Kürk nedir, Kürk ne demek

  • Bazı hayvanların, giyecek yapmak için işlenmiş postu.
  • Hayvan postundan yapılmış olan giysi.
  • Bu posttan yapılmış

"Kürk" ile ilgili cümle

  • "Kürk manto."
  • "Ben yatağımın üstünde, kürkümün içinde soğuktan titreyerek oturuyorum." - H. E. Adıvar

Yerel Türkçe anlamı:

Kurutulmuş otları koymaya yarayan küçük yapı.

Kuluçka.

Kürk hakkında bilgiler

Kürk, memeli hayvanların tüylü derisi, postu.

Kürk genel olarak iki bölümden oluşur. Kısa tüyler ve koruyucu tüyler. Bazı hayvanlarda bir de orta seviye tüyler diyebileceğimiz bir katman daha bulunmaktır. Bütün memeli hayvanların kürkü yoktur. Kürksüz olanlar "çıplak memeliler" olarak da adlandırılabilir.

Kürk ile ilgili Cümleler

  • Ayranı yok içmeye, kürkle gider sıçmaya.
  • O bir kürk ceket giymişti.
  • Koyun kürkü kabarıktır.
  • Kürkü yırtık erkek kel kör kirpinin yırtık kürkünü kürkü yırtık dişi kel kör kirpinin kürküne yapıştırmışlar.
  • Sadece hayvanlar kürk giymeli.
  • Kürk mantolar satışa sunulmuştur.
  • Kürk ceket giymemelisin.
  • Ayının kürkünü onu avlamadan önce satma.
  • O, aşağıda kürk ceketini çıkardı, yukarı gitti ve kapıyı hafifçe çaldı.
  • Ali Mary'ye bir kürk manto aldı.

Kürk kısaca anlamı, tanımı:

Hayvan : At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse). Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık.

 

Post : Bazı deyimlerde "can" anlamında kullanılan bir söz. Makam. Tarikatlarda şeyhlik makamı. Tüylü hayvan derisi.

Kürk ile börk ile adam olunmaz : "kılık kıyafet, değeri olmayan kişiye değer kazandırmaz" anlamında kullanılan bir söz.

Kürk böceği : Kın kanatlılardan, esmer uzun kıllı, kürk, halı, keçe ve yünlüleri kemiren bir böcek (Attegenus pellio).

Kürk hayvanı : Kürkü için üretilen veya avlanan hayvan.

Badem kürk : Tilki postunun yalnız bacak kesiminden yapılmış olan kürk.

Samur kürk : Sansar veya sincap derisinden yapılmış olan kürk.

Vizon kürk : Vizon derisinden yapılmış olan iyi işlenmiş kürk.

Kürkas : Sütleğengillerden, meyve çekirdekleri zehirli bir bitki, Hint fıstığı (Jatropha curcas).

Kürkçü : Hayvan postlarından kürk hazırlayan veya bu işin ticaretini yapan kimse.

Kürkçülük : Kürk hazırlama sanatı. Kürk ticareti.

Kürkçünün kürkü olmaz börkçünün börkü : "başkalarının gereksemelerine çare bulan kişi, bunlara benzeyen kendi ihtiyaçlarını savsaklar" anlamında kullanılan bir söz.

Kürklü : Kürkle süslenmiş. Kürkü olan, kürk giymiş. Postu kürk olarak kullanılan (hayvan).

Güne göre kürk giyinmek gerek : "kılık kıyafetimizi zamanın koşullarına uydurmalıyız" anlamında kullanılan bir söz.

Kabahat samur kürk olsa kimse sırtına almaz : "hiç kimse suçlu olduğunu kabul etmek istemez" anlamında kullanılan bir söz.

Tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkanıdır : "bir kişi ne kadar farklı yerlerde yaşarsa yaşasın, ne kadar farklı işlerle uğraşırsa uğraşsın, bağlı bulunduğu çevreye veya işe dönmek zorunda kalır" anlamında kullanılan bir söz. "meslek veya alışkanlık gereği olan sonuçtan kaçınılamaz" anlamında kullanılan bir söz.

 

Ye kürküm ye : Gösterilen saygının kişiliğe değil, giyim kuşam düzgünlüğüne olduğunu belirtmek için kullanılan bir söz.

Giyecek : Giysi.

Yapmak : Salgılamak, çıkarmak. Davranmak, hareket etmek. Bir durum yaratmak. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Gerçekleştirmek. Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Olmak. Edinmek, sahip olmak. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Yol almak. Dışkı çıkarmak. Onarmak, tamir etmek. Evlendirmek. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Düzenli bir duruma getirmek. Olmasına yol açmak. Üretmek.

Giysi : Her türlü giyim eşyası, giyecek, elbise, kıyafet, esvap, libas, urba.

Meme : Yavrularını emzirmek için, memelilerin göğsünde türlü biçim ve sayıda bulunan, meme başı denilen çıkıntıları olan organ, bicik, emcek, emcik. Vücudun herhangi bir yerinde oluşmuş küçük çıkıntı. Ateşli silahların veya bazı patlayıcıların ateşlendiği çıkıntı. Bazı araçların meme başına benzeyen bölümü. Gemi çıpasında kolların birleştiği şişkin yer.

Tüylü : Uzun tüyleri olan kilim. Tüyü olan.

Deri : Pazar veya panayır kurulan gün, dernek. İnsan ve hayvan vücudunu kaplayan tüy, kıl veya pulla kaplı tabaka, cilt, ten. Toplantı, düğün. Bu tabakadan yapılmış. İşlenerek kullanılır duruma getirilmiş hayvan postu.

Genel : Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Bir genelleme sonucunda elde edilen. Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan.

Bu : En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz. Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz.

Kürk güvesi : Tırtılları kürk ve yünlü kumaş yiyen, dar kanatlı, güve. (Sıçan şeridinin arakonakçılarındandır.) Eklem bacaklı hayvanlardan, böcekler (Insecta) sınıfının, pul kanatlılar (Lepidoptera) takımından, dar ve kenarları saçak gibi tüylü kanatlı, tırtılları kürk ve kumaş yiyen bir tür. (Tinea pellionella) Eklembacaklı hayvanlardan böcekler (İnsecta) sınıfının pulkanatlılar (Lepidoptera) takımına giren bir tür. Kanatları dardır ve kenarları saçak gibi tüylü olur. Tırtılları kürk ve yünlü kumaş yer.

Kürk kedisi : Yaban kedisi: Kürk kedisi bizim tavukları sıkmış.

Kürk toyuh : Kuluçka tavuk.

Kürk toyuk : Kuluçka tavuk.

Kürkböceği : (zooloji)

Kürkçübaşı : Sarayda padişahın kürklerini saklamakla yükümlü görevli.

Kürkçüler : Adana şehrinde, Yakapınar bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Bolu kenti, Gerede ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Bolu şehrinde, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Kürkçünün kürkü olmaz, börkçünün börkü : “başkalarının gereksemelerine çare bulan kişi, bunlara benzeyen kendi ihtiyaçlarını savsaklar” anlamında kullanılan bir söz.

Kürkçüyurt : Sivas ilinde, Altınyayla belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Kürke : Kuluçka tavuk. Ağaç sakızı.

Diğer dillerde Kürk anlamı nedir?

İngilizce'de Kürk ne demek? : [kurk (de) ] n. cork

v. cork, obturate

n. fur, fur coat, pelage

Fransızca'da Kürk : fourrure [la], pelage [le], pelleterie [la]

Almanca'da Kürk : n. Fell, Pelz, Zurichter

Rusça'da Kürk : n. мех (M), шуба (F)

adj. меховой