Boundaries türkçesi Boundaries nedir
- Sınırlar.
- Bir ülkenin il, ilçe, bucak gibi ikincil yönetim yörelerini belirleyen ve birbirinden ayıran sınır.
- Coğrafya alanında kullanılır.
- Hudut.
- Yönetim yöresi sınırı.
- Ülke sınırları.
Boundaries ile ilgili cümleler
English: The boundaries which divide Life from Death are at best shadowy and vague. Who shall say where the one ends, and where the other begins?
Turkish: Hayatı ölümden ayıran sınırlar azami karanlık ve belirsizdir. Birinin nerede biteceğini ve diğerinin nerede başlayacağını kim söyleyecek?
Boundaries ingilizcede ne demek, Boundaries nerede nasıl kullanılır?
Boundaries of settlement area : Bayındırım sınırı. Kent yönetimi alanının sınırlarından daha dar olmamak üzere, kent ve kasabaların gelişme doğrultularında yer alan, komşu alanları da kapsayan, kent düzentasarında öngörüldüğü biçimde bayındırlık ve yapı denetimlerinin geçerli olduğu ve yasada gösterilen biçimde belirlenen alanın sınırları.
Class boundaries : Sınıf sınırları.
Column boundaries : Sütun sınırları. Dikeç sınırları.
Cut across all boundaries : Sınır tanımamak.
Hide boundaries : Sınırları gizle.
Boundary layer : Uç katman. Sınır bölge. Sınır tabaka. Sınırlayıcı tabaka. Sınır tabakası. Sınır katman. Sınır katmanı.
Text boundaries : Metin sınırları. Metinin çevresi.
Boundary line : Sınır. Sınır çizgisi. Arazi sınırı.
Boundary condition : Bir sınırla ilgili şartlar. Sınır koşulları. Sınır şartı. Sınır koşulu. Sınır şartları.
Boundary : Sinir. Had. Ara hattı. Sınır. Limit. Kenar. Son. Hudut. Çeper.
İngilizce Boundaries Türkçe anlamı, Boundaries eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Boundaries ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
National boundaries : Ulusal sınırlar.
Frontiers : Sınır.
Borders : Tarh. Kenar süsü. Kenarlık. Kenarlıklar. Sınır. Kenar.
Margin : Mesafe. Kenar. Sınır. Marj. Kenara yazmak. Çerçeve. Kenarlık. Kar miktarı. İhtiyat akçesi. Sayfa kenarındaki boşluk.
Ageing of the population : Nüfus yaşlanması. Doğumların azalması, sağlık koşullarının ve sağlıkbilimsel denetim ve bakımın ileri düzeye ulaşması sonunda ortalama yaşın büyümesi nedeniyle bir ülke ya da bölge nüfusunda yaşlı kişiler oranının artması.
Air route : Günümüzde, özellikle yolcu taşımacılığında çok kullanılan ve yeryüzünün her yanını havalimanlarıyla birbirine bağlayan yoğun ulaşım ağı. Uçuş rotası. Havayolu.
Agricultural specialisation : Tarımsal özelleştirme. Herhangi bir bölgede, yetişme koşulları ve tecim olanaklarının çok elverişli olması nedeniyle, tarımsal girişimlerin bir ya da birkaç ürüne dayandırılması yöntemi.
Abandoned meander : Taşkın sırasında sapından koparak bütünüyle akış dışında kalan büklüm. Akmaz.
Age pyramid : Yaş piramidi. Belli bir zamanda, bir ülke, bir kent nüfusunun ya da aynı işle uğraşan bir topluluğun yaş bölünüşünü gösteren çizge.
Aboriginal population : Yerli nüfus. Bir ülkeye başka bir yerden gelerek yerleşmiş kişilerin tersine, birkaç soydan beri orada doğup yaşamış kişilere verilen ad. bk. göçmen nüfus.
Boundaries synonyms : bounds, agrarian geography, aluvial coast, agricultural co operative, limits, border, adventife cone, limitations, margining, frontier, borderlines, agricultural production, demarcations, confines, afforestation, alluvial deposit, abrasion platform, extremity, boundary, altimetric profile, demarcation, ambit, borderline, aluvial terrace.

Bu kısımda Boundaries kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Boundaries ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Boundaries anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Boundaries ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.