Güve nedir, Güve ne demek

Güve; bir hayvan bilimi terimidir.

"Güve" ile ilgili cümle

  • "Ne bulunurmuş sandık diplerinde, naftalin kırıntıları ile ölü güveler." - E. Işınsu

Yerel Türkçe anlamı:

Güneş görmeyen yer.

Damat, güveyi.

Güveyi

Bilimsel terim anlamı:

Tırtılları çeşitli tarım bitkilerinde, un, buğday gibi yiyeceklerde, özellikle yünden yapılmış giyim ve öbür ev eşyasında yaşayarak büyük zararlara yol açan ufak boylu kelebeklerin ortak adı. a. bk. buğday güvesi, kürk güvesi, zeytin güvesi v. b.

İngilizce'de Güve ne demek? Güve ingilizcesi nedir?:

moth

Fransızca'da Güve ne demek?:

teigne

Güve hakkında bilgiler

Güve, odun, kumaş ve kürk gibi şeylere musallat olan çeşitli cinsten böcek ve kurtçuklara verilen ortak ad.

Güve denince sadece asıl güveler (Tinea) değil, güvegillerden olan ve tırtılları mağaza ve ambarlarda büyük zararlara yol açan küçük kelebeklerin hemen hepsi anlaşılır. Gerçek güveler, evlerde yaşayan küçük parlak böceklerdir. Bunların beyazımsı tırtılları sık dokulu ağdan yuvalarda yaşar, yün kumaşları, kürkleri, tüyleri vb. kemirir. Halı güvesi (Tineola biseliella), kürk güvesi (Tinea pellionella) en zararlıları arasındadır.

 

Güveleri yok etmek için kumaşları, kürkleri sık sık pataklamak, fırçalamak, her mevsimde güneşe ve açık havaya çıkarmak gerekir. Sandık ve dolaplara güveye karşı konacak en iyi maddeler at kestanesi, lavanta , karabiber, ham kâfuru, naftalin, paradiklorobenzen, piretr veya rotenon tozudur. Ayrıca giysileri katlayıp rafa dizmek yerine askılara asabilirsiniz.

Dünyanın her yerinde bulunan bu güve, tarla ve ambarlardaki buğday ve mısıra dadanır. Dişi kelebekler Haziran ortasında yumurtalarını başakların üstüne bırakır, yumurtadan çıkan tırtıllar, daha olgunlaşmamış tanelere girerek içten yemeye başlar. Tahıllar hasat edilince, gelişmiş olan tırtılların verdiği ikinci döl ambardaki tanelere yerleşir. Bu böceklerle savaşta, sülfür buharı veya karbon tetraklorür ile karıştırılmış karbonsülfür kullanılır. Güve tarafından yenmiş buğdayla yapılmış olan ekmek sağlık için tehlikelidir.

Güve ile ilgili Cümleler

  • Tom'un güvenilirlik sorunları var.
  • Güvece biraz daha tuz koyabileceğimi düşündüm.
  • Güveç lezzetli kokuyor.
  • Parmak izi olmadan polisin güveneceği bir şeyi yoktu.
  • Güveler ışık tarafından çekilirler.
  • Güveci karıştırmayı unutma.
  • Güveç henüz yemek için hazır değil.
  • Böyle aceleyle nereye gidiyorsun? Bizim bol zamanımız var, bu nedenle güvenli bir şekilde sür.
  • Güveç bana yaramamış olmalı.
  • Ben bir güvercin gibi ötemem. Ben bir şahinim.
  • Ali sahil güvenlikle iletişime geçemedi.
  • Güveç yaptım.
  • Tünel güvenli ilan edildi.
  • Bu konuda bana güvenmen gerekiyor.

Güve anlamı, kısaca tanımı:

Kumaş : Varlığı ve kişiliği oluşturan nitelik veya malzeme. Pamuk, yün, ipek vb.nden makinede dokunmuş her türlü dokuma.

 

Böcek : Kelebek, kurt ve tırtılın dışında kalan küçük hayvancıklar. Istakoza benzer, uzunluğu 30-40 santimetre kadar olan, sarı renkli, kısa kıskaçlı, yenilen bir deniz hayvanı. Eklem bacaklıların, altı bacaklı, çoğu kanatlı ve vücutları baş, göğüs, karın olarak eklemlerden oluşmuş hayvan sınıfı, haşere.

Güve yeniği : Yünlü dokumada güvenin oluşturduğu delik.

Arpa güvesi : Tahıllara dadanan bir tür güve.

Buğday güvesi : Tahıla zarar veren küçük bir kelebek (Tinea granella).

Petek güvesi : Arı kovanlarında peteklere zarar veren iki asalağın adı.

Zeytin güvesi : Pul kanatlılar takımından parlak gri renkli olup zeytinin yaprak, çiçek ve tanelerini kemiren zararlı bir böcek.

Güveç : İçinde yemek pişirilen toprak kap. Bu kapta pişirilen yemek.

Güvelenme : Güvelenmek işi.

Güvelenmek : Her yer güveyle dolmak.

Güven : Yüreklilik, cesaret. Korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusu, itimat.

Güven duymak : Güvenmek, inanmak.

Güven ışığı : Karanlık odada, çalışabilecek kadar ışık sağlayan, duyar katı etkilemeyen özel yapıda bir lambadan elde edilen ışık.

Güven kazanmak : Kendisine inandırmak.

Güven mektubu : Gittiği yerin devlet başkanına sunması için kendi devlet başkanı tarafından bir elçiye verilen belge, itimat mektubu, itimatname.

Güven oylaması : Göreve yeni başlamış veya görevini sürdüren hükûmetin tutumunu değerlendirmek için mecliste yapılmış olan oylama.

Güven vermek : Güven duygusu uyandırmak, itimat telkin etmek.

Güven yazısı : Belirli bir nicelikteki para için, bir bankanın yükümlülüğü altında, üçüncü bir kişi yararına bir başka bankada veya aracısında açtırılan hesap, akreditif.

Güvenç : Güvenme duygusu, itimat.

Güvence : Alınan sorumluluğa karşı olarak ortaya konulan şey. Birinin şüphelerini dağıtmak için söylenen inandırıcı söz, teminat. Bir antlaşmada taraflardan birinin sorumluluğu üzerine alması, inanca, teminat, garanti.

Güvence akçesi : Herhangi bir sorumluluk yerine getirilmediğinde karşı tarafça el konulacak olan para, depozit, depozito.

Güvence altına almak : Koruma sorumluluğunu üstlenmek.

Güvence vermek : Bir sorumluluk karşılığı olarak para vb. ortaya koymak, inanca vermek, teminat vermek, garanti vermek. bir anlaşmada taraflardan biriyle ilgili olarak sorumluluğu yüklenmek, inanca vermek, teminat vermek, garanti vermek.

Güvenceli : Güvencesi olan, güvence sağlayan, garantili.

Güvencesizlik : Güvencesiz olma durumu, garantisizlik.

Güvenceye bağlamak : Güvence altına almak.

Güvendiği dağlara kar yağmak : Yardım ve yarar beklediği kimse, yer veya şeyden iyilik gelmemek.

Güveni olmak : Güvenmek, inanmak.

Güveni sarsılmak : Güveni kalmamak.

Güvenilir : Güven duygusu veren, güvenilen, itimatlı.

Güvenilirlik : Alınan borcun geri ödenebileceğine dair güvence, kredibilite. Güvenilir olma durumu.

Güvenilme : Güven duyulma, güvenle bakılma.

Güveniş : Güvenme işi.

Güvenli : Güven verici, emniyetli, emin.

Güvenlik : Toplum yaşamında yasal düzenin aksamadan yürütülmesi, kişilerin korkusuzca yaşayabilmesi durumu, emniyet.

Güvenlik borusu : Buharlı tesisatta basıncın belirli bir değerin üstüne çıkmasını önleyen U biçimli boru.

Güvenlik engeli : Müze, sergi vb. yerlerde gerildiği yerin gerisine geçişi yasaklayan ip, naylon, zincir vb. maddelerden yapılmış engel.

Güvenlik görevlisi : Güvenliği sağlamakla görevli kimse.

Güvenlik şeridi : Otoyollarda kesiksiz çizgiyle belirlenen ve en sağ şeritte bulunan, acil durumlarda cankurtaran, itfaiye, polis vb. araçların gidebilmesi için ayrılmış yol bölümü, emniyet şeridi. Suç kanıtlarının kaybolmaması için güvenlik güçlerinin olay yerini çevirdiği şerit.

Güvenlik vanası : Buharlı tesisatta basınç belirli bir değerin üstüne çıktığında açılarak tesisatın güvenliğini sağlayan vana, emniyet supabı.

Güvenme : Güvenmek işi.

Güvenme dostuna saman doldurur postuna : "dost sandığın birtakım kimseler sana kolaylıkla kötülük edebilirler" anlamında kullanılan bir söz.

Güvenme varlığa düşersin darlığa : "varlıklarına güvenerek ölçüsüz harcamalarda bulunanlar daha sonraları sıkıntıya düşebilirler" anlamında kullanılan bir söz.

Güvenmek : Güven duymak, güveni olmak, itimat etmek.

Güvenoyu : Göreve yeni başlamış veya görevini sürdüren hükûmetin tutumunu değerlendirmek için milletvekillerinin verdiği oy.

Güvenoyu almak : Hükûmetin tutumu milletvekilleri tarafından onaylanmak.

Güvenoyu vermek : Hükûmetin tutumu ile ilgili olarak milletvekilleri tarafından olumlu oy kullanılmak.

Güvensiz : Başkalarına güvenmeyen, itimatsız.

Güvensizlik : Güvensiz olma durumu, itimatsızlık.

Güvensizlik duymak : Güvenmemek.

Güvensizlik önergesi : Hükûmetin uygulamalarına karşı gösterilen itimatsızlığı belirten belge.

Güvercin : Güvercingillerden, hızlı ve uzun zaman uçabilen, kısa vücutlu, sık tüylü, evcilleşmiş birçok türü bulunan, yemle beslenen bir tür kuş (Columba).

Güvercinboynu : Bu renkte olan. Yeşil, mavi ve pembe arasında dalgalanır gibi görünen renk.

Güvercingiller : Güvercin, kumru vb. kuşları içine alan geniş bir familya.

Güvercingöğsü : Bu renkte olan. Yeşil ile mavi arasında böcekkabuğuna benzer dalgalı ve değişken renk.

Güvercinler : Güvercin, kumru vb. kuşları içine alan takım.

Güvercinlik : Evcil güvercin yetiştirmek için hazırlanmış yer.

Güverte : Gemide ambar ve kamaraların üstü.

Güveyfeneri : Patlıcangillerden, kırmızı ve ekşimsi meyvesi idrar söktürücü olarak kullanılan, çok yıllık ve otsu bir bitki, gelin otu (Physalis alkekengi).

Güveyi : Damat.

Güveyi girmek : Erkek, evlenmek. iç güveyisi girmek.

Güveyi olmadık ama kapı dışında bekledik : "konuyu iyi bilmesek de çok da yabancısı değiliz" anlamında kullanılan bir söz.

Güveyi yemeği : Erkekevi tarafından düğün akşamı akraba ve yakınlara verilen yemek.

Güveyilik : Damatlık.

Güvez : Mora çalan kırmızı renk. Bu renkte olan.

Alt güverte : Gemilerde güvertelerden altta bulunanı.

Bileğine güvenmek : Gücüne veya hünerine güvenmek.

Hafif güverte : Ana güverteyi güneşten korumak için yapılmış olan özel güverte, tente güvertesi.

İç güveyi : İç güveyisi.

İç güveyilik : İç güveyi olma durumu.

İç güveyisi : Eşinin ailesinin evinde oturan damat, iç güveyi.

İç güveyisi girmek : Karısının ailesinin evinde oturmak üzere evlenmek.

İç güveyisi iç ağrısı : "iç güveyisi misafir gibidir, evdekiler sürekli olarak onu ağırlamaya çalışır ve bu durumdan da rahatsız olurlar" anlamında kullanılan bir söz.

İç güveyisinden hallice : "nasılsın" sorusuna "eh işte, fena değil" anlamında verilen karşılık.

Kamu güvenliği : Bir devlette zabıta hizmetleriyle halka sağlanan can ve mal güvenliği.

Kaya güvercini : Güvercingillerden, Avrupa, Asya ve Kuzey Afrika'nın kayalık yerlerinde yaşayan bir kuş (Columbo livia).

Kendi kendine gelin güveyi olmak : İlgilinin nasıl karşılayacağını düşünmeden bir işi olmuş bitmiş sayarak sevinmek.

Kesesine güvenmek : Parasına güvenmek.

Milli güvenlik : Devletin her türlü dış ve iç tehditlere karşı korunması.

Nefesine güvenen borazancıbaşı olur : "başarabileceğine emin olanlar büyük işlere girişmelidir" anlamında kullanılan bir söz.

Öz güven : İnsanın kendine güvenme duygusu.

Sosyal güvenlik : Sosyal sigorta, sosyal yardım vb. araçlarla halkın sosyal durumunu güvence altına alma.

Tahtalı güvercin : Avrupa, güneybatı Asya, kuzeybatı Afrika ve ülkemizde genellikle ormanlık ve ağaçlık bölgelerde yaşayan, boynunun iki yanında ve kanatlarında tahtaya benzeyen beyaz leke bulunan bir tür güvercin, tahtalı.

Taklacı güvercin : Uçarken taklalar atan bir tür güvercin, taklacı.

Tente güvertesi : Hafif güverte.

Üst güverte : Gemilerde güvertenin yüksekte kalan bölümü.

Yaşam güvencesi : Hayat sigortası.

Yumruğuna güvenmek : İsteklerini yaptırmak için yalnızca bedensel gücüne güvenmek.

Kurt : Bazı böceklere veya bazı böcek kurtçuklarına verilen ad. Köpekgillerden, Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika'da yaşayan, postu gri sarı renkli, yırtıcı, etçil memeli hayvan (Canis lupus). İşini iyi bilen, aldanmaz, kurnaz. Bir yeri, bir şeyi iyi bilen. Güney gök küresinde, Akrep ile Boğa arasında bulunan takımyıldız. Yumuşak vücutlu, uzun gövdeli, omurgasız, bacaksız, ayaksız veya çok ilkel ayaklı küçük hayvan.

Yapağı : İlkbaharda kırkılan koyun tüyü, yapak.

Yünlü : Yün kumaş. Yün kumaştan yapılmış. Yünden yapılmış. Yünü olan.

Dokuma : Kumaş olabilen, kumaş yapılabilen. Tezgâhta dokunarak elde edilen (kumaş). Yapı, oluşum. Minder örtüsü, yatak kılıfı vb. için kullanılan ve boyalı pamuk ipliğinden dokunan bez. Dokumak işi, tekstil.

Kanatlı : Kanadı olan.

Odun : Anlayışsız ve kaba (kimse). Yakılmak için kesilmiş, parçalanmış ağaç.

Kürk : Hayvan postundan yapılmış olan giysi. Bazı hayvanların, giyecek yapmak için işlenmiş postu. Bu posttan yapılmış.

Güve otu : Naftalin.

Güve salma : Güvey çıkarma

Güve tozu : Güveleri yok etmede kullanılan böcek öldürücü toz.

Güve tutmak : İçine dert olmak.

Güvebe : Böğelek sineği.

Güveççi : Afyon kenti, Davulga nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Hatay kenti, Kışlak nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Kütahya ili, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Güveçdere : Bursa ilinde, Mustafakemalpaşa ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

Güveçetneviri : Elörgüsü çoraplarda görülen bir motif. (Yenikent *Aksaray Niğde)

Güveçli : Bingöl şehrinde, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Çorum ili, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Gaziantep ili, Doğanpınar bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Malatya ili, Arguvan ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Tokat şehrinde, Doğanyurt bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Yozgat ili, Boğazlıyan ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Güvegen : Böğelek sineği.

Diğer dillerde Güve anlamı nedir?

İngilizce'de Güve ne demek? : n. moth, clothes moth

Fransızca'da Güve : mite [la], teigne [la]

Almanca'da Güve : n. Motte

Rusça'da Güve : n. моль (F), лишай (M)