Get into türkçesi Get into nedir

  • Bir olaya karışmak.
  • Kaçmak.
  • İçeri girmek.
  • Giymek.
  • Uyum sağlamak.
  • -e girmek.
  • Alışmak.
  • Girmek.
  • Kabul edilmek.
  • Bir şeye dahil olmak.
  • -e sokmak.
  • Tanışmak.
  • (giysi) giymek.
  • Öğrenmek.
  • Varmak.
  • İçine sıkıştırmak.
  • Giyinmek.

Get into ile ilgili cümleler

English: Ali helped Mary get into her wheelchair.
Turkish: Ali Mary'ye tekerlekli sandalyesine binmesi için yardım etti.

English: Ali doesn't want to get into the water until the lifeguard goes on duty.
Turkish: Ali cankurtaran göreve başlayıncaya kadar suya girmek istemiyor.

English: Ali doesn't think he's smart enough to get into Harvard.
Turkish: Ali Harvard'a girmek için yeterince zeki olduğunu düşünmüyor.

English: A student from Oslo who falsified his diploma to get into college is sentenced to prison.
Turkish: Üniversiteye girmek için diplomasında tahrifat yapan Oslo'lu bir öğrenci hapse mahkum edildi.

English: A man with a gun told Tom to get into the car.
Turkish: Silahlı bir adam Tom'a arabaya binmesini söyledi.

Get into ingilizcede ne demek, Get into nerede nasıl kullanılır?

Get : Götürmek. Kavramak. Satın almak. Öldürmek. Açığını bulmak. Erişmek. Başlamak. Hazırlamak. Kazanmak. Ulaşmak.

Into : Şekline. -e. Haline. -in içine. İçeriye. Biçimine. -a. E. Ye. İçine.

Get into a groove : Geleneklere bağlı kalmak. Bellemek.

 

Get into a huff : Suratı asılmak.

Get into a jam : Başı belada olmak. (parasal) sıkıntıya düşmek. Kendini zor durumda bulmak. Dar boğaza girmek. Dara düşmek. Zor duruma düşmek. Parasız kalmak. Darda olmak.

Get into a mess : Başı derde girmek. Başına dert açmak. Başı belaya girmek.

Get into a panic : Paniklemek. Paniğe uğramak. Paniğe kapılmak.

İngilizce Get into Türkçe anlamı, Get into eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Get into ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Elicited : Meydana çıkarmak. Çıkarmak. Aydınlığa çıkartılmış. Sağlanmış (bilgi, cevap). Tepki göstermek. Tepkiye neden olmak. Aydınlatmak. Temin edilmiş.

Elicits : Neden olmak. Çıkarmak. Gerçeği ortaya çıkarmak. Sağlamak. Tepkiye neden olmak. Temin etmek. Aydınlatmak. Meydana çıkarmak. Edinmek (bilgi).

Fit into : -e sığdırmak. Sığmak. Programına almak. -e sığmak. Programına sıkıştırmak. -e yerleştirmek. İçine sığdırmak. -e girmesini sağlamak.

Get in : İçeriye girmek. (arabaya) binmek. Arabaya binmek. Ürünü toplamak. Gelmek. Seçilmek. Gitmek.

Coming in : Yaygın olmak. Almak. İçeriye girmek. Tutulmak. Sağlamak.

Pass into : Geçmek ( ne). İçeri almak.

Took : Ele geçirmek. Karşılamak. Yakalamak. Kazanmak. Almak. Yanmak. Tutmak. Oltaya vurmak. İcap etmek.

Find out : Bulmak. Anlamak. Keşfetmek. Çözmek. Bulup çıkarmak. Ortaya çıkarmak. İç yüzünü anlamak.

Donned : Uzman. Öğretmen. Öğretim görevlisi. Don. İspanyol efendisi. Bey. Giydirmek. Kuşanmak veya giyinmek.

Absquatulation : Bir yerden aceleyle ayrılma. Terketmek. Bir yere beklenmedik bir şekilde ve izinsiz gitmek. Hızlı bir şekilde ayrılmak.

 

Get into synonyms : met, acclimatised, ascertaining, acclimatizes, avoid, get to know, enter on, accord, entered, accords, be acquainted, amount to, acquaints, log on, indue, ascertain, attaining, log in, come into, accommodate, arrived at, dude up, approached, arrive at, make acquaintance, eliciting, fit in, walk in, accord with, getting in, draw into, bolted, take.