Fresh water fishery türkçesi Fresh water fishery nedir

  • Coğrafya alanında kullanılır.
  • Tatlı su balıkçılığı.
  • Göl, akarsu, yapay havuz ve gölet gibi sularda yapılan ve deniz balıkçılığına göre tür ve nicelik bakımından önemli olmayan balıkçılık.

Fresh water fishery ingilizcede ne demek, Fresh water fishery nerede nasıl kullanılır?

Fresh : Körpe. Hayat dolu. Taze. Işıl ışıl. Giyilmemiş. Yeni. Günlük. Serinlik. Acemilik. Dinç.

Water : Sulandırmak. Sulamak. Yaşarmak. Su. Kimyasal formulü h2o olan, 4o c’de maksimum yoğunluğa ulaşan, sıvı, gaz veya buz olarak dünya yüzeyinin % 70,8’ini kaplayan bileşik. Ağız sulanmak. Suluboya. Göz sulanmak. Islatmak. Kedi köpek vb'ne su vermek.

Fishery : Balıkçılık. Balık avlama. Balık yatağı. Balıkçılık bilgisi. Dalyan. Balık tarlası. Balık tutulan yer. Balık avlama, üretme, besleme, pazarlama vb. faaliyetlerinin bütünü.

Fresh water : Taze su. Temiz su. Kaynak suyu. Tatlısu. Tatlı su. Yumuşak su.

Fresh water lake : Tatlı su gölü. Genellikle yer üstünden ya da altından dışa akışı olan göl türü.

İngilizce Fresh water fishery Türkçe anlamı, Fresh water fishery eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fresh water fishery ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Altimetric profile : Kesit. Büyük ölçekli haritalarda, eşyükselti eğrilerinden yararlanarak, istenilen iki nokta arasında yeryüzü biçimlerini ve içyapısını gösteren yandan görünüş.

 

Abrasion platform : Dalga aşındırma düzlüğü. Dalga aşındırması düzlüğü. Aşınan ve karaya doğru gerileyen bir yalı yarın yerinde oluşan, denize doğru azıcık eğimli yerey.

Afforestation : Bir bölgenin ağaçlandırılması. Orman yetiştirme. Ağaçlandırma. Ormanlaştırma. Türlü nedenlerle yok olmuş eski ormanların eksikliğini gidermek için, elverişli yörelerde, insan eliyle yeni orman alanları yaratma.

Abandoned meander : Taşkın sırasında sapından koparak bütünüyle akış dışında kalan büklüm. Akmaz.

Alluvial deposit : Lığ. Akarsuların taşıyıp yığdıkları mil, kil gibi çok ince taneli öğelerle, kum ve çakılların karışımıyla oluşan yığın. Alüvyon.

Adventife cone : Yan koni. Bir yanardağ ana konisi üzerinde ikincil bacalardan çıkan lavların oluşturduğu küçük tepecikler.

Aboriginal population : Bir ülkeye başka bir yerden gelerek yerleşmiş kişilerin tersine, birkaç soydan beri orada doğup yaşamış kişilere verilen ad. bk. göçmen nüfus. Yerli nüfus.

Air route : Günümüzde, özellikle yolcu taşımacılığında çok kullanılan ve yeryüzünün her yanını havalimanlarıyla birbirine bağlayan yoğun ulaşım ağı. Uçuş rotası. Havayolu.

Agricultural production : Tarım üretimi. Tarımsal üretim. Zirai üretim. Ekonomi bakımından, üretimin iki ana kolundan biri; kökeni toprak olan her türlü besin ve işlenmemiş işleyim özdeklerinin elde edilmesi. Taze meyve. Tahıl ve temel gıda ürünleri üretimi. Sebze.

Fresh water fishery synonyms : freshwater fishery, agrarian geography, aluvial terrace, ageing of the population, agricultural specialisation, age pyramid, agricultural co operative, aluvial coast.