Güvermek nedir, Güvermek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Bitki büyüyerek yeşermek, yeşillenmek.

Filizlenmek.

[Bakınız: göğermek].

[Bakınız: gövermek].

Yorgunluktan yüz morarmak.

Bırakmak, salmak.

Gevremek.

Yiyecek bozulmak.

Yeşermek.

Güvermek tanımı, anlamı

Güver : Tohumluk küçük soğan, arpacık soğanı

Güve : Kurtçuğu yapağı, yünlü kumaş ve dokuma yiyen pul kanatlılardan bir böcek (Tine pellionella).

Yeşillenmek : Yeşil duruma gelmek, yeşil olmak, yeşermek. Birine karşı duyduğu cinsel isteği kendisine sezdirmek, sarkıntılık etmek. Başkasının malında gözü olmak, elde etmeye çalışmak.

Filizlenmek : Bitki filiz vermek. Gelişmeye, büyümeye başlamak.

Filizlenme : Filizlenmek işi. Yumruların üzerinde ince uzun filizlerin belirmesi biçiminde görülen patates hastalığı.

Yeşillenme : Yeşillenmek işi.

Yorgunluk : Çalışma vb. sebeplerle bireyin ruh ve beden etkinlikleri açısından verimlilik düzeyinin azalması, bitaplık.

Göğermek : Bitki büyüyerek yeşermek, yeşillenmek. Vurma ya da çarpma sonunda vücudun herhangi bir yeri morarmak, çürümek. Vücudun herhangi bir yeri soğuk etkisiyle morarmak, kızarmak. Küflenmek: Ekmekler göğermiş. Kalaysız bakır kaplar oksitlenmek: Bakır karavana göğermiş, kalaylatalım. Çok acıkmak (mecazen: Açlıktan göğnüm göğerdi. Sabahleyin ortalık aydınlanmaya başlamak, şafak sökmek. İyi yıkanmayan çamaşırın rengi değişmek, morarmak: çamaşır göğerdi. Çocuk yetiştirmek, büyütmek: Seni göğermiye! (ilenç olarak kullanılır). Morarmak, yeşermek, mavileşmek, bitki yapraklanmak.

 

Gövermek : Yeşermek. Morarmak.

Morarmak : Mor bir renk almak. Mahcup olmak. Herhangi bir sıkıntı, darbe veya hastalıkla vücudun bir yeri mor renk almak. Herhangi bir söz ve davranıştan bozulmak.

Gevremek : Kolay kırılır duruma gelmek. Ekin olgunlaşmak.

Yeşermek : Bitki yaprak vermek, yapraklanmak. Canlanmak, yeniden ortaya çıkmak. Yeşil renk almak, yeşillenmek.

Bozulmak : Bozma işine konu olmak. Dağılmak, bozguna uğramak. İyi ve değerli niteliğini yitirmek. Bir şeye kızmak, içerlemek. Taşıt arızalanmak. Yiyecek kokmak, yenilemeyecek duruma gelmek, ekşimek. Sağlığını yitirip zayıflamak.

Bırakmak : Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak. Yanına almamak, yanında götürmemek. Koymak. Bıyık ya da sakal uzatmak. Bir işi başka bir zamana ertelemek. Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak. Bakılmak, korunmak için vermek. Kötü bir durumda terk etmek. Ayrılmak, terk etmek. Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek. Saklamak, artırmak. Sarkıtmak. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek. Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak. Boşamak. Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek. Sınıf geçirmemek, döndürmek. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek. Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. Engel olmamak. Unutmak. Sahiplik hakkını başkasına vermek.

Bırakma : Bırakmak işi.

Yeşerme : Yeşermek işi.

Bozulma : Bozulmak işi.

Gevreme : Gevremek işi.

Göverme : Gövermek işi.

Morarma : Morarmak işi.

Diğer dillerde Güvercin yuvası anlamı nedir?

İngilizce'de Güvercin yuvası ne demek ? : pigeon-hole