Fran türkçesi Fran nedir

  • Kadın ismi (frances isminin bir şekli).
  • Erkek ismi (francis isminin bir şekli).

Fran ile ilgili cümleler

English: Ali and Mary are enjoying a walk along the pilgrims' trail in France.
Turkish: Ali ve Meryem Fransa'daki hac yolu yürüyüşünün keyfini çıkarıyor.

English: After the revolution, France became a republic.
Turkish: Devrimden sonra, Fransa bir cumhuriyet oldu.

English: A crisis in France could be bad for America.
Turkish: Fransa'daki bir kriz Amerika için kötü olabilir.

English: Ali and Frank are good friends.
Turkish: Ali ve Frank iyi arkadaşlardır.

English: Akiko has some friends in France.
Turkish: Akiko'nun Fransa'da bazı arkadaşları var.

Fran ingilizcede ne demek, Fran nerede nasıl kullanılır?

Franc : Ücretsiz. Frank. Frank (fransa, belçika, isviçre para birimi). Belçika. Ab parasal birliğinden önce fransa, belçika, lüksemburg ve halen frank bölgesi ülkeleri ve isviçre’nin kullandığı ulusal para birimi. krş. frank bölgesi.

Franc tireur : Çeteci asker. Akıncı. Çeteci.

Franc zone : Fransa'nın mali denetimi altında bulunan ve paralarının değerini fransız frankı'na bağlayan benin, kamerun, merkezi afrika cumhuriyeti, çad, komoros, kongo gibi fransanın eski sömürgelerinin oluşturmuş oldukları bölge. krş. frank. Frank bölgesi.

 

France : Fransa.

Frances : Kadın ismi.

Franchised : Bayilik almış. Şirket ürünleri veya hizmetleri satma yetkisi olan. İmtiyaz sahibi olan. Bayilik verilmiş. Bayilik almış olan.

Franchisees : İmtiyaz sahibi olan. İmtiyaz sahibi. Belli bir ödeme karşılığında başka bir üreticinin ürünlerini satmasına markasını kullanmasına izin verilen ufak ölçekli işletme. Franchising alan. İmtiyaz sahibi olan kimse. Satış tekeli hakkı alan kimse.

Franchising : Acentelik verme. Marka kiralama. Bağışıklık veya muafiyet verme. İsim hakkı kullanma. İmtiyaz anlaşması.

Franchasing : Bir mal ya da hizmetin üretim ayrıcalığına sahip olan işletmenin, başka bir işletmeye bedel karşılığında söz konusu mal ya da hizmeti belirli bir bölge ve sürede üretme ya da satma hakkını vermesine ilişkin sözleşme. İsim hakkı sözleşmesi.

Franchisement : Azat etme. Azat. Serbest kama. Özgürlük.

İngilizce Fran Türkçe anlamı, Fran eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fran ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Outspoken : Samimi. Toksözlü. Sözünü esirgemeyen. Lafını sakınmayan. İçten. Sözünü sakınmayan. Açıksözlü. Açık sözlü. Açık. Dobra.

Point blank : Çok yakından. Yakın menzilli. Burnunun dibinden. Kesin. Yakın mesafeden yapılan. Doğrudan. Yakın. Yatay olarak ateşlenen. Yakından. Açıkça.

Free spoken : Sözünü esirgemeyen. Açıksözlü. Açık sözlü.

Blower : Telefon. Havalandırma. Körük. Vantilatör. Üfleme makinesi. Üfleyici. Demirbaş körüğü. Basınçlı hava üfleci.

Forthright : İçten. Bir kerede. Samimi. Dobra dobra. Hemen. Açıksözlü. Açık sözlü. Tereddütsüz. Candan. Açık.

 

Direct : Yol göstermek. Adres yazmak (gönderiye). Tereddütsüz. Çevirmek. Sahneye çıkartmak. Dolaysız. Doğrudan. Emretmek. Komuta etmek. Bir oyunu, oyunculuk, dekor, ışıklama ve bütün uygulayım öğeleri ile uyumlu bir biçimde seyirciye sunmak. sahneye koymak da denir.

Blunt : Dobra dobra. Açık. Köreltmek. Duygusuz. Kör (bıçak vb). Körleştirmek. Kör. Körelmiş. Azaltmak. Kesmek (iştah vb).

Device : Bilgi üretmek üzere seçilen yordamların öngördüğü işlemleri yerine getirmeye yarayan kullanak ya da olanak. Nişan. Yol. Resim. Arma. Eğilim. Bilgisayar, ekonomi alanlarında kullanılır. İstence. Aparat. İstek.

Plainspoken : Lafını sakınmayan. Patavatsız. Lafını esirgemeyen. Açık sözlü. Açıksözlü. Dobra dobra konuğan.

Cooling system : Isı etkileri azaltmak için olan sistem. Soğutma tertibatı. Soğutma devresi. Soğutma sistemi. Soğutma dizgesi.

Fran synonyms : electric fan, engine cooling system, punkah, candid, exhaust fan, straight from the shoulder.

Fran zıt anlamlı kelimeler, Fran kelime anlamı

Indirect : Vasıtalı. İmalı. Dolambaçlı. Doğru olmayan. Aldatıcı. Dolaylı. Aktarmalı. Kinayeli. Endirekt.

Leader : Büyük işlerde bir topluluğa önayak olan kişi. Başkan. Bilgisayar, tarih alanlarında kullanılır. Lider. Başyazı. Müşteri çeken ucuz mal. Rehber. Önayak. Önder. Öncü.