Gök nedir, Gök ne demek

  • İçinde gök cisimlerinin hareket ettiği sonsuz boşluk, uzay, sema, asuman, feza.
  • Olgunlaşmamış.
  • Yeryüzü üzerine mavi bir kubbe gibi kapanan boşluk, gök kubbe, sema.
  • Bu renkte olan
  • Gökyüzünün, denizin rengi, mavi veya yeşile çalan mavi.

"Gök" ile ilgili cümle

  • "Uzun süren bir kışın karları, soğukları altından fışkıran gök ekinler..." - A. Kabaklı
  • "Süngülerini, çelikten birer parmak gibi göğe kaldırmışlar." - R. E. Ünaydın

Yerel Türkçe anlamı:

Olgunlaşmamış, ham (meyve için): Gök erik safra yapar.

Mavi

Mavi, masmavi.

Yeşil, yemyeşil.

Erkek deve.

Güvercine benzer bir çeşit kuş.

Mühür mumu.

Gök bilimleri ve Uzay alanındaki anlamı:

Gözerimi üzerine kapanan, sonsuz yarıçaplı mavi kubbe; bu kubbenin iç yüzü.

Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:

Dekor gök için kullanılan sözcük.

Diğer sözlük anlamları:

Yeşil.

Mavi.

Gök isminin anlamı, Gök ne demek:

Kız ismi olarak; Yeryüzünün üzerine mavi bir kubbe gibi kapanan boşluk. Mavi renk.

İngilizce'de Gök ne demek? Gök ingilizcesi nedir?:

sky, sky border

Osmanlıca Gök ne demek? Gök Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

sema

Gök hakkında bilgiler

Gökyüzü, çeşitli nedenlerden ötürü tanımlaması zor bir kavramdır. Kabaca kişinin açık alanda yukarı baktığında gördüğü, tüm gök cisimlerini çevrelediği gözlemlenen boşluk olarak nitelendirilebilir. Bu tanıma göre kuşların ve uçakların gökyüzünde uçtuğu, yağmur ve gökkuşağı gibi atmosferik olayların yanı sıra güneşin batışının veya yıldız kaymasının da gökyüzünde gerçekleştiği varsayılır.

 

Gök ile ilgili Cümleler

  • Gök bugün mavi, bulutsuz.
  • Gök gürültülü fırtınaları sever misin?
  • Ali gök bilimi ve yıldız bilimi arasındaki farkı bilmiyor.
  • Gök gürültüsü bilimsel olarak açıklanmıştır, ve insanlar onun tanrıların insanlara kızgın olduğunun bir işareti olduğuna artık inanmıyorlar, bu yüzden gök gürültüsü de biraz daha az korkutucudur.
  • Şimşek genellikle gök gürültüsüne eşlik eder.
  • Bir gök kuşağının yedi rengi vardır.
  • Oyun sırasında, aniden yağmur yağmaya başladı ve ayrıca gök gürledi.

Gök tanımı, anlamı:

Gök delinmek : Birdenbire çok ve hızlı yağmur yağmak.

Göklere çıkarmak : Aşırı derecede övmek.

Göklere çıkmak : Pek çok yükselmek.

Göklere uçmak : Çok sevinmek.

Gökte ararken yerde bulmak : Çok güçlükle ele geçirebileceğini sandığı şeyi veya kimseyi birdenbire bulmak.

Gökten ne yağdı da yer kabul etmedi : "büyüklerden gelen şeyleri küçükler geri çeviremezler" anlamında kullanılan bir söz.

 

Gökten zembille mi indi : "uğraşmadan, didinmeden, kendiliğinden mi türedi?" anlamında kullanılan bir söz. "Tanrı'nın özel olarak gönderdiği, saygınlık görmesini istediği bir kişi mi?" anlamında kullanılan bir söz.

Göğe merdiven dayamış : Çok uzun boylu.

Gök ada : Milyarlarca yıldızdan, yıldız kümelerinden, bulutsu ve gaz bulutlarından oluşmuş, Samanyolu gibi bağımsız uzay adası, galaksi.

Gök atlası : Yıldızların gök küresi üzerindeki yerlerini gösteren harita.

Gök bilimi : Gök cisimlerinin konumlarını, hareketlerini, birbirine olan uzaklıklarının ölçülmesini, bunların fizik ve kimya bakımından yapılarını inceleyen bilim, felekiyat, heyet, astronomi.

Gök boylamı : Sağ açıklık.

Gök cismi : Gökyüzünde bulunan güneş, ay, gezegenler, kuyruklu yıldızlar, bulutsular vb. cisimlere verilen ortak ad.

Gökdelen : Yirmi, otuz veya daha çok katlı yapı, göktırmalayan, gök tırmalayıcı.

Gökdoğan : Kuzey yarım kürede yaşayan bir tür göçmen kuş (Accipitridae).

Gök ekseni : Yıldızların günlük harekette çevresinde dolanıyor gözüktükleri eksen. İki ucu sonsuza uzatılmış olarak düşünülen Dünya'nın dönme ekseni.

Gök eşleği : Gök eksenine yer merkezinde dik olan düzlemin gök küresiyle ara kesiti.

Gökevi : Gök olaylarını yıldızların, güneş, ay ve gezegenlerin konumlarını, hareketlerini küresel bir kubbenin iç yüzeyinde, çeşitli araçlarla gösteren yapı, yıldızlık, planetaryum.

Gök gözlü : Gözleri mavi ile açık yeşil arası olan (kimse).

Gök gürlemesi : Şimşek çakmasından veya yıldırım düşmesinden önce veya sonra havada duyulan gürültü, gök gürültüsü.

Gök gürültüsü : Gök gürlemesi.

Gökgüvercin : Genellikle Avrupa ve Yakın Doğu'da bahçelik yerlerde yaşayan bir tür kuş (Columba oenas).

Gök kandil : Kör kandil.

Gök kır : Gri, kurşuni renkli at donu. Bu renkte olan (at).

Gök kubbe : Gök.

Gök kumu : Gök taşlarında görülen küresel tanecikler.

Gökkuşağı : Düşmekte olan yağmur damlacıklarında güneş ışınlarının kırılıp yansımasıyla gökyüzünde oluşan yedi renkli, kemer biçimindeki görüntü, alkım, ebekuşağı, ebemkuşağı, eleğimsağma, hacılarkuşağı, meryemanakuşağı, alaimisema.

Gök kutbu : Gök ekseninin gök küresini deldiği iki noktadan her biri.

Gökkuzgun : Gökkuzgunumsular takımının gökkuzgungiller familyasından, başı, kanatları mavi, boyun ve karnı yeşil göçücü kuş (Coracias garrulus).

Gök küresi : İç yüzü gökyüzü olarak kabul edilen, yarı çapı sonsuza uzanmış yer merkezli küre.

Göksoğan : Taze soğan.

Gök taşı : Gezegenlerin arasında hareket eden, tümüyle gaz durumuna geçmeden yeryüzüne ulaşan katı cisim, hava taşı, şimşek taşı, uzay taşı, meteor, meteor taşı, meteorit.

Göktırmalayan : Gökdelen.

Gök tırmalayıcı : Gökdelen.

Gök yakut : Mavi renkli, değerli bir korindon türü, safir.

Gökyolu : Samanyolu.

Gökyüzü : Atmosferin gözle görünen bölümü.

Küresel gök bilimi : Gök küresi üzerinde var sayılan gök cisimlerinin konum ve hareketlerini inceleyen bilim dalı.

Bu : En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz. Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz.

Gök açılım düzlemi : Bir kentteki yapıların yeterli ölçüde ışık almalarını sağlamak amacıyla kentbilimcilerin kullandığı, belli bir açı ile anlatılan, yapının gün ışığına açıklık durumunu belirten, en üst çıkıntısından teğet geçen ve onun dışında kalan çıkıntılara ve taşmalara olanak verilmesini önlemekte kullanılan ölçüt.

Gök ala buğday : Kırmızı ve iri olan buğday.

Gök ardıç : Kuşlar (Aves) sınıfının, ötücü kuşlar (Passeriformes) takımının, ardıç kuşugiller (Turdidae) familyasından, uzunluğu 23 cm kadar olan, tüyleri erkekte kül rengi mavi, dişide kül kahverengisi olup Akdeniz memleketleri ve Batı Asya'da kayalık yerlerde yaşayan, Türkiye'de Trakya hariç bütün Anadolu'da her mevsim görülen, böcek, örümcek ve meyve taneleri ile beslenen yerli bir tür. Mavi kaya ardıcı. (Monticola solitarius) Ötücü-kuşlar (Paseriformes) takımının karatavukgiller (Turdidae) familyasından bir kuş türü. Uzunluğu 23 cm. Tüyleri erkekte külrengi-mavi, dişide kül-kahverengidir. Akdeniz memleketleri ve Batı Asyada kayalık yerlerde yaşar.

Gök at : Demirkırı renginde at.

Gök aydınlığı : Gece boyunca gökyüzünde gördüğümüz donuk ışık; gece aydınlığı.

Gök bakla : Taze, yeşil fasulye.

Gök balina : (Lat. Balaenoptera musculus) Balinalar (Cetacea) takımının, çatal kuyruklu balinagiller (Balaenopteridae) familyasından, 30 m kadar uzunlukta, 120 ton kadar ağırlıkta, mavi renkte, en büyük memeli hayvan. Balinalar takımının, çatal kuyruklu balinagiller (Balaenopteridae) familyasından, 30 m kadar uzunlukta ve 120 ton kadar ağırlıkta olabilen, mavi renkte, en büyük deniz memelisi. (Balaenoptera musculus) Balinalar (Cetacea) takımının çatalkuyruklu-balinagiller (Balaenopteridae) familyasından bir memeli türü. Uzunluğu 30 m, ağırlığı 119 tondur. En büyük memeli hayvandır. Rengi mavidir. Bütün okyanuslarda rastlanır.

Gök baştankara : [Bakınız: mavi baştankara] (Parus caerulus) Ötücü-kuşlar (Passeriformes) takımının baştankaragiller (Paridae) familyasından bir kuş türü. Uzunluğu 12 cm. Sırtı ve karnı sarı, kanatları, kuyruğu, erkeğin tepesi mavimsidir. Avrupa, Kuzey Afrika, ve ön Asyada ormanlarda yaşar.

Gök beyaz-göz : (Zosterops caerulescens) Ötücü-kuşlar (Passeriformes) takımının beyaz-gözlügiller (Zosteropidae) familyasından bir kuş türü. Yeni Zelandada ormanlarda yaşar.

Gök beyazgöz : Ötücü kuşlar (Passeriformes) takımının, beyaz gözlügiller (Zosteropidae) familyasından, Yeni Zelanda ormanlarında yaşayan bir tür.

Diğer dillerde Gök anlamı nedir?

İngilizce'de Gök ne demek? : [GOK (God only knows) ] n. gamble, wager; nose (Slang)

v. gamble, bet, wager

adj. celestial

Fransızca'da Gök : ciel [le], azur [le], la voûte céleste

Almanca'da Gök : n. Himmel

Rusça'da Gök : n. небо (N), небеса (PL)

adj. голубой, лазурный, небесный