Frustule türkçesi Frustule nedir

  • Früstül.
  • Diatomun sert kabuğu.
  • Diyatomelerde kabuk.

Frustule ingilizcede ne demek, Frustule nerede nasıl kullanılır?

Frustum : Paralel olarak kesilmiş olan üç boyutlu cisim parçası. Gövde. (geometri) kesik koni veya piramit. Kesik gövde. Kesik koni. Koni gövdesi.

Frustum of a cone : Kesik koni.

Frustum of a pyramid : Kesik çatma. Kesik piramit.

Frustums : (geometri) kesik koni veya piramit. Paralel olarak kesilmiş olan üç boyutlu cisim parçası. Kesik koni. Gövde. Kesik gövde.

Frusta : (geometri) kesik koni veya piramit. Kesik koni. Paralel olarak kesilmiş olan üç boyutlu cisim parçası.

Frustrate : Ket vurmak. İşini bozmak. Bozmak. Hayal kırıklığına uğratmak. Sinirlerini bozmak. Engellemek. Set çekmek. Hüsrana uğratmak. Engel olmak. Boşa çıkarmak.

Frustrately : Engelleyici bir şekilde.

Frustrations : Set çekilme. Düş kırıklığı. İşini bozma. Hayal kırıklığı. Engelleme. Boşa çıkma. Hüsran. Önleme. Bozma. Boşuna uğraşma.

Frustrated : Bıkmış. Engellenmiş. İstekleri gerçekleşmemiş. Ket vurulmuş. Hüsranı yansıtan. Boşuna didinmiş. Yılmış. Hayal kırıklığına uğramış. Boşa çıkmış. Amacına ulaşamamış.

Frustratingly : Sinir bozucu bir biçimde. Ağırlaştırıcı bir şekilde. Hüsrana uğratan bir şekilde. Engelleyici bir şekilde. Yararsızca.

 

İngilizce Frustule Türkçe anlamı, Frustule eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Frustule ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Rustling : Enerjik. Hışırdama. Hışırtı. Fısıltı. Mırıldanma ile ilgili. Fısıltı ile ilgili. Hışırtılı.

Sound : İyi. Titreşimli bir kaynaktan çıkan, belirli bir ortamda uzunlamasına dalgalar biçiminde yayılan basıncın etkisiyle kulağın algıladığı duyu. Genel anlamı içinde, insan sesi olmayan herhangi bir ses. Sondalamak. Ses vermek. İşitme duyusunu, uyaran dalga; bu tür dalgaların beynin işitme özeğini etkilemesi. Yoklamak (düşünce veya fikir). Oturaklı. Deliksiz (uyku). Selen.

Whisper : İma. Fısıldamak. Fısıltı. Dedikodu. Kulağına söylemek. Fısfıs. Fısıltı ile konuşmak. Fıs fıs konuşmak. Fısıldaşmak. Dedikodu yapmak.

Noise : Gürültü etmek. Ses. Kısa devre. Ses sinyalinin kalitesinde belirleyici olan tıslama, cızırtı ve uğultu gibi istenmeyen seslerin tümü. Patırtı. Sinema ya da televizyonda sesin saptanması, çalınması ya da yayınlanmasında ortaya çıkan istenmeyen sesler. Şamata. Titreşimli düzenli olmayan sesler. boğumlanmaları sırasında tonlu ve tonsuz hışırtı niteliği taşıyan z, s ünsüzleri ile tonlu ve tonsuz patlama niteliği taşıyan b, p ünsüzleri titreşim açısından birer gürültü sesidir. Parazit. Ses çıkarmak.

Whispering : Fiskos. Fısıltılı. Fısıldayan. Fısıltı. Fıs fıs. Fısıldama. Söylenti. Akustik.

Go : Yapılmak. Sonuçlanmak. Yayılmak. Hareket etmek. Söylenmek. Koyulmak. Gitmek. Başlamak. Bahse girmek. Gayret.

Frustule ingilizce tanımı, definition of Frustule

Frustule kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The siliceous shell of a diatom. It is composed of two valves, one overlapping the other, like a pill box and its cover.