Garrot türkçesi Garrot nedir
- Garo.
- Uzuv arterlerini bir araya sıkıştırmak için bandajı germek için kullanılan çubuk.
- Damara basınç amacıyla herhangi bir kısmı çepeçevre sıkmak için kullanılan sargı, bir cins turnike.
- Avrupa'ya özgü olan altıngöz (zooloji).
- Veterinerlik alanında kullanılır.
- Garot.
Garrot ingilizcede ne demek, Garrot nerede nasıl kullanılır?
Garrot application : Garo uygulaması. Bacakların incik veya bukağılıklarındaki atardamar kanamalarında veya bu bölgelerde yapılacak olan ameliyatlarda kanama riski varsa bölgenin üst kısmından lastik bir tüp (garo) koyarak kanamanın geçici olarak durdurulması.
Garrote : Boğma cezası. Boğazını sıkarak öldürmek. Boğarak idam etmek. Boğazlamak.
Garroted : Boğazını sıkarak öldürmek. Boğarak idam etmek. Boğarak idam edilmiş. Boğazlamak.
Garroter : Boğarak infaz eden kimse. Boğazlayarak öldüren kimse. Boğarak öldüren kimse.
Garroters : Boğazlayarak öldüren kimse. Boğarak öldüren kimse. Boğarak infaz eden kimse.
Garrotte : Boğazlama. Boğarak idam etmek. Boğazını sıkarak öldürmek. Boğma cezası. Boğarak idam. Boğarak öldürmek. Boğazlamak. Boğazını sıkarak boğma.
Garret : Çatı katı. Dam altı. Tavanarasındaki oda. Çatı arası. Tavanarası oda. Tavan arası. Tavanarası.
Garrotes : Boğazlamak. Boğazını sıkarak öldürmek. Boğma cezası. Boğarak idam etmek.
Garron : Bir tür at. İrlanda ve iskoçya'da yetişen bir tür at.
Garrotting : Boğazını sıkarak öldürmek. Boğarak idam etmek. Garroting. Boğarak öldürme.
İngilizce Garrot Türkçe anlamı, Garrot eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Garrot ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Mark : Sinema ve televizyon çalışmalarında yapım takımının sessizce anlaşması, belli işlerin başlama ve bitişlerinin, gerçekleştirilmesinin belirtilmesi için el ve kolla, ışıkla, kulaklıklardan sesle verilen komutlar. Satağa gönderilen malların sarmalaçlarına konulan belit. resim ya da harfle yapılan işaret. bilet ya da para yerine kullanılan maden ya da başka bir özdekten yapılı gereç. Hedef. Marka. Markos. Malların üzerine marka koymak ya da vurmak. Etki. Mark. Bir işletmenin yaptığı malları ya da ürettiği ürünleri, başkalarının mallarından ayırmak amacıyla malın ya da sarmalacın üzerine konulan özel im. Belirti.
Width : En. Arz. Bir filmin iki kenar arasında kalan, filmlerin çeşitlerine göre değişen ve filmlerin boylarını belirleyen uzunluğu. Genişlik. Belli bir boyda kumaş parçası. Enlilik. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Gen. Geniş olma durumu.
Abaxial : Abaksiyal. Eksenden uzak, eksen dışı. Eksenden uzak. Eksendışı. Aks kemiği dışında. Eksen dışı. Eksenden uzakta bulunan (biyoloji terimi).
Constricting : Sıkıştıran. Baskı yapmak. Daraltmak. Sıkıştırmak. Sıkmak. Büzmek. Sıkma. Kısıtlamak.
Head : Baş ile ilgili. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan en ön bölgesi. herhangi bir hayvanın bu bölgeye karşılık olan yapısı. sefal, kafa. 3.bakteriyofajlarda ikozahedral şekilli, dna içeren kısmı. 4.miyozinin bir parçası. fosfolipitlerin yağ asitleri içermeyen kısmı. spermlerde haploit çekirdeğin bulunduğu kısmı. Başında olmak. Çekiç tokmağı. Bir örtünün en ileri sürüklenmiş kesimi. Elektrik ya da akustik dalgaları saptayan ya da okuyan, özellikle ses aygıtlarında, mıknatıslı görüntü aygıtlarında ses ve görüntüyü saptama ve okuma işini gerçekleştiren değiştirgeç. Geçmek. Başına geçmek (şirket vb). Çekicin demir, pirinç ya da pirinçten daha sert bir özdekten yapılmış, madensel dolgulu yuvar biçiminde baş bölümü. Gövde.
Narrowed : Daralmak. Daralmış. Daraltmak. Kısmak. Daraltılmış.
Abdominal distention : Karın gerginliği. Abdominal gerginlik. Karın duvarının gergin olması, abdominal gerginlik.
Constrictive : Sıkıştırmaya yatkın olan. Kısıtlayan. Konstriktif. Bağlayıcı. Sıkan. Daraltılı. Daralma hissine neden olan (nefes vb). Sıkmaya neden olan. Büzücü.
Slender : Ufak tefek. Uzun. Az. İnce belli. Kuvvetsiz. Alışılmadık. Dal gibi. Minyon. İncecik. Yetersiz.
A dna : Dna çift sarmalının sağ el sarmal yapısı gösterdiği ve çift zincirin bir tam dönüşünde yapıya 11 bazın girdiği dna biçimi. A dna.
Garrot synonyms : straplike, narrow mouthed, narrow minded, a band, abamectin, shaft, narrowing, limited, a c syndrom, abattoir, thin, breadth, tapered, abdomen, a c deformity, a clay, abdominal palpation, point, strait, abdominal pain, abdominal ovariectomy, pointer, tapering, a crochordon, a amplitude mod, abdominal fat necrosis.
Garrot zıt anlamlı kelimeler, Garrot kelime anlamı
Wide : Tamamen. Ferah. Gen. Adamakıllı. Uzak. Vasi. Engin. Ardına kadar. Geniş.
Broad minded : Geniş fikirli. Çogu konuda bilgi sahibi olan. Açık görüşlü.
Unlimited : Hadsiz. Limitsiz. Sonsuz. Sınırsız. Şartsız. Kayıtsız. Sınırlanmamış. Sayısız. Kısıtlamasız.
Garrot antonyms : thick.
Garrot ingilizce tanımı, definition of Garrot
Garrot kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A stick or small wooden cylinder used for tightening a bandage, in order to compress the arteries of a limb. The European golden-eye.

Bu kısımda Garrot kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Garrot ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Garrot anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Garrot ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.