Frontier türkçesi Frontier nedir

  • İki komşu devleti birbirinden ayıran, uluslararası bir antlaşma ile saptanmış çizgi ya da dar, uzun yerey parçası, bk. doğal sınır, yapma sınır.
  • Kuzey dakota eyaletinde şehir.
  • Sınırda olan.
  • Hudut.
  • Hudut bölgesi.
  • Sınır.
  • Coğrafya alanında kullanılır.

Frontier ile ilgili cümleler

English: Bernard Kouchner, who established Medecins Sans Frontieres, did not oppose the Iraq war.
Turkish: Bernard Kouchner, Medecins Sans Frontières'in kurucusu, Irak Savaşı'na karşı çıkmadı.

English: We crossed the frontier yesterday.
Turkish: Dün sınırı geçtik.

English: Many families left to make a new life on the frontier.
Turkish: Birçok aile sınırda yeni bir hayat kurmak için ayrıldı.

English: Many families went west to make a new life on the frontier.
Turkish: Çok sayıda aile sınırda yeni bir hayat kurmak için batıya gitti.

English: Everyone has the right to freedom of opinion and expression; this right includes freedom to hold opinions without interference and to seek, receive and impart information and ideas through any media and regardless of frontiers.
Turkish: Her ferdin fikir ve fikirlerini açıklamak hürriyetine hakkı vardır. Bu hak fikirlerinden ötürü rahatsız edilmemek, memleket sınırları mevzubahis olmaksızın malümat ve fikirleri her vasıta ile aramak, elde etmek veya yaymak hakkını içerir.

 

Frontier ingilizcede ne demek, Frontier nerede nasıl kullanılır?

Frontier customs office : Sınır gümrüğü. Kara sınırında görev yapan gümrük yönetimi.

Frontier film : 1937'de paul strand'm önderliğinde kurulan ve 1950'lere dek çalışmalarını sürdüren bağımsız amerikan belgeciler topluluğu. ülkenin ekonomik gerçekleriyle ilgili konuları seçen; bunları, herkesin anlayabileceği dramatik bir yapı içinde sunan; yoksulluk ve baskının kalkması, insanlığın ilerleyişi ve barışın yerleşmesi için savaşım veren bir tutumu benimser. Frontier film. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Frontier force : Sınır gücü. Sınır veya hudut boyunca görev yapan askeri kuvvet. Sınır koruması.

Frontier function : Sınır fonksiyonu.

Frontier guard : Sınır koruması. Bir sınırda devriye gezen korumalar grubu (askeri veya diğer).

Artificial frontier : Akarsu, deniz, göl, sıradağ gibi doğal bir engele dayanamayıp insan eliyle oluşturulan imleri (sınır taşları, hendek, direk, tel örgüsü...) izleyen sınır. Yapma sınır.

Frontier zone : Sınır bölgesi.

Stochastic frontier model : Olasılıksal sınır modeli.

Frontier station : Sınır istasyonu. Hudut istasyonu.

Frontier guards : Sınır koruması. Bir sınırda devriye gezen korumalar grubu (askeri veya diğer).

İngilizce Frontier Türkçe anlamı, Frontier eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Frontier ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bournes : Dere. Diyar. Hedef. Ülke. Çay. Amaç. Memleket. Gaye. Su.

Aluvial coast : Genellikle alçak kıyılarda, dalga ve akarsuların ortaklaşa oluşturdukları birikinti düzlüğü. Lığ yığıntılı kıyı.

 

Butting : (kuyruk veya sıra) kaynak yapma. Tos vurma.

Frontiers : Sınırlar.

Agricultural co operative : Çiftçilerin tarım yaşamında kurdukları, çeşitli amaçlara yönelik işbirliğine dayanan ortaklık. Tarım kooperatifi.

Bourne : Su. Dere. Diyar. Gaye. Memleket. Amaç. Ülke. Hedef. Çay.

Air route : Uçuş rotası. Günümüzde, özellikle yolcu taşımacılığında çok kullanılan ve yeryüzünün her yanını havalimanlarıyla birbirine bağlayan yoğun ulaşım ağı. Havayolu.

Border : Sınır olmak. Sınırdaş olmak. Kenar. Koşu yolu kıyısı. Kıyı. Sınır koymak. Bitişik olmak. Yakına gelmek. Sınırlandırmak.

Boundaries : Bir ülkenin il, ilçe, bucak gibi ikincil yönetim yörelerini belirleyen ve birbirinden ayıran sınır. Sınırlar. Ülke sınırları. Yönetim yöresi sınırı.

Extremity : Zirve. Aşırılık. Büyük üzüntü. Son derece. Had. Son. Nihayet.

Frontier synonyms : subject field, wild, alluvial deposit, field, borders, demarcation, field of study, agrarian geography, boundary line, border line, aboriginal population, borderland, age pyramid, margining, subject area, bourns, discipline, bounds, bailiwick, agricultural specialisation, ageing of the population, margin, borderlines, limits, study, altimetric profile, bourn, abrasion platform, abandoned meander, borderlands, wilderness, agricultural production, subject.

Frontier ingilizce tanımı, definition of Frontier

Frontier kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The marches. With on. Lying on the exterior part. To constitute or form a frontier. That part of a country which fronts or faces another country or an unsettled region. As, the frontier of civilization. Bordering. The border, confine, or extreme part of a country, bordering on another country. To have a frontier. Conterminous. The border of the settled and cultivated part of a country. As, a frontier town.