Pişirmek nedir, Pişirmek ne demek

"Pişirmek" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Tuğla pişirmek. Çömlek pişirmek."
  • "Ayşe Nine de onlara bir yorgunluk kahvesi pişiriyordu hem de denizcilerle yârenlik ediyordu." - Halikarnas Balıkçısı
  • "Bu ceket beni pişirdi."

Yerel Türkçe anlamı:

Yaşlanmak.

Pişirmek anlamı, tanımı:

Pişirip kotarmak : Bir işi sonuçlandırmak, tamamlamak.

Pişirme : Pişirmek işi.

Ensesinde boza pişirmek : Birini çok üzmek, tedirgin etmek. birini bir işi yapıp bitirmesi için sürekli sıkıştırmak. ısıtmak, kızgın duruma getirmek.

İşi pişirmek : Aralarında gizlice anlaşmak.

Pazarlığı pişirmek : Pazarlıkta uyuşma sağlayacak duruma gelmek.

Besin : Yaşamak, varlığını sürdürmek için gerekli şey. Yenilebilir, beslenmeye elverişli her tür madde, azık, gıda.

Madde : Para, mal vb. ile ilgili şey. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Bir cismi oluşturan öge, öz. Duyularla algılanabilen nesne. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm. Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım. Molekül.

 

Gerek : İcap. Gerçekleşmesi zorunlu olarak beklenen, lazım.

Tutarak : Sara.

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Duruş biçimi, konum, tavır.

Getirmek : Gelmesini sağlamak. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. Sağlamak. Bir makama atamak veya seçmek. İletmek, bildirmek. Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak. İleri sürmek. Erişmek veya eriştiğini sanmak. Sebep olmak, ortaya çıkarmak.

Etki : Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim. Bir etken veya bir sebebin sonucu, yardım. Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir.

Öğrenmek : Haber almak. Bilgi edinmek. Yetenek, beceri kazanmak. Bellemek.

Olgunlaştırmak : Olgun duruma getirmek.

Kadar : Gibi. Bir sayıdan sonra geldiğinde kesinlikle belli olmayan bir niceliği belirten söz. Miktarda, derecede. Denli. Dek. Büyüklüğünde, genişliğinde. Süre belirten bir söz. Ölçüsünde, derecesinde.

Isıtmak : Sıcak duruma getirmek. Çekici, olumlu, hoş bir duruma getirmek.

Yakmak : Isı etkisiyle zarar vermek. Silahla vurmak. Zamanında kullanılmadığından hükmünü yitirmek. Karartmak. Kurutmak, zarar vermek. Ateşle yok etmek. Keskin, sert ve ısırıcı bir duyum vermek. Kına, yakı vb.ni koymak, sürmek. Yanmasını sağlamak veya yanmasına yol açmak, tutuşturmak. Çok üşütmek. Işık vermesini sağlamak. Çok sıcak olmak. Yanıyormuş gibi bir etki yapmak. Yıkıma, zarara yol açmak, büyük bir zarara uğratmak, mahvetmek. Güçlü sevgi uyandırmak. Türkü, ağıt vb. düzenlemek, bestelemek. Tedavi etmek amacıyla doku, damar vb. dağlamak.

 

Pişirmek ile ilgili Cümleler

  • Onların işi askerler için yemek pişirmek.
  • Akşam yemeğini pişirmek zorundayım.
  • Ali canı nadiren yemek pişirmek ister.
  • Bir pasta pişirmek için ipuçları.
  • Bu gece akşam yemeği pişirmek için zamanım yoktu, bu yüzden dışarı çıktım ve bir kutu yemek aldım.
  • Makarna pişirmek kolay.
  • Çatallar yıllardır Avrupa'da ve Yakın Doğu'da kullanılıyordu, ama yalnızca yemek pişirmek için.

Diğer dillerde Pişirmek anlamı nedir?

İngilizce'de Pişirmek ne demek? : v. cook

Fransızca'da Pişirmek : cuire, cuisiner

Almanca'da Pişirmek : v. abkochen, backen, schmoren, zubereiten

Rusça'da Pişirmek : v. варить, наваривать, сваривать, готовить, стряпать, печь, выпекать, запекать, тушить, обжигать, усваивать, наварить, сварить, состряпать, испечь, выпечь, запечь, затушить, обжечь