Göçe nedir, Göçe ne demek

Göçe; Yerleşim Merkezi olarak kullanılan bir sözcüktür.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Kadın donu.

[Bakınız: gözene].

Alevde ütülmüş taze arpa ya da buğday.

Mısır kırmasından yapılan çorba.

Gezilecek Görülecek bir yer olarak anlamı:

İstanbul ilinde, Ağva nahiyesine bağlı bir yer.

Göçe ile ilgili Cümleler

  • İslam öncesi Araplar göçebeydiler.
  • Ali göçebe.

Göçe ile ilgili Atasözü veya Deyim

eken biçer, konan göçer : “her davranış doğal sonucuna varır; emek verip ekin eken ürün alır, gezerken bir yerde konaklayan oradan kalkarak başka bir yere gider” anlamında kullanılan bir söz.

Göçe anlamı, tanımı

Göçebe toplum : Göçebelerin yaşadığı toplum. İbn-i Haldun’un adlandırdığı iki toplum biçiminden biri olan bedevi toplum. [Bakınız: homerik]

Göçeber : Çadır hayatı yaşayan, göçebe.

Göçebilme : Göçebilmek işi.

Göçebilmek : Göçme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Göçek : Tarlanın kenar ya da köşe kısmı. Köy delikanlı ve kızlarının düğünlerde oynadıkları bir çeşit oyun. Deve yavrusu. Ekinin çimlenmesi. Devecilerin gece yolculuğu. Sabaha karşı doğan, yolculara hareket zamanını bildiren parlak yıldız. Göçülen yer. Kayan arazi: Bu göçek yere ev yapılmaz.

Göçemenlik : Göçmenlik.

Göçen : Çingene. Göçmen, muhacir.

 

Göçenli : Tokat ili, Boztepe nahiyesine bağlı bir bölge.

Göçer evli : Çadır hayatı yaşayan, göçebe.

Göçer evli gaziler : Yaz ve kış çadırda oturan Türk boyları.

Göçer oba : Göçebe halk, aşiret.

Göçerci : Tarlada çalışan işçiler.

Göçerev : Taşınır ev, çadır, yurt, oba.

Göçerevli : Çadırla yer yer gezen, göçebe hayatı yaşayan insanlar.

Göçergi : Tarlayı biçerken ya da sürerken aynı yönde ilerleyen işçi.

Göçeril : Göçebe halk, aşiret.

Göçerler : Tekirdağ ilinde, Beyazköy bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Göçerli : Afyon ili, Haydarlı nahiyesine bağlı bir yer. Yozgat ilinde, Yerköy ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Göçerlik : Belli bir yerde yerleşmiş olmayıp ekonomik koşullara ve mevsime bağlı olarak sürekli yer değiştirenlerin, yer ve yurt değiştirmeye alışık olanların durumu.

Göçerti : Yıkıntı.

Göçeruşağı : Malatya ili, Yoncalı bucağına bağlı bir bölge.

Göçeskisi : Padişahın özel hizmetlerini gören ve güğümbaşının yardımcılığını yapan görevli.

Göçevi : Erzincan ili, Cengerli bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Konar göçer evli : Göçebe.

Yarı göçebe nüfus : Yerleşme sürecine başlamış ve göçebe niteliğini yavaş yavaş yitirmekte olan nüfus topluluğu.

Göçebe : Değişik şartlara bağlı olarak belli bir yöre içinde çadır, hayvan ve öteki araçlarla yer değiştiren, yerleşik olmayan (kimse veya topluluk), göçer, göçkün. Mevsimlere göre ülke veya yer değiştiren (hayvan).

Göçebeleşme : Göçebeleşmek işi.

Göçebeleşmek : Göçebe durumuna gelmek.

Göçebelik : Göçebe olma durumu, göçerlik. Bir toplumsal birliğin, yaşamak için gerekli kaynakları elde edebilmek üzere düzenli aralıklarla yer değiştirme geleneğinde veya alışkanlığında olması.

 

Göçelge : Göçülen yer.

Göçer : Göçebe.

Göçeri : Sürekli yer değiştiren, göç etmekten hoşlanan.

Göçerkonar : Konargöçer.

Göçerme : Göçermek işi. Bitkileri yerinden çıkarıp başka yere dikme.

Göçermek : Bir kimseden diğer kimseye geçirmek, havale etmek, devretmek. Bitkileri yerinden, çıkarıp başka yere dikmek, değiştirmek, göçürmek.

Göçertme : Göçertmek işi.

Göçertmek : Bir şeyin çökmesine sebep olmak.

Kona göçe : Yolculukta konaklayarak, geziye zaman zaman ara vererek.

Yarı göçebe : Hem yerleşik hem de göçebe hayatını birlikte yaşayan topluluk.

Yarı göçebelik : Yarı göçebe olma durumu.

Diğer dillerde Göç uzunluğu anlamı nedir?

İngilizce'de Göç uzunluğu ne demek ? : migration lenght