Gere nedir, Gere ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Meyve dallarını eğmek ya da davarları yakalamak için kullanılan ucu çengelli uzun sırık.

Geniş.

Ağız kavgası, çekişme.

Gere ile ilgili Cümleler

  • Şansın varken sonları öldürmen gerekirdi.
  • “Ruslar, gerekli gördükleri her yerde konsoloshane açabilecekle.”
  • Gereksiz riskler almak şansını zorluyor!
  • Bu olanağı iyi kullanman gerekir.
  • Uyuyor olman gerekiyor.
  • “Ona danışmayı gereksiz görerek Sevim'e yöneldi.”
  • “Doğrusu ya, açık havaya, yeni yüzlere, yeni sözcüklere gereksinme duyuyorum.”
  • Gerekli olanı yaptın.
  • Gerçekten Tom'la konuşmamız gerekiyor.
  • “Ne yazık ki geçtiğimiz yılda, göğsümüzü gere gere, işte zafer diyebileceğimiz pek az başarımız olmuştur.”
  • Ali bana konuşması gerektiğini söyledi.
  • Tom'un Mary'ye yardım etmesi gerekiyor mu?
  • Gereği gibi davranmak.
  • Gerekli olduğunu düşündüğün her şeyi yap.
  • Gereğinden fazla beklemek istemiyorum.
  • Gerekli çabayı göstermedin.
  • “İçeri giren polisin onları sorgulamaya bile gerek görmeden kurşuna dizdiğini söylediler.”
  • “Kim bilir, bu erkek, kadınların zaafı ile göğsünü gere gere kaç kere istihza etmiştir.”
  • Onun için mutlu olman gerekir.
  • Gerekli olursam onunla olacağım.

Gere ile ilgili Atasözü veya Deyim

adam adama gerek olur : “insanların birbirlerine her zaman gereksinimleri olur” anlamında kullanılan bir söz.

 

ata da soy gerek, ite de : “bütün yaratıkların soylusu üstün niteliktedir” anlamında kullanılan bir söz.

ata eyer gerek, eyere er gerek : “bir işletmeyi önce donatıp sonra da iyi bir yöneticiye teslim ederseniz istediğiniz verimi alırsınız” anlamında kullanılan bir söz.

ata malı mal olmaz, kendin kazanmak gerek : “babadan kalan mal kalıcı değildir, çabuk biter; kişinin gerçek malı, kendi çalışmasıyla elde ettiği maldır” anlamında kullanılan bir söz.

baba malı tez tükenir, evlat gerek kazana : “kendini bilen, yaşama sorumluluğu duyan akıllı evladın gerçek malı, kendisinin kazandığı maldır” anlamında kullanılan bir söz.

baş ağır gerek, kulak sağır : “kişi ağırbaşlı olmalı ve dedikoduları dinlememelidir” anlamında kullanılan bir söz.

cambaz ipte, balık dipte gerek : “kişi uzmanlığının gereği ne ise onu yapmalıdır” anlamında kullanılan bir söz.

deveye burç gerek olursa boynunu uzatır : “kişi kendisine gerek olan şeyi elde etmek için yorgunluğa katlanmalıdır” anlamında kullanılan bir söz.

esrik devenin çulu eğri gerek : “kişi, durumuna uygun davranmalıdır” anlamında kullanılan bir söz.

et kanlı gerek, yiğit canlı : “kebap çok pişirilmemeli, genç de hareketli ve canlı olmalıdır” anlamında kullanılan bir söz.

 

gereği düşünülmek : bir sorunu sonuçlandırmak için tutulacak yolu kararlaştırmak.

gereği gibi : nasıl olması gerekli ise öyle.

gerek görmek : yapılmasını istemek.

gerekçe göstermek : gerektirici sebep ve doküman ileri sürmek.

gerekli görmek : yapılması icap etmek.

gerekli kılmak : icap ettirmek.

gereksinme duymak : ihtiyacı olduğunu anlamak.

gereksiz görmek : lüzum görmemek.

göğsünü gere gere : kendine güvenerek övünerek.

güne göre kürk giyinmek gerek : “kılık kıyafetimizi zamanın koşullarına uydurmalıyız” anlamında kullanılan bir söz.

köseyle alay edenin top sakalı kara gerek : “başkasının eksikleriyle eğlenen kimsenin kendisi kusursuz olmalıdır” anlamında kullanılan bir söz.

latife latif gerek : “şaka yaparken bile incelikten ayrılmamak gerek” anlamında kullanılan bir söz.

şeytan azapta gerek : “sevilmeyen bir kimse zorluk içinde kaldığında bunu hak etmiştir” anlamında kullanılan bir söz.

yolcu yolunda gerek : “vakit geçirmeden yola devam edilmeli” anlamında kullanılan bir söz “herkes kendi işini bir an önce bitirmeye çalışmalı” anlamında kullanılan bir söz.

Gere kısaca anlamı, tanımı

Artık gereç : Elişi çalışmalarında kullanılan kutu, ip, şişe, mantar, parça kumaş ve benzerleri gereçlere verilen ad

Bağlantılı ilk özdek ve gereçler : Bir yapım, bir işlem ya da bir işlemin bir parçası. Bir tümdeğer merkezi, bir değişken ya da satış alanıyle aralarında kolayca bağlantı kurulabilen ilk özdek ve gereçler.

Bakışımlı gerey : Dilemsel iki eşdeğişkin damga ve dilemsel iki karşıdeğişkin damga kendi aralarında yer değiştirdiğinde ilgili bileşenlerin aldığı değerleri değişmeyen gerey.

Besin maddesi gereksinimi : Hayvanın ırk, cins, yaş ve verim durumuna göre değişen, her bakımdan iyi yaşayabilmesi ve verim sağlayabilmesi için gerekli olan protein, enerji, vitamin ve mineral gibi besin madde miktarı.

Cansız ders gereçleri : Öğretimde kullanılan ve canlı varlıklar dışında kalan kitap, harita ve benzerleri gereçlerin tümüne verilen ad.

Coğrafyasal gerekircilik : Toplumbilimde, toplumsal gelişmenin baş etkeninin coğrafyasal öğeler (iklim, toprak, su kaynakları vb.) olduğunu savunan okul.

Çevre gerekirciliği : Kalıtıma, coğrafi özelliklere, bireysel güdülere pek az önem veren ve insan davranışının hemen hemen yalnız fiziksel ve toplumsal çevrenin etmenlerince belirlendiğini savunan bir kuram.

Çevrik gerektirme : Gerektirmesinde p ile q nun yerlerinin değiştirilmesiyle oluşan gerektirmesi.

Çıksavuz gerek : Çıkacağız, çıkmalıyız.

Çizi gereci : Bir televizyon izlencesi için elle çizilen bütün yazı, resim, bezeme, süsleme, çizelge, çizem, harita, ve benzerleri gereç.

Dolgu gereci : Evreler arasındaki değme yüzeyini artırmak amacıyla damıtma ve soğurma kulelerinin içine doldurulan cam, porselen gibi eylemsiz gereç. Doldurma işleminde kullanılan karbon temelli gereç.

Döl yatağı içi gereç : Gebelik önleyici amaçla döl yatağı içine yerleştirilen, ortamın gebelik için uygun olmamasını sağlayan gereç, RİA, uterus içi kontraseptif gereç, rahim içi kontraseptif gereç, intrauterin device.

Durağan konut gereksinmesi : Konut pazarındaki iye konutu ya da tutman konutu sayısı ile, bir kentin ev halkı sayısı arasında belli bir anda var olan ayrım.

Edilginlik gereksinmesi : Gevşek ve eylemsiz durma, çaba göstermeden yarar sağlama ve başkalarını kendi haline bırakma gereksinmesi.

En uygun gereksinim : Bir vitaminin normalden daha fazla miktarının hayvan sağlığını, döl verimini ve diğer verimlerini daha fazla iyileştiremediği miktarı, optimal gereksinim.

Esnemez gereç : Esnemezlik özelliği gösteren gereç.

Eşdeğişkin gerey : Yalnızca eşdeğişkin damgaları var olan gerey.

Etkinlik gereksinmesi : Dış uyaranların da bulunmadığı durumlarda canlının bedensel etkinliklere girişme gereksinmesini duyması.

Gelecek yıllar gereksemeli biriktirimler : Temel gereçlerin azlığı, ederlerinde sezilen ve görülen artışlar ve yükselişler eğilimi, düzenlenmiş bir yapıma ilişkin temel gereçlerinin de yeteri kadar en uygun koşullarla sağlanarak elde bulundurulması zorunluluğu gibi nedenlerle işletmenin bir yıllık dönem içinde kullanabileceği, biçim değiştirebileceği ve satabileceklerinden daha çok araç ve gereçler satın alması.

Gerebi : Birdenbire, ansızın.

Gerebiç : Şekerli ceviz ve hamurla yapılan bir çeşit tatlı.

Gerebilme : Gerebilmek işi.

Gerebilmek : Germe imkânı veya olasılığı bulunmak.

Gereç dizelgesi : Uygulama süresince yapılan harcamaları gösteren gereçlerin birim ve toptan ederlerini belirten dizelge. Bu dizelge ile topluluğun oynadığı oyunun uygulama giderleri saptanmış ve gösterilmiş olur.

Gereç listesi : Bir işin yapımı için gerekli bütün gereçlerin özellikleri ile yazıldığı belli düzendeki kâğıt.

Geredeli : İstanbul ilinde, Ağva nahiyesine bağlı bir yer. Kocaeli şehri, Derince belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Geredelli : Çanakkale şehrinde, Kacak bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Gereği : Pazar.

Gereğiertesi : Pazartesi.

Gereğinleyin : Lüzumu kadar, gereği gibi, iyice.

Gerek gerekmez : İster istemez.

Gerek ve kabul : Bir belgenin gösterilmesi ya da önerinin yapılması ve karşı tarafça bunların kabulü.

Gerekdüğün : Gerek olduğunu.

Gerekim : Bir oluşum ya da sürecin koşulları, bir işlem ya da izlencenin gerektirdiği isterlerin tümü.

Gerekirlik : Olasılık kuramında bir olayın gerçekleşme olasılığının tam, yani 1'e eşit olması ya da gerçekleşmesinin kesinliği, bk. gerçekleşmeme olasılığı.

Gerekirlik ortacı : "Yapılacak igier" sözündeki yapılacak ortacı gibi, ki bir anlamıyla "Yapılması gereken" değerindedir.

Gereklenmek : Kullanmak: Sabunu iyi gereklen.

Gerekleyiş : Uyak harfinden önce bir uyak harfi daha getiriş. Keremle kalem tam uyaklıdır. Kereme haremin uyak getirilmesi gerekleyiş olur. Buna pekitme (es.t. teşdit] denir.

Gerekli bilmek : Lüzumlu saymak.

Gerekli emek zamanı : Marksist emek değer kuramında, toplumun o dönemdeki ortalama beceri düzeyi ve yoğunluğuna bağlı olarak bir malı üretmek için toplumsal olarak harcanması gereken emek süresi.

Gerekli koşul : Gerektirmesinde p önermesine göre q önermesi. [Bakınız: gerek koşul].

Gerekli yeterli koşul : [Bakınız: gerek-yeter koşul].

Gereklik kipi : [Bakınız: Gelişimli kipler].

Gereklilik kipinin hikayesi : Fiilin gösterdiği oluş ve kılışın yapılması gerekli olduğunu geçmiş zamana aktararak bildiren tasarlama kipi: dinle-meli-y-dim, dinle-meli-y-din, dinle-meli-y-di, dinle-meli-y-dik, dinle-meli-y-diniz ve benzerleri –Ah! ben şu zamanda bir sadrazam olmalıydım… Ben devletin başında bulunmalıydım ki!… gibi dilekler çarpar da şaşardım (A. Rasim, Gülüp Ağladıklarım, s. 47). Orada olmalıydım da görmeliydim (M. C. Kuntay, Üç İstanbul). Evet hiç olmazsa Fahir’le bir ay dost kalmalıydı (A. H. Tanpınar, Huzur, s. 89) vb.

Gereklilik kipinin rivayeti : Gerçekleşmesi gerekli olan bir oluş ve kılışın duyuma dayanılarak veya sonradan farkedilerek anlatılması. Bu kip -mAlIymIş ekiyle karşılanır. Kip eki ile, rivayet eki arasındaki i- ek-fiili bazen korunmuş bazen de yerini-y- koruyucu ünsüzüne bırakmıştır: al-malı-y-mışım, al-malı-y-mışsın, al-malı-y-mış ve benzerleri Bu durumu vaktiyle düşünmeliymişim. Fakat şimdi kendisi yapacakmış. En iyisi evine gitmeli ve iyice düşünmeliymiş! Ankara’ya bir de Cumhuriyetin ilk yıllarında gelmeliymişiz ki, bugünkü durumla farkı iyi karşılayabilelim. vb.

Gereklilik kipinin şartı : Yapılması tasarlanan bir oluş ve kılışın gerekliliğini şart koşan birleşik kip. -mAlI-y-sA ekiyle karşılanır: tut-malı-y-sam, tut-malı-y-san, tut-malı-y-sak, tut-malı-y-sanız ve benzerleri Kullanımında bu kalıplar yerine gerekiyorsa biçimi tercih edilmektedir: Buradan git-meli-y-sen yerine buradan gitmen gerekiyorsa; anlatman gerekiyorsa; Burada olmaları gerekiyorsa vb.

Gerekmezcilik : İnsanın istenç özgürlüğünü saltıklaştırarak, gerçekte bilimin temeli olan gerekirciliği ve nedenselliğin genel geçerlilik niteliğini yadsıyan öğretilerin genel adı.

Gerekseme belgesi : İşletmenin belirli bir dönem içinde işlenmemiş özdek, yedek parça, gereç ve diğer gereksemelerini saptayan belge.

Gereksinim tatmini yaklaşımı : Her tüketicinin farklı istekleri olduğu ve her bir satış sunumunun bireyin istemlerine yönelik planlanması gerektiği ilkesiyle hareket eden satış tekniği.

Gereksinme : Gereksinmek işi veya durumu. İnsanın yaşaması, gelişmesi, üremesi, sağlığını koruması, doğal ve toplumsal çevreye uyabilmesi için gereken şey, koşul. Güdü. Rahatlık ve uyum sağlayan ve düzgülü davranışları kolaylaştıran içerik ya da dışarık kimi şeylerden yoksun olma durumu. (Bazen doyurulmamış güdüler anlamında da kullanılır.).

Gereksinme gerilimi : Bir gereksemenin doyurulup giderilmediği zaman canlının duyduğu gerilim.

Gereksiz değişken : (bağlanım çözümlemesi) Bir bağlanım çizgisinin verilere uygunluğuna herhangi bir katkıda bulunmayan bağımsız değişken.

Gereksiz doğru : Bozulmuş veya yanlış sayılan bir kelimenin yerine doğru diye kullanılan şekil. Bedava yerine Badiheva demek gibi.

Gereksiz işlem : Gereksiz bir zamanda yapılan işlem.

Gerektiğinde : Ödek üzerinde bulunan ve gerektiği zaman kimin tarafından ödeme yapılacağını ya da borçlanımı bildiren deyim.

Gerektirme : Gerektirmek işi, istilzam. Verilen önermelerden elde edilen önerme. Verilen p, q önermeleri için, doğruluk çizelgesi aşağıda verilen ve ile gösterilen bileşik önerme :Anlamdaş. koşullu önerme, koşullu. [Bakınız: koşul eklemi].

Gerektirme kuralı : P kanıtsav olması koşuluyla, nin türetilebildiğini dile getiren öncülsüz çıkarım kuralı.

Gerel : Karar. Tam, uygun anlamında kullanılır: Bu elbise bana gerel geliyor.

Gereli : İzmir şehri, Ödemiş belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Gerelmek : Gerginleşmek. Kayısı, erik ve benzerleri meyveler çağla halinden çıkıp olmaya yüz tutmak.

Gerem açmak : Sürü, birbirinden düzenli aralıklarla ayrılarak yayılmak: Koyun gerem açtı.

Gereme : Arabanın ipini kısaltmak, sıkılaştırmak için bükülen odun.

Gereme kucak : Bir kucak dolusu anlamında da kullanılır: Bir gereme kucak odun yaktım.

Geremek : Kapamak, örtmek: Kapıyı gere. Bez ateşten kavrulmak, sararmak.

Geremet : Yoksulluktan meydana gelen dert, sıkıntı: Sanki o işin derdini geremetini o çeyhmiş.

Geremit : Başsağlığı: Dayımın karısına geremite gittik.

Gerencik : Manisa kenti, Borlu nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Gerenek : Örümcek ağı.

Gereng : İyi, kuvvetli: Bu sene benim arpa gereng yerdedir.

Gerengi : Hafif bulutlu, sisli hava.

Gerengilik : Hafif bulutlu, sisli hava.

Gerenimek : Hafif bulutlu, sisli hava.

Gerenkova : Aydın şehri, İncirliova ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Gerenköy : İzmir şehrinde, Foça ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Gerenlemek : Sürü, birbirinden düzenli aralıklarla ayrılarak yayılmak. Hava bulutlanmak, serinlemek: Hava gerenledi. Damın üzerine killi toprak atmak: Damı daha gerenlemedim.

Gerenlenmeg : Hava bulutlanmak, serinlemek.

Gerenli : Eskişehir kenti, Kaymaz bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Gerenlik : Damların üzerine konulan su geçirmez killi toprak. Hafif bulutlu, sisli hava. Az sulak yer. Evlerde öteberi koymak için duvarlarda açılan geniş girintili yerler.

Gerenmek : Kapamak, örtmek.

Gerennemek : Hava bulutlanmak, serinlemek.

Gerenözü : Bolu şehri, Seben ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Gerense : Hafif bulutlu, sisli hava.

Gerensemek : Soğuk hava yumuşamak.

Gerensi : Deniz kenarında yerden kaynayan tuzlu, acımsı su. Acımsı badem. Boz renkte toprak.

Gerenti : Küçük tırpan.

Gerer : Tam, uygun anlamında kullanılır.

Gerere : İplik çıkrığı.

Gerermek : Bez ateşten kavrulmak, sararmak: Hasan üzerin gererdi sobanın yanından çekil. Ekin, meyve ve benzerleri şeyler olgunlaşmaya başlamak.

Gereslemek : Göreceği gelmek, özlemek.

Gerevet : Tahta seki, kerevet.

Gerevi : Meyveleri çekmeye yarayan ucu çatal sırık. Ucu kendiliğinden dirsekli meyve toplama sırığı.

Gereviç : Bağ ve bahçelerin sınırlarına konulan dallı budaklı ağaç.

Gerevişlemek : Alelacele yapmak.

Gerevişten : Yalancıktan: Gerevişten bayıldı.

Gerevit : Tahta seki, kerevet. Kirli, çöplü yün.

Gerevü : Meyveleri çekmeye yarayan ucu çatal sırık. Lâle.

Gerevüt : Kirli, çöplü yün.

Gerey : Pazartesi. Bulut. Dağın girintili çıkıntılı, gölgeli yeri. Belli dönüştürüm öbeği işlerleri altında, birkaç yöney gibi dönüşür matematik nesne. Her konaç dizgesinde belirli bileşenleri olan ve konaç dönüşümleri altında bileşenleri belirli kurallarla değişen soyut uzbilimsel nesne.

Gerey cebiri : Gereyleri ve bunlarla yapılan cebirsel işlemleri konu edinen uzbilim dalı.

Gerey işlencesi : Gereylerin ayrımıyla uğraşan işlence dalı.

Gereylenmek : Hava bulutlanmak, serinlemek. [Bakınız: gerenlemek]. Cam buhardan puslanmak. Sıvı şeylerin yüzünde toplanan kir, pis.

Gerez : Süslü, güzel, zarif, şık (kimse). Uzun uzun öten horoz. Öç alma isteği, kin. Çalınmış hayvan. Şirin, dilber, yosma ; Şu kadın çok gerez. [Bakınız: ger-cik]. Defa, kere, kez.

Gereza : Maymunlar (Primates) takımının Eski Dünya maymunugiller (Cercopithecidae) familyasından, 70 cm kadar uzunlukta, 60 cm kadar ucu beyaz ve püsküllü bir kuyruğa sahip, tembel, omuzundan kaidesine kadar iki taraftan sarkan ak, ipeğimsi kıllara sahip, Habeşistan'da sürüler hâlinde yaşayan bir tür. (Colobus guereza) Maymunlar (Primates) takımının uzunkuyruklumaymungiller (Cercopithecidae) familyasından bir memeli türü. Uzunluğu 70, ucu beyaz püsküllü olan kuyruğu 60 cm. Baş parmakları yoktur. Yüzü insana çok benzer. Tembeldir. Karamsı-mavimsi renkte kıllıdır. Omuzundan kaidesine kadar iki taraftan yele gibi sarkan ak, ipeğimsi kıllara sahiptir. Güzelliğinden dolayı çok avlanır. Habeşistanda sürüler halinde yaşar.

Gerezlenmek : Su, buz tutmak.

Gevrek gereç : Gevrek olarak kırılan gereç.

Gırmızı geren : Kırmızı, killi toprak.

Gör işit gereçleri : Film, şerit film, plak, ses bandı ve benzerleri gibi göze ve kulağa seslenen gereçler.

Göreli gereksinim : Yaşamsal açıdan zorunlu olmayan sosyal ve kültürel nitelikteki gereksinimler.

Görsel işitsel eğitim gereçleri : Şerit-film, film, harita, resim, fotoğraf gibi görme ve işitme duyularına yönelik, eğitim ve öğretimde kendilerinden yararlanılan türlü gereçlere verilen genel ad.

Göstermecilik gereksinmesi : (Murray) Canlılarda görülen, çevresindekileri çekme, uyarma, baştan çıkarma, eğlendirme ve canlandırma gereksemesi.

Göstersel gereçler : Soru ve sınarların konu ve içeriklerini görsel anlatımlar yoluyla dile getirmeye yarayan gereçler.

Güç gereksinimi : Bir işin yapılması için gerekli güç niceliği.

Günde sekiz saat ya da daha az çalışmayı gerektiren tüzük : Günde sekiz saatten daha çok olmamak koşulu ile sağlığı üzerinde yapacağı olumsuz etkiler göz önünde tutularak ne gibi işlerde işçinin kaç saat çalıştırılabileceğini nedenleriyle saptayan tüzük.

Halkbilim gereçleri : Halk kültürünü oluştuturan halkbilim olaylarıyla halk ürünleri ve bunların değişkenlerinin tümü. bk. halkbilim, halkbilim olayı, halkbilim ürünü, halkbilim verisi, değişken.

Hazır ders gereci : Harita, kitapçık, levha, fotoğraf gibi önceden hazırlanmış ve çoğaltılmış olan ders gereçlerine verilen ad.

Isıtma gereci : Isıtma düzeni.

İçsel gereksinme : Dış uyaranlardan bağımsız olarak canlının içinde baş gösteren değişmelerden doğan gereksinme.

İletken gereç : İletkenlik özelliği gösteren gereç.

İlkel özdek ve gereçler : Üretim işlemi sırasında kullanılan ve yapılmışın varlığında yer alan özdekler. Yapılmışın varlığına bir katkıda bulunmakla birlikte onun belirli bir öğesi olmayan özdekler. Üretim işlemi sırasında yapılmışın varlığına girmemekle birlikte o olmaksızın yapılmışın elde edilmesi mümkün olmayan ve dolaylı olarak üretimi kolaylaştıran gereçler.

İnanmak gereksin : İnanmalısın, inanman gerektir.

İşletme gereçleri : İşletmenin çalıştırılmasında kullanılan işlenmemiş, yarı işlenmiş özdek ve nesnelerle kömür, yağ, boya, makinelerin aşınma payları ve benzeri gereçlerin tümü.

Jimnastik araç ye gereçleri : Jimnastik gösterilerinde kullanılan çeşitli araç ve gereç. Örnek : Ayaklı çubuk, halkalar.

Kamu kesimi borçlanma gereği : Kamu kesimini oluşturan kuruluşların her birinin finansman açıkları toplamı.

Kamu kesimi borçlanma gereği oranı : Kamu kesimi borçlanma gereğinin gayrisafi yurtiçi hasılaya oranı.

Karbonlama gereçi : Karbonlama işleminde, karbon kaynağı olarak kullanılan katı özdek.

Karma gerey : Hem eşdeğişkin hem de karşıdeğişkin damgalar içeren gerey.

Karşıdeğişkin gerey : Yalnızca karşıdeğişkin damgaları var olan gerey.

Kaynak gereç : Eğitim araştırma ve incelemelerinde ileri sürülen varsayımları sınamak amacıyla belli kurallara göre derlenen belge, sayısal bilgi ve veri gibi şeylere verilen ad. 2.-Araştırma ve inceleme sonuçlarının dayandığı temel veri.

Kime gerekse : Her ihtiyacı olana.

Kitaplık gereci : Kitaplığın amacına, okuyucunun gereksinmesine uygun olarak dermede yer alan, kitap, kitapça, süreli yayın, film, plak, band, resim, harita ve benzerleri gibi gereçlerin tümü.

Konut gereksinmesi : Her ev halkını, en küçük ölçünlerle de barındırabilmek için gerekli olan konut birimi sayısı ile, belli bir anda toplumda var olan konut birimlerinin sayısı ve niteliği arasındaki ayrım.

Korunması gerekli çocuklar : Ana babasız oldukları, ana ve babaları belli olmadığı, ana ve babalarınca bırakıldıkları ya da iyi bakılmadıkları için beden, ruh ve ahlak gelişimleri tehlikede olup, korunmaları gereken çocuklar.

Kültür gerekirciliği : Kişiliğin gelişim ve uyumunda söz konusu olan önemli kimi niteliklerin öncelikle içinde yetişilen kültürün etkisiyle belirlendiğini savunan görüş.

Madensel gereç : Ağaç eşyanın genellikle devinen elemanlarının açılıp kapanmasını, ya da daha güzel görünmesini sağlayan, demir, bakır, pirinç ve benzerleri madenlerden yapılma eklentiler.

Metal tutturucu gereç : Metal bağlama işlemindeki bağlamayı sağlayan, kolay kaynaşma yapan özdek.

Mineral madde gereksinimi : Sindirilebilir durumu belirtilmeksizin hayvanın durumuna göre ölçü ve birimlerle belirlenen gereksinim.

Minimal gereksinim : Bir vitaminin hayvanda belirli yetersizlik semptomlarının ortaya çıkmasını önleyen miktarı.

Mutlak gerekli amino asit : Esansiyel amino asit.

Ne gerekse : Ne olursa, gelişigüzel, olur olmaz şeyler.

Neme gerekçi : Neme lazımcı.

Neme gerekçilik : Neme lazımcılık.

Nolsa gerek : Ne çıkar? Ne olmak ihtimali vardır?.

Optimal gereksinim : En uygun gereksinim.

Ödenmesi gereken para : Günü gelen ve ödenmesi gereken para.

Öğretim gereci : Ders kitabı, sözlük, film ve benzerleri gibi öğretimde kullanılan türlü gereçlere verilen genel ad.

Örgensel gereç : Işıl ve yüzey işlemlerde kullanılan örgensel özellikteki gereç.

Örnek gereç : Gereç seçimi için tiyatroya getirilmiş parça örnek.

Özel eğitim gerekseyen çocuk : Bedensel, zihinsel, duygusal ve toplumsal gelişmesindeki özür ve özellikleri yönünden özel bakım ve önlemler gerektiren çocuk.

Para gereksemesi : Alışveriş çoğunluğu nedeniyle meydana gelen para gereksemesi.

Rahim içi kontraseptif gereç : Döl yatağı içi gereç.

Ruhbilimsel gerekircilik : Hiç bir davranımın rasgele olmayacağını, her eylemin bilinçli ya da bilinçsiz bir nedene dayandığını ileri süren ruhbilim öğretisi. Zihinsel yeteneklerin tümüyle doğuştan geldiğini ve çevresel etkilerin altında bulunmadığını ileri süren görüş.

Salt gereksinim : Yaşamsal açıdan zorunlu olan yeme, içme, barınma gibi gereksinimler.

Seğirtmek gereksin : Seğirtmelisin, seğirtmen gerektir.

Selen emici gereç : Sahne üzerinde gerekli olan işitsel niteliği sağlayabilmek için kullanılan ya da gerekli olmadığı için kullanılmaması gereken gereçlerin tümü.

Seni sana gerekse : Sana gerekse.

Sinirceli gereksinme : (Horney) Başkalarının, belirli şeyleri yapması için duyulan bunalımlı ve zorunlu istek.

Sizi size gerekse : Siz size lâzımsanız, canınız lâzımsa.

Sünek gereç : Süneklik özelliği olan gereç.

Temel gereksinmeler : Yaş, cins, toplumsal durum ve özdeksel koşullar ne olursa olsun her insanın duyduğu gereksinmeler. [Bakınız: zorunlu gereksinimler]. Beğenilme, değer verilme, sevilme, bağlılık, çabaların başarı ile sonuçlanması, bedensel gereksinmeler gibi yaş, cinslik ya da yaşam düzeyi düşünülmeden herkeste ortak olan gereksinmeler.

Temel gerey : Bileşenleri olan ikinci basamaktan eşdeğişkin gerey.

Toplumsal gereksinmeler : Bireyleri toplumsal bir amaca doğru yönelten ve girişimler yapma isteği veren dirik gereksinmeler.

Tuğlamsı gereç : Tuğlamsılardan yapılmış gereç.

Tutumsal gerekirlik : Toplumsal gelişmenin ekonomik etkenlere dayandığı düşüncesi.

Türetilmiş gereksinme : Birincil ve temel gereksinmelerin işleyişi sonucu olarak ortaya çıkan, kendi içinde güdüleyici gücü bulunan bir gereksinme.

Uterus içi kontraseptif gereç : Rahim içi gereç.

Üretim gereci : Yapımlı özdekler varlığında yer alan ilkel nesneler.

Varması gerekli : Vusûlü muktezi.

Verim payı gereksinimi : Hayvanın yaşama payı üzerine sağladığı et, süt, yumurta, yapağı gibi hayvansal ürünün veya iş gücünü karşılayacak nicelik ve nitelikte besin maddeleri içeren rasyonu.

Vitamin gereksinimi : Hayvanın büyüme veya verim durumuna göre gereksinim duyduğu vitaminlerin çeşit ve miktarları.

Yalancı gereksinme : Kaynağı bedensel olmayan, daha çok istek ya da amaçtan doğan ve böylece ereğe yönelmiş davranışları doğuran bir gerginlik durumu.

Yalıtkan gereç : Yalıtkanlık özelliği gösteren gereç.

Yamama gereci : Metal yamama işleminde kullanılan ve yamama işini yapan metal.

Yapı gereçleri : Yapı bileşenlerinin yapılmasında kullanılan işlenmemiş, doğal ya da bir yapı bileşeni niteliği kazanamayacak ölçüde işlenmiş özdekler.

Yapım ve kuruluş gereçleri : Bir işletme gerecinden daha çok bir yatırım niceliği taşıyan makine, âlet ve yapıma ilişkin gereçler. Durağan bir varlık elde edinilmesiyle ilgili ve özel programı ile kabul edilen yapım ve kuruluş işleri için satın alınmış gereçler.

Yardımcı gereç : Ağaçişlerinde kullanılan tutkal, boya, zımpara ve benzerleri gereçlere verilen genel ad. Üretilen nesnenin yapısında yer almayan ancak üretimi gerçekleştiren makine ve aletler ve benzerleri gibi araçların işletilmelerinde kullanılan benzin, yağ, üstüpü gibi gereçler.

Yaşama payı gereksinimi : Hayvanlardan hiçbir verim beklenmeksizin yalnız kan dolaşımı, solunum, vücut ısısının sabit tutulması ve sindirim sistemi hareketleri gibi fizyolojik işlevlerin sürdürülebilmesi için gerekli olan besin maddeleri veya yem miktarı.

Yaşama payı protein gereksinimi : Ergin hayvanlarda dışkı, idrar ve deri dökülmesi gibi nedenlerle gereksinim duyulan bazal azot değerinden yararlanılarak hesaplanan protein, bazal azot değeri.

Yoğrumsal gereç : Bir görüntü düzenlemesine katılan bütün canlı ya da cansız öğeler; özellikle görünçlük donatımı. Yoğrumsal çözümlemeyle değerlendirilen gereç.

Zorunlu gereksinimler : Beslenme, giyinme, barınma gibi insan yaşamı için zorunlu olan gereksinimlerin tümü.

Araç gereç : Bir işin yapılmasında, bir makinenin işletilmesinde kullanılan aletler.

Gereç : Belirli bir işi yapmak için kullanılması gereken maddeler, malzeme, materyal.

Gerede : Bolu iline bağlı ilçelerden biri.

Gereğince : Gereği gibi, gereğine göre, gerektiği gibi, mucibince.

Gerek : İcap. Gerçekleşmesi zorunlu olarak beklenen, lazım.

Gerekçe : Gerektirici sebep, esbabımucibe. Bir yasanın önerilmesi ve hazırlanmasında, yasa tasarısının hazırlanış ve maddelerin düzenleniş sebepleri. Bir önermenin kendiliğinden var kıldığı gereklik, lazıme. Mahkeme kararlarının dayandığı kanuni ve hukuki sebepler.

Gerekçelendirme : Gerekçelendirmek işi.

Gerekçelendirmek : Gerekçeli duruma getirmek.

Gerekçeli : Gerekçeye dayanan, gerekçesi olan.

Gerekçesiz : Gerekçeye dayanmayan, gerekçesi olmayan.

Gerekçesizlik : Gerekçesiz olma durumu.

Gerekirci : Belirlenimci.

Gerekircilik : Belirlenimcilik.

Gerekli : Yapılması, olması veya bulunması uygun olan, yerinde olan, lüzumlu, vacip, mukteza, zaruri.

Gerekli gereksiz : Yersiz bir biçimde.

Gereklik : Gerek olma durumu, lüzum, icap, iktiza.

Gereklilik : Gerekli olma durumu, lüzum. Zorunluluk.

Gereklilik kipi : Fiilin yapılması gerektiğini belirten, -malı / -meli ekiyle kurulan isteme kipi: Gelmeliyim, gelmelisin, gelmeli, gelmeliyiz, gelmelisiniz, gelmeliler gibi.

Gerekme : Gerekmek işi, iktiza, istilzam.

Gerekmek : Bir şeyin yapılabilmesi veya gerçekleşmesi bazı nesne, fiil vb.ne bağlı olmak, gerek olmak, lazım olmak, icap etmek, iktiza etmek.

Gerekseme : İhtiyaç.

Gereksemek : Bir şeyi kendisi için gerek saymak, ihtiyaç duymak, muhtaç olmak.

Gereksinim : Eksikliği duyulan şey, ihtiyaç.

Gereksinmek : İhtiyaç duymak, ihtiyacı olmak.

Gereksiz : Gereği olmayan, yararsız, lüzumsuz. Boş yere.

Gereksiz yere : Boş yere, gerek yokken.

Gereksizlik : Gereksiz olma durumu, lüzumsuzluk.

Gerektirim : Belirlenim.

Gerektirmek : Gerekli kılmak, icap ettirmek, istilzam etmek.

Gerelti : Engel, perde.

Geren : Kuruyunca çatlayan toprak, verimsiz, tuzlu, killi toprak.

Neme gerek : Neme lazım.

Yad gerekirci : Belirlenmezci.

Yad gerekircilik : Belirlenmezcilik.

Diğer dillerde Gerdirici anlamı nedir?

Osmanlıca Gerdirici : şerit testere gerdirme ağırlığı