Garnishee türkçesi Garnishee nedir

Garnishee ingilizcede ne demek, Garnishee nerede nasıl kullanılır?

Garnishee order : Borçluya bildirilen haciz emri. Sahibinin mülkiyeti altından olmadan servete el konulması için alınan mahkeme kararı. Haciz bildirisi. Borç sahibine tebliğ edilen haciz emri. Alacağın haciz emri. Haciz emri.

Garnisheed : Haczedilmiş. El konulmuş (para veya mülkiyet hakkında). Yasal olarak alıkonulan.

Garnisheeing : Haczetme. Haczetmek.

Garnishees : Haciz koymak. Yediemin. Yediadl. El koymak (maaşa vb). Haczetmek. Haczedilen alacağın borçlusu. Haczedilen malın borçlusu.

Garnished : Bezenmiş. Süslenmiş. Kanunen el konulmuş (örneğin, mülkiyet veya para kaynakları). Garnitürlenmiş. Dekore edilmiş (yiyecek hakkında).

Garnishment : Ödeme emri. Süs. Çağrı. İhbarname. Haciz. Süsleme. Mahkeme emri. Mir mahkeme kararı. Mahkeme ilamı. Ücret haczi.

Garnishes : Haczetmek. Garnitürlemek. Garnitürler. Allayyıp pullamak. Süslemek.

Ungarnished : Süslenmemiş. Haczedilmemiş. Allayıp pullanmamış.

Garnierite : Garniyerit. Nikel taşı. Mineral. (ni, mg6) (oh6) (si4o11) h2o; metalimsi olmayan parıltı, yeşil, açık yeşil; sertlik 2-4, özgül ağırlık 2.2-2.7; amorf. değişik oranlarda nikel kapsayan önemli nikel minerali.). Garnierit.

 

Bouquet garni : Pırasa yaprağına sarılmış defne gibi kokulu bitkiler içeren demet. (fransız mutfağı) pırasa yaprağına sarılmış defne gibi kokan bitkiler içeren demet (çorbalarda soslara ve diğer yiyecekler kullanılır). Garni demeti.

İngilizce Garnishee Türkçe anlamı, Garnishee eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Garnishee ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Garnishees : Haciz koymak. Haczedilen malın borçlusu. Haczedilen alacağın borçlusu. Yediadl. El koymak (maaşa vb).

Distrain : Hapsetmek. El koymak. Haciz koymak. Rehin olarak tutmak. Haczetme. Haciz. Zapt etmek.

Confiscate : Toplamak (yasaklanmış şeyi). Kamulaştırmak. El koymak. Zaptetmek. Müsadere etmek. İstimlak etmek. Ele geçirmek. Kanunen el koymak. Haciz koymak.

Receivers : Ahize. İcra memuru. Tahsildarlar. Kabul eden kimse. Tahsildar (vergi, gümrük). Toplama kabı (distilasyon). Yataklık eden. Alıcı.

Receiver : Reseptör. Yataklık eden. Yığın iletişiminde örgütlü ya da örgütsüz aktarma araçlarıyla, kendisine bilgi ya da ileti yollanan kişi. Para toplayıcı. Telefon ahizesi. Bir telefon çevrimindeki kiplenik akımları ses dalgasına dönüştüren çevireç. bir vericinin yayınladığı imlemleri işitilebilir imlere dönüştüren düzenek. Para alıcısı. Işığı, elektro-manyetik dalgaları alıp değerlendiren araç. göz, fotoğraf plağı, radyo, radyo ırakgörürü gibi. Başlama vuruşunu karşılayan oyuncu. Tenis, bilgisayar, fizik, uzay, masa tenisi, ekonomi alanlarında kullanılır.

Sequester : El koymak. Haciz. Müsadere. Sekester. Müsadere etme. Ayırmak. Ayrı tutmak. İnziva. Canlılığını kaybetmiş kemik parçasını sağlam kısımdan ayırma. canlılığını kaybetmiş ve çevre dokulardan ayrılmış doku parçası, sekestrum.

 

Commandeer : Müsademe etmek. Askeri hizmette kullanmak üzere el koymak. Kendine mal etmek. Askerliğe mecbur etmek. Kendine maletmek. El koymak. Benimsemek. (bir uçağı vb) kaçırmak. Askeri bir hizmete mecbur etmek.

Official receiver : Resmi tasfiye memuru. Mahkeme tarafından atanan tasfiye görevlisi. Görevi iflas durumundaki mülkiyete haciz koymak ve onu alacaklılara teslim etmek olan devlet temsilcisi. Sendik. Haciz işlemlerini takiple görevli memur. İflas idarecisi.

Distress : Izdırap. El koymak. Tehlike. Dert. Sıkıntı. Endişe uyandırmak. Sıkıntı vermek. Üzüntü. Acı çektirmek.

Distrain up : El koymak.

Garnishee synonyms : confiscates, wage earner, trusteeing, trustees, attach, distrain on, commandeers, sequestrator, depositary, distresses, confiscating, garnish, attaching, commandeered, commandeering, attaches, earner, impound, seize, trustee.

Garnishee ingilizce tanımı, definition of Garnishee

Garnishee kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To make (a person) a garnishee. One who is garnished. A person upon whom garnishment has been served in a suit by a creditor against a debtor, such person holding property belonging to the debtor, or owing him money. To garnish. To warn by garnishment.