Franker türkçesi Franker nedir

  • Dürüst.
  • Frenk.
  • Ücretsiz giden mektup.
  • Pullamak.
  • Zarfın üstüne posta damgasını veya posta ücretinin ödenmiş olduğunu gösteren işareti basmak.
  • Damgalamak (posta pulunu).
  • İçi dışı bir.
  • Samimi.
  • (mektup) damgalamak.
  • Sözünü esirgemeyen.
  • İçten.
  • Mektubu makineyle damgalamak.
  • Avrupalı.
  • Ücretsiz göndermek mektup.
  • Açık sözlü.

Franker ingilizcede ne demek, Franker nerede nasıl kullanılır?

Frankers : İçten. Pullamak. Zarfın üstüne posta damgasını veya posta ücretinin ödenmiş olduğunu gösteren işareti basmak. Ücretsiz göndermek mektup. Mektubu makineyle damgalamak. Avrupalı. (mektup) damgalamak. Damgalamak (posta pulunu). Samimi. Frenk.

Franked : Damgalı. Ücretsiz göndermek (mektup). Mektubu ücretsiz gitmesi için damgalamak.

Franked letter : Verginsiz gönderilen mektup. Ücretsiz gönderilen mektup.

Frankensteins : Sonunda yaratıcısını öldüren yıkıcı güç. Mary w. shelley'nin frankenştayn romanındaki canavarı yaratan karakter. Erkek görünümünde olan canavar. Frankenştayn.

Frankest : (mektup) damgalamak. Sözünü esirgemeyen. Pullamak. Damgalamak (posta pulunu). Açık sözlü. İçten. İçi dışı bir. Samimi. Avrupalı. Dürüst.

Frankfurt : Orta batı almanya'da bir şehir.

Frankfort : Güney dakota eyaletinde şehir. Ohio eyaletinde yerleşim yeri. Wisconsin eyaletinde yerleşim yeri. Hollanda'da doğan. Güney afrika'da bir şehir. Kansas eyaletinde şehir. Kazıları ve gezileri ile ünlü olan abd'li arkeolog. Henri frankfort (1897-1954). Kentucky'nin başkenti (abd). İndiana eyaletinde şehir.

 

Frankalmoigne : Bağışçıların dini kuruluşlara öldükten sonra ruhlarına duacı olmaları için hibe ettiği arazilerin kullanım süresi. Dini kuruluşlara. Bağışı yapanlara ve onların ailelerine öldükten sonra ruhları icin duacı olunması karşılığında hibe edilen arazi.

Ilya frank : (1908-1990) sovyetler birliği fizikçisi. 1958 nobel fizik ödülü sahibi (pavel alekseyevich cherenkov ve ıgor yevgenyevich tamm ile birlikte). Ilya frank.

Frankfurter : Sosis. Domuz ya da sığır etinden yapılan baharatlı bir tür sosis. Kürlenmiş ve çeşnilendirilmiş sığır, domuz, kanatlı eti veya bunların karışımlarından elde edilen, pişmiş ve genellikle tütsülenmiş tüketime hazır, emülsiyon tipi et ürünü, hot dog. Sıcak sosis. Bir çeşit sosis. Baharatlı alman sosisi. Bir tür sosis.

İngilizce Franker Türkçe anlamı, Franker eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Franker ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Alsace : Fransa'da bir bölge. Alsas.

Spangle : Pul ya da payetlerle süslemek. Pul. Payet. Parlak küçük cisim. Washington eyaletinde yerleşim yeri. Pullarla süslemek.

Chummiest : Sıkı fıkı (argo terim). Sıkı fıkı. Arkadaş canlısı. Canciğer.

Rhine : Georgia eyaletinde yerleşim yeri. Wisconsin eyaletinde yerleşim yeri. Ren nehri. Geniş çukur. Geniş açık hendek.

Marseilles : İllinois eyaletinde şehir. Marsilya. Ohio eyaletinde yerleşim yeri.

 

Outright : Anında. Düpedüz. Kesin. Açık. Bütünüyle. Karşılıksız (yardım veya bağış vb). Dobra dobra. Gerçek.

Above board : Açık. Gizlisi saklısı olmayan. Dürüstçe. Kanunlara uygun. Yasal. Açıkça. Doğru. Hilesiz. Açık ve dürüst.

Dove like : Naif. Güvercine benzeyen. Masum. Güvercin benzeri.

Burgundy : Fransa'da bir eyaletin ismi.

Explicit : Açık. Kesin. Sarih. Aşikar. Net. Belirtik. Belli. Apaçık. Açıkça.

Franker synonyms : grenoble, toulon, lothringen, reims, palace of versailles, lille, picardie, nantes, french republic, bourgogne, alsatia, saone, poitou charentes, rhone river, isere river, city of light, seine river, rheims, anjou, champagne ardenne, meuse, isere, franche comte, the alps, loire river, toulouse, poitou, loire valley, capital of france, scheldt, elsass, gascogne, nord pas de calais.

Franker zıt anlamlı kelimeler, Franker kelime anlamı

Indirect : İmalı. Dolambaçlı. Doğru olmayan. Vasıtalı. Kinayeli. Dolaşık. Aldatıcı. Endirekt. Dolaylı.

Withholder : Alıkoyan. Vermekten kaçınan kimse veya şey. Zapt eden kimse veya şey. Azaltan kimse veya şey. Hapseden kimse veya şey. Durduran kimse veya şey. Alıkoyan kimse veya şey. Saklayan kimse veya şey. Sınırlayan kimse veya şey. Esirgeyen kimse veya şey.