Ferahlamak nedir, Ferahlamak ne demek
"Ferahlamak" ile ilgili cümleler
- "Geçer hepsi geçer elbet / Daralmış gönüller ferahlar" - B. Necatigil
- "Ortadaki masa kaldırılınca oda ferahladı."
Yerel Türkçe anlamı:
Ferahlamak
Ferahlamak tanımı, anlamı:
Ferahlama : Ferahlamak işi veya durumu.
Ferah : Havadar, aydınlık, iç açıcı (yer). Kalp, gönül, iç vb.nin sıkıntısız, tasasız olma durumu. Bol, geniş.
Kalbi ferahlamak : Yüreği ferahlamak.
Yüreği ferahlamak : Kaygıdan kurtulmak.
Genişlemek : Rahat bir duruma gelmek, açılmak, ferahlamak. Geniş duruma gelmek, büyümek. Bollaşmak. Yaygın duruma gelmek.
Açılmak : Ayrıntıya girmek. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Genişlemek, bollaşmak. Gereken güce ulaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Açma işine konu olmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Delinmek, yırtılmak. Kıyıdan uzaklaşmak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Renk koyuluğunu yitirmek.
Serinlemek : Hafif soğukluk duymak. Biraz avunarak ferahlamak. Hava serin bir duruma gelmek, hafifçe soğumak, serinleşmek.
Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.
Gelme : Gelmek işi. Gelmiş olan. Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi. Yetişme.
Sıkıntı : Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluk, mihnet. İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal yorgunluk, cefa, eziyet. Sorun, mesele, sendrom, problem. Yokluk ve parasızlığın yol açtığı geçim darlığı. Bulunmama durumu.
Dağılmak : Toplu durumdayken ayrılıp birbirinden uzaklaşmak. Değer ve birimler belli etkenlerle, oranlı olarak bölünmek. Yavaş yavaş kaybolmak, yok olmak. Parçalanarak yayılmak, ufalanmak. Bir topluluğun, kuruluşun varlığı son bulmak, fesholunmak, münfesih olmak. Birliği, beraberliği bozulmak. Karışık duruma gelmek, düzeni bozulmak.
İç : Değişik yemeklerde kullanılmak üzere et ile sebzelerin ince kıyımının karıştırılması ve yoğrulmasıyla meydana getirilen karışım. Herhangi bir durumun, cismin veya alanın sınırları arasında bulunan bir yer, dâhil, dış karşıtı. Akıl, gönül, irade gibi insanın manevi varlığını oluşturan şeylerden herhangi biri. Ten ile dış giysiler arası. Bir ülke, şehir, topluluk vb.nde olan veya yapılan. İnsanın manevi varlığıyla ilgili olan. Kabuğu olan veya dışı kabuk durumunda bulunan yiyeceklerde kabuğun sardığı bölüm. Somut kavramlarda iki veya ikiden çok şeyde merkeze daha yakın olan. Cisimlerin yüzeyleri arasında kalan her nokta. Mide, bağırsak, karın. Muhteva. Nesnelerin veya kimselerin arasında bulunan nesne veya kimse, ara. Oyuk şeylerin boşluğu. Pirinç, soğan ve baharatla hazırlanan, dolmalarda kullanılan karışım.
Gelmek : Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek. Katılmak, eklenmek. Belli bir zamana ulaşmak. -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar. Akmak. Etkisini herhangi bir biçimde göstermek. Uymak. Uygun düşmek. Çıkmak, yönelmek. İsabet etmek. Getirmek. Belli bir süre dolmak. Sonuç çıkmak. Herhangi bir sırada bulunmak. Oturmaya, ziyarete gitmek. Başlamak, ortaya çıkmak. Dayanmak, tahammül etmek. İzlemek, takip etmek. Türemek. Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Olmak, -e uğramak. Ulaşmak, varmak. İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil. Kazanılmak, sağlanılmak. Kadar olmak. Kendine yapılmış olan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak. Biriyle birlikte gitmek. Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek. Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek. Görünmek, sanılmak. Mal olmak. -dikçe, -esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil. Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar. Ortaya çıkmak, doğmak. Düşmek, rast gelmek.
Diğer dillerde Ferahlamak anlamı nedir?
İngilizce'de Ferahlamak ne demek? : v. refresh, freshen up, freshen, draw a breath, draw breath, cheer, relieve one's feelings
Fransızca'da Ferahlamak : se soulager
Almanca'da Ferahlamak : aufatmen, erleichtert sein; bequemer leben können; geräumiger werden
Rusça'da Ferahlamak : v. рассеяться, повеселеть


Bu kısımda Ferahlamak nedir? Ferahlamak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Ferahlamak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Ferahlamak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.