Fresh water lake türkçesi Fresh water lake nedir

  • Coğrafya alanında kullanılır.
  • Tatlı su gölü.
  • Genellikle yer üstünden ya da altından dışa akışı olan göl türü.

Fresh water lake ingilizcede ne demek, Fresh water lake nerede nasıl kullanılır?

Fresh : Günlük. Dirilik. Acemi. Körpe. Serinlik. Körpelik. Dinç. Giyilmemiş. Zinde. Yeni olmuş.

Water : H2o; yer yüzeyinin en büyük bölümünü oluşturan, kimyaca çok kalımlı, renksiz, kokusuz, tatsız sıvı. Sulamak. Yaşarmak. Su. Harelemek. Su vermek. Ağız sulanmak. Göz sulanmak. Islatmak. Sulandırmak.

Lake : Mississippi eyaletinde yerleşim yeri. Lal rengi boyarmadde. Abanoz rengi boya. Göl. Koyu kırmızı boya. Lake boya. Karalar üzerindeki çeşitli etkenlerle meydana gelen çukur yerlerin, zamanla sularla dolması sonucunda oluşan, suları tamamen boşaltılamayan, genellikle derin durgun su kütlesi. Karalar üzerinde, dört yanından kapalı ve oluşumlarıyla ayrımlı çanakları dolduran, az çok geniş ve derin, tuzlu ya da tatlı su örtüleri. Kırmızı boya maddesi.

Fresh water : Tatlı su. Taze su. Kaynak suyu. Yumuşak su. Tatlısu. Temiz su.

Fresh water fishery : Göl, akarsu, yapay havuz ve gölet gibi sularda yapılan ve deniz balıkçılığına göre tür ve nicelik bakımından önemli olmayan balıkçılık. Tatlı su balıkçılığı.

 

İngilizce Fresh water lake Türkçe anlamı, Fresh water lake eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fresh water lake ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Afforestation : Orman yetiştirme. Ağaçlandırma. Ormanlaştırma. Bir bölgenin ağaçlandırılması. Türlü nedenlerle yok olmuş eski ormanların eksikliğini gidermek için, elverişli yörelerde, insan eliyle yeni orman alanları yaratma.

Altimetric profile : Büyük ölçekli haritalarda, eşyükselti eğrilerinden yararlanarak, istenilen iki nokta arasında yeryüzü biçimlerini ve içyapısını gösteren yandan görünüş. Kesit.

Age pyramid : Yaş piramidi. Belli bir zamanda, bir ülke, bir kent nüfusunun ya da aynı işle uğraşan bir topluluğun yaş bölünüşünü gösteren çizge.

Ageing of the population : Doğumların azalması, sağlık koşullarının ve sağlıkbilimsel denetim ve bakımın ileri düzeye ulaşması sonunda ortalama yaşın büyümesi nedeniyle bir ülke ya da bölge nüfusunda yaşlı kişiler oranının artması. Nüfus yaşlanması.

Abandoned meander : Taşkın sırasında sapından koparak bütünüyle akış dışında kalan büklüm. Akmaz.

Aboriginal population : Yerli nüfus. Bir ülkeye başka bir yerden gelerek yerleşmiş kişilerin tersine, birkaç soydan beri orada doğup yaşamış kişilere verilen ad. bk. göçmen nüfus.

Alluvial deposit : Alüvyon. Akarsuların taşıyıp yığdıkları mil, kil gibi çok ince taneli öğelerle, kum ve çakılların karışımıyla oluşan yığın. Lığ.

Air route : Günümüzde, özellikle yolcu taşımacılığında çok kullanılan ve yeryüzünün her yanını havalimanlarıyla birbirine bağlayan yoğun ulaşım ağı. Uçuş rotası. Havayolu.

 

Agricultural production : Tarımsal üretim. Tarım üretimi. Taze meyve. Ekonomi bakımından, üretimin iki ana kolundan biri; kökeni toprak olan her türlü besin ve işlenmemiş işleyim özdeklerinin elde edilmesi. Tahıl ve temel gıda ürünleri üretimi. Sebze. Zirai üretim.

Agrarian geography : İnsan coğrafyasının, tarımsal çalışma koşullarını, çeşitli iklim bölgelerinin ana tarımsal ürünlerini ve bunların o ülke ya da ülkeler ekonomisindeki yerini inceleyen bölümü. Tarım coğrafyası.

Fresh water lake synonyms : agricultural specialisation, freshwater lake, agricultural co operative, aluvial coast, abrasion platform, aluvial terrace, adventife cone.