Gathering türkçesi Gathering nedir

  • Toplama.
  • Toplantı.
  • İltihap.
  • Kalabalık.
  • Cerahat.
  • Apse.
  • Toplayıcılık.
  • Biriktirme.
  • Meclis.
  • Yabanıl meyveleri, ot tohumlarını, kökleri, yumru köklü bitkileri, küçük hayvanları, deniz kabuklarını, böcekleri, yabanıl balları, ağaçların öz sularını vb. toplamaya dayanan; genellikle avcılıkla birlikte yapılan, fakat avcılıktan daha basit bir tekniği gerektiren, insanlığın en eski besin elde etme yolu.
  • Büzgü.
  • Toplanma.
  • Topluluk.
  • Şiş.
  • Çıban.

Gathering ile ilgili cümleler

English: He travels about the world gathering facts about little known countries.
Turkish: O, az bilinen ülkeler hakkındaki gerçekleri toplamak için dünyayı dolaşıyor.

English: I'm gathering information.
Turkish: Bilgi topluyorum.

English: A crowd was gathering around him.
Turkish: Onun etrafında bir kalabalık toplanıyordu.

English: I think that Japanese students are very good at gathering knowledge.
Turkish: Japon öğrencilerin bilgi toplamada çok iyi olduklarını düşünüyorum.

English: Forty-four Americans have now taken the presidential oath. The words have been spoken during rising tides of prosperity and the still waters of peace. Yet, every so often, the oath is taken amidst gathering clouds and raging storms. At these moments, America has carried on not simply because of the skill or vision of those in high office, but because We the People have remained faithful to the ideals of our forebearers, and true to our founding documents.
Turkish: Kırk-dört Amerikalı başkanlık yemini için şimdi götürüldü. Bu sözler yükselen refah gelgitleri ve durgun barış suları sırasında konuşulmaktadır.Ama, bazen, yemin toplanan bulutlar ve hiddetlenen fırtınalar arasında alınır.Bu anlarda, Amerika sadece yüksek ofistekilerin başarısı ve görüntüsü için değil fakat aynı zamanda atalarımızın idaellerine ve bulunan dökümanlara sadık kalan biz insanlardan dolayı sürdürdü.

 

Gathering ingilizcede ne demek, Gathering nerede nasıl kullanılır?

Gathering in : Bir yerde bir araya gelmek. Temerküz etmek.

Gathering momentum : Hızını artırma. Gücünü artırma. İvme kazanma.

Gathering of fish in net : Gırgır ağlarında balıkların bociliğe toplanması işlemi. Tava yapma.

Gathering place : Toplantı yeri.

Gathering up : Çitmek. Bir araya getirmek. Toplamak. Biriktirmek.

Be engaged in woolgathering : Başında kavak yelleri esmek.

Family gathering : Ailenin bir araya gelmesi. Tüm ailenin bir araya geldiği sosyal ortam. Aile toplantısı.

Wool gathering : Yün toplama. Dalgın. Başında kavak yelleri esen. Hayalci.

Forgathering : Rastlamak. Toplanmak. Bir araya gelmek.

Data gathering system : Veri toplama dizgesi. Veri toplama sistemi.

İngilizce Gathering Türkçe anlamı, Gathering eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Gathering ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Camp : Konmak. Düşerge yapmak. İbne. Kamp kurmak. Düşerge. Camp. Savaş sırasında ordunun merkezi olarak kullanılan yer. Konaklamak. Döngüsel adenozin monofosfat. Tarih, veterinerlik alanlarında kullanılır.

 

Class : Kategorilere ayırmak. Sınıflamak. Birşeyi belirli bir grubun içinde saymak. Saymak. Belli bir yerde toplanarak bir ya da birkaç öğretmenin gözetim ve yönetimi altında ders gören öğrenci kümesi. bir eğitim kurumuna aynı zamanda yazılan ve bu eğitim kurumunu aynı zamanda bitirmeleri beklenen öğrenci kümesi. bk. derslik. kimi yönlerden birbirine benzeyen birtakım olay ya da gözlemler. Sınıflandırmak. Bir sınıf veya bu sınıf içindeki bir grup. Ayırmak. Ders. Bir topluluk içinde, birbirlerinden ekonomik ve toplumsal yönlerden ayrılan ve aralarında karşıtlıklar bulunan bölüklerden her biri. krş. altkültür, kültür alanı, altkültür alanı, yatay bölük.

Conclave : Kardinaller meclisi. Özel toplantı. Kardinaller toplantısı. Oturum. Papayı seçmek için kardinallerin toplanması.

Purulence : Cerahat toplama. Kanlı irin. İrin. İrin toplama. İrinlenme.

Carbuncles : Şirpençe. Karaçıban. Kan çıbanı. Lal. Sivilce. Yakut. Kızıl renk. Kızıl renkli ziynet eşyaları. Lal taşı.

Pusses : Pisi. Yüz. Surat. Yaban tavşanı. Pisipisi. Kedi. Genç kız.

Septette : Yedi sesli beste. Yedi kişilik grup. Yedili.

Broach : Delmek. Delik açmak. İleri sürmek. Çekmek. Del. Şişlemek. Açmak. Açmak (bir konuyu). Konu açmak.

Storage : Ham, yarı mamul ve mamul gıda maddeleriyle katkı maddesi, yan ürünler, gıda ambalajları ve materyallerinin tüketime sunulmadan veya işlemeye tabi tutulmadan önce doğal yapılarını bozmayacak koşullarda tekniğine uygun olarak saklanması. Ardiye ücreti. Filmlerin kısa ya da uzun sürede korunması, saklanması amacıyla, gerekli koşullara uygun yerlerde, özellikle korunaklarda bulundurulması, sınıflandırılması. Ardiye vergini. Depo. Ambar. Depolama. Bellek. Saklama.

Councils : Divan. Kurul. Konsey. Yönetim kurulu.

Gathering synonyms : sevensome, social affair, fivesome, rap group, sixsome, group meeting, group action, cast of characters, wine tasting, bevy, concentrations, company, commonalty, furuncles, purulent matter, communities, apsides, agoras, shir, confluences, coming together, bulgiest, meeting, chamber, commonalties, congested, crop, threesome, mobilisation, assemblies, trio, storages, triad.

Gathering zıt anlamlı kelimeler, Gathering kelime anlamı

Disassembly : Parçalara kısımlara ayırma. Söküm. Söküş. Dağılım. Sökme. Demontaj. Parçalara ayırma. Ayırma. Demonte.

Gathering ingilizce tanımı, definition of Gathering

Gathering kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act of collecting or bringing together. Collecting. Assembling. Used for gathering or concentrating.