Foveolate türkçesi Foveolate nedir

  • Küçük çukurları olan.
  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Foveolat.
  • Gamzeleri olan (biyoloji terimi).

Foveolate ingilizcede ne demek, Foveolate nerede nasıl kullanılır?

Foveola : Çukurcuk. Küçük girinti. Foveola. Küçük oyuk (biyoloji terimi). Küçük çukur.

Foveolar : Küçük çöküntüleri olan (biyoloji terimi). Çukurlu.

Foveolaris : Foveolaris. Çukurcuğa ait, çukurcukla ilgili olan.

Foveolus : Faveolus. Küçük çukur, çukurcuk.

İngilizce Foveolate Türkçe anlamı, Foveolate eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Foveolate ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abductor muscle : Uzaklaştırıcı kas. Abdüktör kas. Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas.

Pitted : Karıncalaşmış. Karıncalı. Çopur (çiçek hast.). Çukurlu. Oyuklu. Oyuk oyuk. Çekirdekleri çıkarılmış. Çiçek bozuğu. Çukurlaştırılmış. (pastan) karıncalanmış.

Abiotic environment : Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Abiyotik çevre. Abiyotik ortam. Cansız çevre.

Aardvark : Yerdomuzu. Yer domuzu. Damarlı dişliler (tubulidentata) takımının, yer domuzugiller (orycteropodidae) familyasından, 100 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, afrika'da kazdığı inlerde yaşayan bir tür. Karınca yiyen. Borudişli.

 

Acacia : Arap zamkı. Mimoza. Salkım ağacı. Akasya. Küstüm otugiller (mimosaceae) familyasından, parçalı yapraklı, sarı çiçekli, çanak ve taç yaprakları 4-5 parçalı, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler. Akasya sakızı.

A protein : Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri. Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. A proteini.

Abacus bodies : Abacus cisimcikleri. Dişteki odontoblast hücrelerinde içleri muntazam dizilmiş kalsiyum granülleri ve kollagen öncülerini içeren golgi kesecikleri.

Cavitied : İçinde bir oyuk olan (bir diş gibi). Delikleri olan. Oyuk oyuk.

Cellular : Ajurlu. Hücresel. Hücreye ait, hücreyle ilgili, hücresel. Hücreli. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Gözenekli olan. Hücre. Cep telefonu. Gözelerden dizilmiş biçimde bir yapı gösteren. Gözeli.

Aardwolf : Etçiller (carnivora) takımının, sırtlangiller (hyaenidae) familyasından, 80 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, bütün sırtı boyunca uzanan bir yelesi olan, kuzey afrika'da yaşayan bir tür. Yeleli sırtlan. Bir sırtlanın özelliklerine sahip ve esas olarak böceklerle özellikle termitlerle beslenen güney ve doğu afrika yerlisi çizgili memeli.

 

Foveolate synonyms : alveolate, abramis zone, a cell, aardvarks, leafy, honeycombed, a site, abo blood groups system, abiotic factor, a cells, abambulacral area, a chromosome.

Foveolate zıt anlamlı kelimeler, Foveolate kelime anlamı

Leafless : Yapraksız.

Noncellular : Hücreli olmayan. Hüre ile ilgili olmayan. Hücresiz. Nonselüler. Hücresel olmayan.

Foveolate ingilizce tanımı, definition of Foveolate

Foveolate kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Having small pits or depressions, as the receptacle in some composite flowers.