Frustrating türkçesi Frustrating nedir

Frustrating ile ilgili cümleler

English: It was frustrating and confusing.
Turkish: Sinir bozucu ve kafa karıştırıcıydı.

English: I know how frustrating this must be.
Turkish: Bunun ne kadar sinir bozucu olması gerektiğini biliyorum.

English: I won't be able to stay in such a frustrating job.
Turkish: Bu sinir bozucu işte daha fazla kalamayacağım.

English: It's very frustrating to try to find your glasses when you can't see anything without glasses.
Turkish: İnsan gözlüksüz bir şey göremediğinden, gözlüğü yokken gözlük araması çok sinir bozucu bir şey.

English: It's just so frustrating to try to do this with my arm in a cast.
Turkish: Döküm içindeki kolumla bunu yapmaya çalışmak gerçekten çok sinir bozucu.

Frustrating ingilizcede ne demek, Frustrating nerede nasıl kullanılır?

Frustratingly : Yararsızca. Ağırlaştırıcı bir şekilde. Engelleyici bir şekilde. Sinir bozucu bir biçimde. Hüsrana uğratan bir şekilde.

Frustration : İşini bozma. Hayal inkisarı. Önleme. Bozma. Hayal kırıklığı. Set çekilme. Boşuna uğraşma. Sinir bozucu şey. Boşa çıkma. Engellenme.

 

Frustrations : Boşa çıkma. Engelleme. Hayal kırıklığı. Engellenme. İşini bozma. Boşuna uğraşma. Set çekilme. Bozma. Hayal inkisarı. Düş kırıklığı.

Frustrative : Ketleyici. Engelleyici.

Give vent to frustration : Hayal kırıklığını belli etmek. Hüsranını açıkça göstermek.

Frustrate : Engel olmak. Engellemek. Set çekmek. İşini bozmak. Sinirlerini bozmak. Boşa çıkarmak. Bozmak. Hayal kırıklığına uğratmak. Düş kırıklığına uğratmak. Ket vurmak.

Frustrated : Bıkmış. Engellenmiş. Sinirli. Hayal kırıklığına uğramış. Boşuna didinmiş. Amacına ulaşamamış. Hüsranı yansıtan. Hakkı yenmiş. İstekleri gerçekleşmemiş. Ket vurulmuş.

Be frustrated : Hüsrana uğramak.

Frustrately : Engelleyici bir şekilde.

Frustratedly : Yılmış bir şekilde. Hüsran dolu bir biçimde.

İngilizce Frustrating Türkçe anlamı, Frustrating eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Frustrating ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Disruptiveness : Hasar verici. Engelleyici olmaya eğilimli. Yıkıcılık. Bölücü olma. Bölücülük. Ayırıcılık. Bozuculuk. Rahatsızlığa sebep olma. Yarıcılık.

No dice : Olmaz. Olmayacak. Maalesef. Nafile.

Hamperers : Engel olan veya zorlaştıran kişi veya nesne. Önleyici.

Inhibiting : Bastırıcı. Tutan. Zapt edici. Önleyici.

Harrowing : Tırmıklama. Hırpalayıcı. Acı veren. Yürek parçalayıcı. Rahatsız etme. Üzücü.

Frustrative : Ketleyici.

Itchings : Kaşınan. Kaşındırıcı. Sinirlendirici. Kaşıntı. İstekli. Kaşındıran. Hevesli. Kaşınma.

Irritating : Sinir. Tahrik edici. Tahriş edici. Sinirlendirici. Kaşındırıcı. Rahatsız etme. Sinirlendiren. Kaşındıran. Kızdırıcı. Rahatsız edici.

 

Without effect : Etkisiz. Tesirsiz.

Unavailing : Semeresiz. Muvaffakiyetsiz. Nafile. Yararsız. Boş. Başarısız. Tesirsiz.

Frustrating synonyms : deterrent, impeditive, good for nothing, futile, blockers, nerve racking, emptiest, discouraging, nerve wracking, useless, infuriating, inutile, avoider, vainest, inanes, vain, disrupter, impedimental, bootlessly, demoralising, nugatory, needless, hindering, annoying, anticlimactic, preventive, preventative, hopeless, no go, profitless, of no use, skirters, unnerving.

Frustrating zıt anlamlı kelimeler, Frustrating kelime anlamı

Encouraging : Yüreklendirici. Ümit verici. Umut verici. Umut veren. Cesaret verici. Suça yataklık etmek. Özendirici. Teşvik etme. Cesaretlendirici. Teşvik edici.

Permissive : Her şeye açık. İsteğe bağlı. Aşırı müsaadekar. Liberal. Seçmeli. Serbest. İzin verici. Müsamahakar. Hoşgörülü. Fazla müsamahakar.