Freshener türkçesi Freshener nedir

  • Tazeleyici.
  • Tazeleyen şey.
  • Tazeleyen kişi veya bir şey.

Freshener ile ilgili cümleler

English: Mary was offended when Tom bought her some breath freshener.
Turkish: Meryem Tom'un kendisine ağız spreyi almasından gücendi.

Freshener ingilizcede ne demek, Freshener nerede nasıl kullanılır?

Air freshener : Havadaki tozu ve kokuları ortadan kaldıran bir şey. Araba parfümü. Oda spreyi. Oda parfümü.

Fresheners : Tazeleyen kişi veya bir şey. Tazeleyen şey.

Freshened : Sertleşmek (rüzgar). Zindeleşmek. Tazeleşmek. Doğurmak (inek). Canlandırmak. Serinlemek. Tazeleştirmek. Ferahlamak. Tazelemek. Canlanmak.

Freshen up : Canlanmak. Kendine çeki düzen vermek. Tazeleşmek. Yenileştirmek. Makyajını tazelemek. Yıkanıp kıyafet değiştirmek. Rahatlamak. Serinletmek. Sertleşmek (rüzgar). Yüzünü yıkayıp kendine bir çekidüzen vermek.

Freshen : Canlandırmak. Tazelemek. Ferahlamak. Tazeleşmek. (inek) doğurmak. Sertleşmek (rüzgar). Zindeleşmek. Kuvvetlenmek (rüzgar). (rüzgar) sertleşmek. Doğurmak (inek).

Fresher : Birinci sınıf öğrencisi (kolej). Birdemde birinci sınıf öğrencisi. Daha taze. Üniversitede birinci sınıf öğrencisi.

Feel refreshed : Dinçleşmek.

Freshers : Birinci sınıf öğrencisi (kolej). Daha taze. Üniversitede birinci sınıf öğrencisi.

 

Freshet : Yağmur seli.

Freshening : Neşelendirme. Canlandırma. Tazeleştirme. Taze olma.

İngilizce Freshener Türkçe anlamı, Freshener eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Freshener ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Refreshing : Canlandırıcı. Değişik. Ferah. Serinletici. Diriltici. İhya edici. Hoş. Tazeleme. Çok hoş gelen veya umut veren (canı sıkkın veya oldukça umutsuz birine). Güçlendirici.

Regenerative : Canlandırıcı. Düzeltici. Yeniden yaratıcı. Yenileyici. İyileştirici. Yenilemeli. Hayat veren.

Refreshers : Hayat veren. Hafızayı canlandıran şey. Ekstra duruşma ücreti. Avukata verilen ek celse ücreti. Avukatlık ek ücreti. Ferahlatıcı. Serinletici içki.

Refresher : Avukata verilen ek celse ücreti. Ekstra duruşma ücreti. Serinletici içki. İçki. Serinletici şey. Hafızayı canlandıran şey. Hayat veren. Avukatlık ek ücreti.

Thing : Kimse. Şey. Giysi. Kişi. Eşya. Mevcudiyet. Yaratık. İhtiyaç. Gerekli şey. Obje.

Replenisher : Tazelemede kullanılan açındırmaç eriyiği. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Freshener synonyms : fresheners.