Ferah nedir, Ferah ne demek
Ferah; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır. kökeni arapça, farsça dillerine dayanır.
"Ferah" ile ilgili cümle örnekleri
- "Ferah bir ev."
- "Bugün başım ne kadar dinç, gönlüm ne kadar ferah." - O. C. Kaygılı
- "Bu kahvenin ferah ve sevimli bir taraçası vardı." - Y. K. Karaosmanoğlu
Ferah isminin anlamı, Ferah ne demek:
Erkek ismi olarak; Ar. Gönül açıklığı, sevinç, sevinme. Far. Açık, aydınlık. Kız ismi olarak; Ar. Gönül açıklığı, sevinç, sevinme. Far. Açık, aydınlık.
Ferah hakkında bilgiler
Farah Vilayeti (Farsça: فراه), Afganistan'ın 34 vilayetinden birisidir.
Ülkenin güneybatısında yer alan ve İran'a sınırı bulunan vilayetin yönetim merkezi Ferah şehridir. 48,471 km² yüzölçümündeki vilayetin nüfusu 338.000'dir. Nüfusun büyük çoğunluğunu Peştunlar oluşturmaktadır.
Vilayet kuzeyden Herat, kuzeydoğudan Gur, güneydoğudan Helmand, güneyden Nimruz vilayetleriyle komşudur. Batı sınırını tamamıyla İran devleti kaplamaktadır. Ferah Vilayeti, toprak büyüklüğü bakımından Afganistan'ın dördüncü büyük vilayetidir.
Vilayete bağlı olan ilçeler ve bu ilçelere dair bilgiler aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.
Ferah ile ilgili Cümleler
- Ferahlatıcı bir tadı var.
- Ferahlamak için bana bir dakika ver.
- O, ferahlatıcı bir yürüyüş yaptı.
- Tebdilimekânda ferahlık vardır.
- O oldukça ferahlatıcı.
- Yeni Çağ fikirleri geleneksel Hıristiyanlığın ağırbaşlı ortadoksluğu için ferahlatıcı bir alternatiftir.
- Ben, suitleri ferah, kanapeleri geniş sandviçleri bol buldum.
- Bu ferahlatıcı.
- Gökyüzü açık ve rüzgar ferahlatıcı biçimde serin. Dışarıda geçirmek için harika bir gün.
Ferah anlamı, kısaca tanımı:
Ferah tutmak : İç rahatlığını, huzurunu korumak.
Ferah ferah : Bol bol, geniş geniş. İyiden iyiye, haydi haydi, rahatlıkla. En aşağı.
Ferah fahur : Bağımsız, bağlantısız, canının istediği gibi. Geniş ve sıkıntısız biçimde. Bolluk içinde.
Ferahfeza : Klasik Türk müziğinde, yegâh perdesinde karar kılan makamlardan biri.
Ferahi : Ucuzluk. II. Mahmut devrinde feslerin tepesine püskülü tutturmak için takılan metal tepelik. Polis ve inzibat görevlilerinin boyunlarına taktıkları ayça biçiminde üstü yazılı metal arma. Bolluk, genişlik.
Ferahlama : Ferahlamak işi veya durumu.
Ferahlamak : Genişlemek, açılmak. İç açıcı duruma gelmek. Serinlemek. Sıkıntısı, tasası dağılmak.
Ferahlandırmak : Ferahlamasını sağlamak.
Ferahlanmak : Rahatlamak, üzüntü veya sıkıntısı kalmamak, açılmak, genişlemek.
Ferahlatmak : Ferah duruma getirmek, rahatlatmak.
Ferahlık : Ferah olma durumu, genişlik, gönül açıklığı.
Ferahlık duymak : İçinin açıklığını, rahatlığını hissetmek.
Ferahlık vermek : İç açmak, rahatlık hissettirmek.
Ferahnak : Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam.
Ferahnakaşiran : Klasik Türk müziğinde bir makam.
Ferahnüma : Klasik Türk müziğinde bir makam.
Ayağını sıcak tut başını serin gönlünü ferah tut düşünme derin : "hastalıktan korunmak istiyorsak ayağımızı sıcak, başımızı serin tutmalı, olur olmaz şeyleri sıkıntı konusu yapmamalı, geniş yürekli olmalıyız" anlamında kullanılan bir söz.
Gönül ferahlığı : İç rahatlığı, dertsizlik.
Kalbi ferahlamak : Yüreği ferahlamak.
Tebdilimekanda ferahlık vardır : Sağlık veya görev değişikliği nedeniyle bir yerden başka bir yere giderek huzur sağlanacağını bildiren bir söz.
Yüreği ferahlamak : Kaygıdan kurtulmak.
Kalp : Düzme, sahte, geçmez (para). Göğüs orta boşluğunda, iki akciğer arasında, vücudun her yanından gelen kirli kanı akciğerlere ve oradan gelen temiz kanı da vücuda dağıtan organ, yürek. Bir ülkenin, bir kuruluşun işleyiş, yönetim ve varlığını sürdürme bakımından en önde gelen yeri. İşe yaramaz, tembel. Sevgi, gönül. Yalancı, kendine güvenilmeyen. Bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme. Kalp hastalığı. Duygu, his.
Gönül : Sevgi, istek, düşünüş, anma, hatır vb. kalpte oluşan duyguların kaynağı. İstek, arzu.
Sıkıntısız : Sıkıntısı olmayan. Sıkıntı vermeyen, meşakkatsiz.
Durum : Duruş biçimi, konum, tavır. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon.
Geniş : Alanı büyük olan, makro, dar karşıtı. Bol (elbise). Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın, makro. Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat. Eni çok olan, enli, vâsi. Çok.
Havadar : Havası bol, temiz olan (yer), yeleken, yeleç.
Aydınlık : Bir yapının ortasına gelen oda ve öbür bölümlerin ışık alması için damın ortasından zemine kadar açılan boşluk. Kolay anlaşılacak derecede açık olan, vazıh. Kötülükten uzak, temiz, saf. Bir yeri aydınlatan güç, ışık. Işık alan.
Vilayet : İl. Valilik.
Bol : Nicelik bakımından olağandan veya alışılandan çok, kıt karşıtı. İçine girecek şeyin boyutlarından daha büyük veya geniş olan, dar karşıtı. Özel bir cam içinde likör, şarap, meyve ve maden suyu karıştırılarak hazırlanan içki.
İç : İnsanın manevi varlığıyla ilgili olan. Kabuğu olan veya dışı kabuk durumunda bulunan yiyeceklerde kabuğun sardığı bölüm. Pirinç, soğan ve baharatla hazırlanan, dolmalarda kullanılan karışım. Bir ülke, şehir, topluluk vb.nde olan veya yapılan. Cisimlerin yüzeyleri arasında kalan her nokta. Akıl, gönül, irade gibi insanın manevi varlığını oluşturan şeylerden herhangi biri. Somut kavramlarda iki veya ikiden çok şeyde merkeze daha yakın olan. Muhteva. Ten ile dış giysiler arası. Değişik yemeklerde kullanılmak üzere et ile sebzelerin ince kıyımının karıştırılması ve yoğrulmasıyla meydana getirilen karışım. Herhangi bir durumun, cismin veya alanın sınırları arasında bulunan bir yer, dâhil, dış karşıtı. Mide, bağırsak, karın. Oyuk şeylerin boşluğu. Nesnelerin veya kimselerin arasında bulunan nesne veya kimse, ara.
Ferahet : (fera:het) Bir kız ismi olarak anlamı; Şan ve şeref.
Ferahlandırma : Ferahlandırmak işi veya durumu.
Ferahlanma : Ferahlanmak işi veya durumu.
Ferahlatma : Ferahlatmak işi.
Ferahlayıverme : Ferahlayıvermek durumu.
Ferahlayıvermek : Çabucak ferahlamak. İlgili cümle: "Fakat yatağanını bırakan delikanlının Arap İhsan'ın elini öptüğünü görünce içi ferahlayıverdi." İ. O. Anar.
Ferahnisa : (ferahnisa:) Bir kız ismi olarak anlamı; Sevinçli, rahat kadın.
Ferahnur : 5. Bir kız ismi olarak anlamı; Aydınlık veren, nur veren.
Ferahru : (ferahru:) Bir kız ismi olarak anlamı; Güler yüzlü, güleç.
Diğer dillerde Ferah anlamı nedir?
İngilizce'de Ferah ne demek? : adj. spacious, roomy, wide, open, light well, capacious, commodious
n. richness
Fransızca'da Ferah : large, spacieux/ euse, ample
Almanca'da Ferah : geräumig
Rusça'da Ferah : n. радость (F), благополучие (N)
adj. широкий, просторный, изобильный, радостный


Bu kısımda Ferah nedir? Ferah ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Ferah tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Ferah hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.