatlığı. Duygu karmaşası. İki değerlilik.

Glow : Yanmak. Coşmak. (yüz) kızarmak. Alevlenmek. Parlamak. Korlaşmak. Parıltı. Kızıllaşmak. Kırmızılaşmak.

Acidimetry : Asit ölçme. Bir asitli çözeltiyi, ölçün baz çözeltisiyle tepkimeye sokarak asitlik derecesini belirleme yöntemi. Asit ölçümü. Asitölçüm. Bir asidin etkisinin ölçüldüğü süreç. Asidimetri. Asidimetre. Asitimetre.

Desire : Dilemek. Heveslenmek. Arzu etmek. Dilek. Arzulamak. Arzu. Yalvarmak. İmrenmek. İstek duymak. İstek.

Liking : Zevk. Alaka. Düşkünlük. Sevme. Hoşlanma. Meyil. Beğenme. Beğeni. Sempati. Sevgi.

Pain : İncitmek. Sancı. Istırap. Sızı. Üzmek. Acı çekmek. Acı. Ağrı. Eziyet etmek. Kalbini kırmak.

 

Apathy : Duygusuzluk. İlgisizlik. Uyuşukluk. Duyarsızlık. Hissizlik. Alakasızlık. Eğitim, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Umursamazlık. İhmal. Cansızlık.

Fouling synonyms : philia, affectionateness, first blush, pleasance, sympathy, pang, temper, faintness, effect, levity, pollutions, amazement, devastation, astonishment, thing, alcohols, ungratefulness, solemnity, humour, intuition, calmness, thought, inquination, acid radical, bravery, dislike, unhappiness, ambivalency, aldehydes, activated coal, sentiment, suspicion, expectation.

Fouling zıt anlamlı kelimeler, Fouling kelime anlamı

Gratitude : Memnuniyet. Minnettarlık. Kadirşinaslık. Şükran. Gönül borcu. Minnet. Şükür. Değerbilirlik. İyilikbilirlik.

Pain : Sızı. İncitmek. Acıtmak. Acı çekmek. Kalbini kırmak. Ağrı. Sancı. Baş belası. Istırap. Üzmek.

Liking : Zevk. Sevgi. Alaka. Beğeni. Sempati. Beğenme. Meyil. İlgi. Sevme. Düşkünlük.

Fouling antonyms : agitation, ingratitude, concern, gravity, sadness, despair, calmness, hope, humility, pleasure, dislike, pride, levity, happiness, fear.