Geoid türkçesi Geoid nedir

  • Yer yüzeyindeki eşit potansiyelli yüzey. (bütün yeri kapladığı düşünülen denizin yüzeyi olup, bu yüzeyde biçim her yerde 90° lik bir açı yapar.).
  • Jeoid.
  • Geoit.
  • Yer küresi.
  • Yeryuvarı.
  • Jeoloji alanında kullanılır.
  • Jeoit.

Geoid ingilizcede ne demek, Geoid nerede nasıl kullanılır?

Geoidal : Geoid.

Geoids : Jeoit. Yer küresi. Geoit. Jeoid.

Becoming bourgeois : Muhafazakar olma. Mal sahipliği edinme. Burjuva olma. Orta sınıf olma. Kapitalist olma.

Bourgeois : Kentsoylu. Maddiyatçı. Kent soylu. Anamalcı. Burjuva. Soylu ile köylü ve işçi sınıfları arasında kalan orta sınıf ve bu sınıfın üyesi. Kapitalist. Dokuz puntoluk harf.

Bourgeois revolution : Anamalcı toplum düzeninin gelişmesini köstekleyici derebeylik ve yarı derebeylik düzeninin öğelerini ortadan kaldıran tarihsel toplumsal devinim. Burjuva devrimi. Kentsoylu devrimi.

Comprodor bourgeoisie : İşbirlikçi kentsoylu sınıf. Yabancı ortaklıklar hesabına iş yapan yerli kentsoylu sınıf.

Petty bourgeoisie : Küçük kentsoylu sınıf. Küçük burjuvazi. Marksist kuramda, proleterya ile kentsoylu sınıf arasında yer alan, proleteryanın sınıf bilincini paylaşmayan sınıfa verilen ad.

Embourgeoisement : Burjuvalaşma. Burjuva tarzına dönüşme.

National bourgeoisie : Ulusal kentsoylu sınıf. Milli burjuvazi. Ulusal kaynakları yabancıların sömürüsüne karşı koruduğu düşünülen, diğer bir deyişle emperyalizm karşıtı kentsoylu sınıf.

 

Imperialist bourgeoisie : Sermayenin tekelleşmesiyle emperyalist güce ulaşan ve bundan yarar sağlayan sınıf. Emperyalist kentsoylu sınıf.

İngilizce Geoid Türkçe anlamı, Geoid eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Geoid ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Polar : Kutuplarla ilgili. Zıt. Rehber. Kutup. Bilgisayar, veterinerlik alanlarında kullanılır. Su gibi üzerinde pozitif veya negatif yük taşıyan suda çözünen moleküller veya gruplar. Tam tersi. Ucaylı. Kutuplu. Polar.

Glacial : Çok soğuk. Buz gibi. Buzullara ait. Buz. Buzlu. Buz ya da buzulla ilgili. Buzulla ilgili. Buzul. Buzsu. Buzula ait.

Abrasive power : Aşındırıcı kuvvet. Aşındırıcı güç. Akarsuyun aşındırma gücü. Akarsuyun ve akarsuyla taşınan katı maddelerin, devimsel enerjileri arasındaki orantı.(akarsuyun devimsel m . v2 enerjisi = m . v2; taşınan maddelerin devimsel enerjisi = -»- dir. m = suyun kütlesi, v = akarsuyun hızı, m = maddelerin kütlesi, v = taşınan maddelerin hızı.).

Earth : Dünya. Kara. Üzerinde yaşadığımız gezegen. Zemin. Topraklamak. Yerküre. Yeryuvarlağı. (bitki kökünü) toprakla örtmek. Doğa. Güneş dizgesinde, güneş'e uzaklık sırasıyla üçüncü gezegen.

Aggregats : Başlangıçta birbirinden ayrı minerallerin, herhangi bir nedenle bir araya gelerek birlikte büyüyüşler gösteren bir topluluk durumuna gelmeleri. Topluluk.

Abysal environment : Derin ova. 2000 m.nin altındaki derin deniz dibi ortamı.

 

Acrozone : Menzil zonu. Uç kuşağı. Belirli bir taşıl türünün, cinsinin ya da başka bir bölümleme biçiminin, bütün ucunu kapsayan ya da onu belirten katmanlı kayaçlar.

Adjacent rock : Yantaş. İçine magma ya da madde sokulmuş yan yana bulunan kayaç.

Icy : Buz kaplı. Buzla kaplı. Buzlu. Çivi gibi. Soğuk. Donmuş. Buz gibi. Çok soğuk.

Agricultural geology : Tarım yerbilimi. Tarım ve toprak konularıyle uğraşan yerbilim dalı. Tarımsal jeoloji.

Geoid synonyms : cold, alcalic fumarole, algonkian, arctic, frigid, after shock, adventive cone, acid fumarole, alkali rocks, absolute age, advance of aglacier, geoids, absolute chronology, abyss.

Geoid zıt anlamlı kelimeler, Geoid kelime anlamı

Hot : Sıcak. Şiddetli. Yeni. Isınmak. İletken. Ateşli. Seksi. Taze. Biberli. Yüksek düzeyli radyoaktiflik.