Geosyncline türkçesi Geosyncline nedir

  • Çok kez iki ana kara arasında yer alan, dibi, biriken tortuların ağırlığı arttıkça çöken ve dağ oluşumlarının beşiği sayılan çukurluklara verilen ad.
  • Jeosenklinal.
  • Yeryüzü yüzeyinin aşağı doğru olan eğrisi (jeoloji).
  • Yer teknesi.
  • Coğrafya alanında kullanılır.

Geosyncline ingilizcede ne demek, Geosyncline nerede nasıl kullanılır?

Geosynclines : Jeosenklinal. Yer teknesi. Yeryüzü yüzeyinin aşağı doğru olan eğrisi (jeoloji).

Miogeosyncline : Bir ilkel yerteknesinin özdeksel kesiminin oluşmasından sonraki bir evrede, kıvrılmaya başlayan kenar kesimleri. Yarım yerteknesi.

Orthogeosyncline : Bir kıta kalkanının (kraton) çevresindeki ilkel geniş yerteknesi kuşağı. Ara yerteknesi.

Geosynclinal : Jeosenklinal ile ilgili. Jeosenklinal. Yeryüzü yüzeyinin aşağı doğru olan eğrisi ile ilgili. (jeoloji) jeosenklinale ait.

Geosynchronous : Yerinde duran. Sabit konumda duran.

Geosynchronous satellite : 000 fit irtifaya yerleştirmiş ve yeryüzüne göre her zaman sabit noktada bulunan uydu. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. 36. Yere eş zamanlı uydu. Eşlemeli uydu. Yörüngesi eşleğe koşut ve yörünge hızı, dünyanın kendi ekseni çevresindeki dolanmasına eşit olduğundan, yeryüzündeki belli bir noktaya göre hep aynı yerde, devinimsiz, değişmez gibi görünen yapma uydu. eşlemesiz uydu karşıtı.

 

Geosynchronous orbit : Yere eşzamanlı yörünge. Yere eş zamanlı yörünge. Yer eşzamanlı yörünge.

Eugeosync line : Gerçek yerteknesi. Bir yerteknesinin devimli en orta kesimi. (buranın niteliği, çökmenin ilkel evresinde bazik ve ültrabazik magma ürünlerinin çıkması ve son evresinde yeğin kıvrılmaların ve bindirmelerin oluşundadır.).

İngilizce Geosyncline Türkçe anlamı, Geosyncline eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Geosyncline ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Aboriginal population : Bir ülkeye başka bir yerden gelerek yerleşmiş kişilerin tersine, birkaç soydan beri orada doğup yaşamış kişilere verilen ad. bk. göçmen nüfus. Yerli nüfus.

Aluvial coast : Genellikle alçak kıyılarda, dalga ve akarsuların ortaklaşa oluşturdukları birikinti düzlüğü. Lığ yığıntılı kıyı.

Agricultural co operative : Tarım kooperatifi. Çiftçilerin tarım yaşamında kurdukları, çeşitli amaçlara yönelik işbirliğine dayanan ortaklık.

Aluvial terrace : Akarsu sekisi. Gençleşmeyle güç kazanan akarsuların yataklarını yeniden derinleştirerek koyak tabanı içine gömülmeleri sonunda oluşan ve bu yeni yatağın iki yanında kalan az eğimli, asılı düzlük, bk. gençleşme.

Geosynclinal : Yeryüzü yüzeyinin aşağı doğru olan eğrisi ile ilgili. (jeoloji) jeosenklinale ait. Jeosenklinal ile ilgili.

Agricultural production : Tarımsal üretim. Taze meyve. Tarım üretimi. Tahıl ve temel gıda ürünleri üretimi. Zirai üretim. Sebze. Ekonomi bakımından, üretimin iki ana kolundan biri; kökeni toprak olan her türlü besin ve işlenmemiş işleyim özdeklerinin elde edilmesi.

 

Agrarian geography : İnsan coğrafyasının, tarımsal çalışma koşullarını, çeşitli iklim bölgelerinin ana tarımsal ürünlerini ve bunların o ülke ya da ülkeler ekonomisindeki yerini inceleyen bölümü. Tarım coğrafyası.

Afforestation : Türlü nedenlerle yok olmuş eski ormanların eksikliğini gidermek için, elverişli yörelerde, insan eliyle yeni orman alanları yaratma. Ağaçlandırma. Ormanlaştırma. Orman yetiştirme. Bir bölgenin ağaçlandırılması.

Agricultural specialisation : Herhangi bir bölgede, yetişme koşulları ve tecim olanaklarının çok elverişli olması nedeniyle, tarımsal girişimlerin bir ya da birkaç ürüne dayandırılması yöntemi. Tarımsal özelleştirme.

Geosyncline synonyms : geosynclines, altimetric profile, age pyramid, abandoned meander, ageing of the population, abrasion platform, alluvial deposit, adventife cone, air route.