Garnishees türkçesi Garnishees nedir

  • Haczedilen alacağın borçlusu.
  • El koymak (maaşa vb).
  • Haciz koymak.
  • Yediadl.
  • Yediemin.
  • Haczetmek.
  • Haczedilen malın borçlusu.

Garnishees ingilizcede ne demek, Garnishees nerede nasıl kullanılır?

Garnishee order : Haciz bildirisi. Haciz emri. Borç sahibine tebliğ edilen haciz emri. Borçluya bildirilen haciz emri. Sahibinin mülkiyeti altından olmadan servete el konulması için alınan mahkeme kararı. Alacağın haciz emri.

Garnishee : Yediemin. Haczetmek. Hacze bağlamak.

Garnisheed : Haczedilmiş. El konulmuş (para veya mülkiyet hakkında). Yasal olarak alıkonulan.

Garnisheeing : Haczetmek. Haczetme.

Garnished : Süslenmiş. Bezenmiş. Dekore edilmiş (yiyecek hakkında). Kanunen el konulmuş (örneğin, mülkiyet veya para kaynakları). Garnitürlenmiş.

Does the meal come with garnish : Porsiyon garnitür ile birlikte mi geliyor.

Garnishment : Süs. Çağrı. Mir mahkeme kararı. İhbarname. Süsleme. Mahkeme emri. Haciz. Ücret haczi. Mahkeme ilamı. Ödeme emri.

Ungarnished : Haczedilmemiş. Süslenmemiş. Allayıp pullanmamış.

Garnish : Haczetmek. Süslemek. Donatmak. Çeşni. Garnitür. Garnitürle süslemek. Süslenmek. Süs. Allayyıp pullamak. Allayıp pullamak.

Garnishable : Süslenebilir (yiyecek hakkında). Kanunen el konulabilir (örneğin, mülkiyet, para). Süslenebilir. El konabilir. Haczedilebilir.

 

İngilizce Garnishees Türkçe anlamı, Garnishees eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Garnishees ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Wage earner : İşgören. İşçi. İş gören. Ücretli. Gündelikçi. Verginli. Aylakçı.

Sequestrator : Güvenilir kişi. Yedi adil. Haciz memuru. Mala el koyan. Uyuşmazlığı doğuran bir nesnenin koruyumu sağlanılmak üzere seçilen inanılır, güvenilir kişi. Bir dava sonuçlanıncaya kadar mülkiyeti geçici olarak haczeden kimse (hukuk terimi).

Sequester : İnziva. Canlılığını kaybetmiş kemik parçasını sağlam kısımdan ayırma. canlılığını kaybetmiş ve çevre dokulardan ayrılmış doku parçası, sekestrum. Müsadere. Müsadere etme. Haciz. Ayrı tutmak. El koymak. Ayırmak.

Impound : Kanunen el koymak. Tutuklamak. Hapsetmek. Kapatmak. Geçici olarak el koymak. Ağıla kapamak. Toplamak. El koymak. Başıboş hayvanları kapamak.

Distresses : Kahretmek. El koymak. Üzmek. Sıkıntıya sokmak. Endişelendirmek. Acı vermek. Endişe uyandırmak. Sıkıntı vermek. Sıkmak.

Official receiver : Haciz işlemlerini takiple görevli memur. Sendik. Görevi iflas durumundaki mülkiyete haciz koymak ve onu alacaklılara teslim etmek olan devlet temsilcisi. Resmi tasfiye memuru. Mahkeme tarafından atanan tasfiye görevlisi. İflas idarecisi.

Distrain up : El koymak.

Trustee : Mutemet. Vakıf yöneticisi. Güvenilen. Kayyum. Vasi. Kendisine mal veya para emanet edilen. Mütevelli. Emanetçi. Güvenli yönetici. Bilgisayar, ekonomi alanlarında kullanılır.

Distress : Izdırap. Felaket. Üzmek. Sıkıntı. Acı vermek. Tehlike. Endişelendirmek. Haciz. El koymak. Tehlike (gemi).

 

Confiscates : Toplamak (yasaklanmış şeyi). Kamulaştırmak. El koymak (mala). Kanunen el koymak. Müsadere etmek. El koymak. İstimlak etmek. Zaptetmek.

Garnishees synonyms : distrain on, trusteeing, commandeers, distrain, commandeer, confiscating, commandeered, attaches, attach, trustees, depositary, sequestrates, receiver, commandeering, earner, confiscate, attaching, garnishee, seize, garnish, receivers, sequestrate.