Odun nedir, Odun ne demek

"Odun" ile ilgili cümle

  • "Sobada çıralar hemen alev almış, odunları da tutuşturmuştu." - T. Buğra

Biyoloji'deki anlamı:

Sertleşmiş ölü ksilem hücrelerinden oluşmuş karmaşık yapı.

Kimya'daki anlamı:

Yanma ısısı ve nemine göre 1674-3349 cal/g arasında değişen, kağıt yapımında, yapılarda, mobilyada, damıtmada, özütlemede, metanolde, kontrplak, rayon, selefon imalinde ve yakıt olarak kullanılan, %67-80 hemiselüloz ve %17-30 lignin ile az miktarda reçine, şeker, su ve potasyum bileşiklerinden oluşan karışım.

İngilizce'de Odun ne demek? Odun ingilizcesi nedir?:

wood

Fransızca'da Odun ne demek?:

bois

Odun hakkında bilgiler

[Bakınız: kereste]

Odun ile ilgili Cümleler

  • Her gün odun kırarım.
  • Ateş için biraz odun almaya gider misin?
  • Odun kırmak için baltaları almak zorundaydım.
  • Odun kırmayı severim.
  • Ali bir oduncuydu.
  • Köylü oduncu, odun keser.
  • Ali odun kırmayı sever.
  • Odunculuk, oduncunun yaptığı iştir.
  • Odun, kağıt üretimi için bir hammaddedir.
  • Ali odun kesiyor.
  • Neden dışarı çıkıp biraz yakacak odun getirmiyorsun?
  • Oduncu bir baltayla bir ağacı deviriyor.

Odun kısaca anlamı, tanımı:

Odun gibi : Anlayışsız, görgüsüz, kaba.

Odun bilimi : Odunun yapısını, fiziksel, mekanik ve kimyasal özelliklerini inceleyen bilim dalı, ksiloloji.

 

Odun kömürü : Odunun kömürleştirilmesiyle elde edilen, kalori değeri düşük kömür, mangal kömürü.

Odun özü : Bitkiye destek olan, besi suyunu taşıyan, odunda bulunan katı maddelerden her biri.

Odun sobası : Sadece odun yakılmasına elverişli bir soba türü.

Dış odun : Kabukla olgun ağaç bölümleri arasında bulunan, tam olgunlaşmadığı için marangozlukta kullanılması sakıncalı olan odun bölümü.

İç odun : Ağaç gövdesinin kendi çevresinde bulunan, sertleşmiş ve odunlaşmış hücrelerden oluşan, genellikle koyu renkli bölümü.

Olgun odun : Ağaç gövdesinin öz odun ile dış odun arasında oluşan, ağaç işleri gereci olarak en üstün niteliği taşıyan bölümü.

Öz odun : Olgunlaşan ağaç gövdesinin öze yakın bölümü.

Göbek odunu : Ağaç gövdesinin diğer bölümlerine göre farklı özellik gösteren iç odun bölümü.

Meşe odunu : Meşe ağacından elde edilen dayanıklı odun. Anlayışsız, görgüsüz ve kaba saba kimse.

Odun bilimsel : Odun bilimi ile ilgili, ksilolojik.

Oduncu : Odun kesen veya satan kimse.

Oduncul : Odunla beslenen böcek.

Odunculuk : Odun kesme ve satma işi.

Oduncunun gözü omçada : "herkes işine yarayan şeyi elde etmeye çalışır" anlamında kullanılan bir söz.

Odunlaşma : Bazı bitki hücrelerinde odun özü denilen bir kimyasal madde alarak odunsu bir duruma girmeleri olayı. Kabalaşma.

Odunlaşmak : Bitkiler odun durumuna gelmek. Kabalaşmak.

Odunluk : Kabalık, anlayışsızlık. Odun durumuna getirilip yakılmaya elverişli (ağaç). Odun konulan yer.

Odunsu : Odunu andıran, oduna benzeyen, odun gibi, odunumsu. Kaba, iri, heybetli.

 

Odunumsu : Odunsu.

Az ateş çok odunu yakar : "az sayıda kötü insan, çok sayıda iyi insanın başını belaya sokabilir" anlamında kullanılan bir söz.

Balcının var bal tası oduncunun var baltası : "her işin kendine özgü aracı vardır" anlamında kullanılan bir söz.

Boşboğazı ateşe atmışlar odunum yaş demiş : "çenesi düşükler umulmadık anlarda densizce konuşabilirler" anlamında kullanılan bir söz.

Halayıktan kadın olmaz gül ağacından odun : "her şey, kendisinden beklenen görevi yapabilecek niteliklere sahip olmalıdır" anlamında kullanılan bir söz.

Yakılmak : Yakma işi yapılmak.

Parça : Nesne. Güzel, alımlı kız veya kadın. Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Pasaj. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Müzik eseri. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Tane.

Ağaç : Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Tahta, kereste.

Anlayışsız : Anlayışı kıt olan, kafasız, kavrayışsız, vurdumduymaz, kalın kafalı, izansız, ferasetsiz, gabi. Hoşgörüsüz.

Kereste : Tomrukların boyuna biçilmesiyle elde edilen ve marangozlukla inşaatta kullanılan nitelikli ağaç. Ayakkabı yapımında kullanılan gereç. Kaba saba kimse, kalas.

İçin : Özgü, ayrılmış. Ant deyimleri yapan bir söz. Oranla, göz önünde tutulursa. Süre belirten bir söz. Uğruna, yoluna. Düşüncesince, kendince, göre. -den dolayı, -den ötürü. Neden ve sonuç belirten bir söz. Karşılığında, karşılık olarak. Hakkında. Amacıyla, maksadıyla.

Ve : Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu. İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz.

Kaba : Taneleri iri. Hafif olduğu hâlde kalın veya hacimli. Terbiyesiz, görgüsü kıt, nezaketsiz (kimse). Özensiz, gelişigüzel yapılmış, zevksiz, sakil, ince karşıtı. Kuyruk sokumunun her iki yanındaki şişkin yer. Terbiyeye, inceliğe aykırı, çirkin, kötü.

Odun arıları : Ağaçların odun katında gelişerek büyük zararlara yol açan zarkanatlılar familyası.

Odun bakısı : Yerdeki odun parçalarının biçim ve durumlarına bakarak geleceği çözümleme işi. bk. bakı. krş. bulut bakısı.

Odun boruları : Bitkilerde trakea ve trakeit başta olmak üzere çeşitli hücre tiplerinden oluşan, su iletimi ve destek görevini yapan doku. Ksilem. Bitkilerde çeşitli hücre tiplerinden oluşan, su iletimi ve destek görevini yapan doku, ksilem.

Odun dil : Aktinobasillozis.

Odun gözü : [Bakınız: daltomurcuğu]

Odun kenesi : Geyik, antilop, boz ayı, porsuk, kır kurdu ve çeşitli tavşan türlerinde parazitlenen, Rocky dağlarının noktalı ateşi, kolarado kene humması, tularemi gibi hastalıklara vektörlük yapan, kırmızımsı-kahverenginde, insanlarda kene felcine neden olan kene türü, Rocky dağları odun kenesi, Dermacentor andersoni, Dermacentor venustus.

Odun lifi : Yaşlanan ağaçta sertleşen ve besin iletimi yapamayan gözeler topluluğu.

Odun ruhu : Odunun havasız ortamda ısıtılmasıyla ele geçen ve başlıca metanolden oluşan uçucu sıvı. (kimya)

Odun şekeri : [Bakınız: ksiloz] Formülü C5H10O5, yoğunluğu 1,525 g/mL, e.n. 144 °C olan, suda ve alkolde çözünebilen, boyamada, şeker hastalarının beslenmesinde kullanılan, odun, saman, mısır koçanının sıcak seyreltik asitlerle hidrolizinden elde edilen zaralı olamayan, tatlı tatta, yanıcı, beyaz kristalimsi toz bir şeker. Ksiloz.

Odun yarma : Eller yukarıda kenetli açık duruşta, gövdenin hızla öne bükülerek yaylandırılmasıyla biçimlenen esnetme alıştırması.

Diğer dillerde Odun anlamı nedir?

İngilizce'de Odun ne demek? : n. wood

n. gall, bile, choler

n. concession, compensation, compromise, quid pro quo

Fransızca'da Odun : bois [le]; ours mal léché

Almanca'da Odun : n. Holz

Rusça'da Odun : n. полено (N), дрова (PL), деревяшка (F), дубина (F), дуб (M)

adj. древесный