Güveç nedir, Güveç ne demek

  • İçinde yemek pişirilen toprak kap.
  • Bu kapta pişirilen yemek

"Güveç" ile ilgili cümleler

  • "Güveçten sonra bir koca sini mantı gelmiş." - Ç. Altan
  • "Taş ocağın üstünde, ateşe vurduğu güveçten, kaynayan etin kokusu geliyordu." - N. Cumalı

Yerel Türkçe anlamı:

Toprak.

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Giresun ilinde, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.

Güveç hakkında bilgiler

Güveç yemek pişirmekte kullanılan geniş ağızlı özel toprak kap ve Türk mutfağında bu kap içinde pişirilen yemeklerin genel adı.

Türk mutfağında birçok güveç çeşidi vardır. Sebzeli ve etli güveçlerin yanı sıra karides güveç gibi deniz ürünlerinden oluşan bir güveç, ayrıca güveç pilavı ve yine güveç içerisinde pişirilen piti gibi yemekler bulunmaktadır. Özellikle Kayseri, Sivas, Çorum, Kütahya (Gediz), Aydın, Afyon, Konya, Balıkesir (Bigadiç) ve Beypazarı bölgelerinde güveç yemekleri yaygındır.

Güveç yemekleri Balkan ülkeleri mutfaklarında da yaygındır. Örneğin Yunan mutfağında giouvetsi adını alır.

Güveç ile ilgili Cümleler

  • Ali doğrudan çanaktan güveç yedi.
  • Güveç yaptım.
  • Bu güveç biraz fazla tuzlu.
  • Akşam yemeği için güveç yapmayı düşünüyorum.
  • Güveç lezzetli kokuyor.
  • Güveç henüz yemek için hazır değil.
  • Ben güveç yapmaya başladım.
  • Akşam yemeği için kalmaya ne dersiniz? Ben büyük bir kap güveç yapıyorum.
  • Güveç bana yaramamış olmalı.
  • Ali bizim için güveç yapıyor.
  • Bu güveçte ne var?
 

Güveç tanımı, anlamı:

Yemek : Konuklara yiyecek verilerek yapılmış olan ağırlama. Kandırmak. Harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek. Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek. Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak. Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek. Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam, ekmek. Günün belli saatlerinde yenilen besin. Sürekli üzmek, tedirgin etmek. Yasal yoldan cezalandırılmak. Isırmak. Harcamak, tüketmek, bitirmek. Yemek yeme, karın doyurma işi. Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak. Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek. Ağızda çiğneyerek yutmak. Başkasının parasını harcamak. Birine alacağını vermemek, ödememek.

Toprak : Kara. Arazi, tarla. Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış. Memleketli. Ülke. Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü.

Pişirmek : Isı etkisiyle belirli bir kullanıma elverişli duruma getirmek. Bir besin maddesini gerektiği kadar ısıda tutarak yenebilecek veya içilebilecek bir duruma getirmek. Bunaltacak kadar ısıtmak, yakmak. Olgunlaştırmak. Çalışarak öğrenmek.

Geniş : Alanı büyük olan, makro, dar karşıtı. Çok. Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın, makro. Eni çok olan, enli, vâsi. Bol (elbise). Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat.

 

Ağızlı : Ağzı herhangi bir biçimde olan.

Türk : Dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan, Türkçenin değişik lehçelerini konuşan soy ve bu soydan olan kimse. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan halk ve bu halktan olan kimse.

Genel : Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Bir genelleme sonucunda elde edilen. Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi.

Sebze : Genellikle pişirilerek yenen bitkiler veya bunların taneleri, göveri, göverti, sebzevat, zerzevat.

Etli : Dolgun, kalın. Eti çok olan. İçinde et bulunan. Yenecek kısmı çok olan (meyve).

İçinde : ... ile dolu bir biçimde. Ortamında. Süresince, zarfında.

Kap : Türlü şeylerin taşınması veya saklanması için kullanılan torba, kılıf, çanta, sepet, sandık vb. Kapak, cilt. Kap kacak. İçi gaz, sıvı veya katı herhangi bir maddeyi alabilen oyuk nesne. Gövdeyi omuzların üstünden çepeçevre saracak biçimde yapılmış olan bir tür üst giysisi. Kadınların giydiği kolsuz üstlük.

Bu : Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz. En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz.

Güveççi : Afyon ilinde, Davulga bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Hatay ili, Kışlak nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Kütahya kenti, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Güveçdere : Bursa kenti, Mustafakemalpaşa ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Güveçetneviri : Elörgüsü çoraplarda görülen bir motif. (Yenikent *Aksaray Niğde)

Güveçli : Bingöl şehrinde, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Çorum şehri, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Gaziantep ili, Doğanpınar bucağına bağlı bir bölge. Malatya şehri, Arguvan ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Tokat ilinde, Doğanyurt bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Yozgat şehrinde, Boğazlıyan belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Diğer dillerde Güveç anlamı nedir?

İngilizce'de Güveç ne demek? : n. casserole, stewpan, crock, hot pot, Marmite, olla, pipkin, stew

Fransızca'da Güveç : terrine [la]

Almanca'da Güveç : der Schmortopf