Coming in türkçesi Coming in nedir

Coming in ile ilgili cümleler

English: His family has 800 dollars coming in every month.
Turkish: Onun ailesinin aylık 800 dolar geliri var.

English: Ali is coming in on the next flight from Boston.
Turkish: Ali sonraki uçuşta Boston'dan geliyor.

English: His permanent tooth is coming in behind his baby tooth.
Turkish: Onun kalıcı dişi bebek dişinin arkasından geliyor.

English: Ali is coming in on the next train.
Turkish: Ali bir sonraki trenle geliyor.

English: A car was coming in this direction.
Turkish: Bir araba buraya yaklaşıyordu.

Coming in ingilizcede ne demek, Coming in nerede nasıl kullanılır?

Coming : Yaklaşan. İlerleyen. Gelmekte olan. Başarılı. Gelen. Gelecek. Önümüzdeki. Zuhur. Yaklaşma. Gelecek (ay, yıl).

In : Halinde. İçine. De. Mevsimi gelmiş. Gelmiş olan. İçeri. İç. İçinde. Da. İçeriye.

Coming into force : Yürürlüğe girme. Geçerli olma. Etkin bir duruma gelme. Etkili olma.

Coming and going : Gidişgeliş. Enter and exit. Arrive and leave.

Coming attractions : Tanıtma filmi. Bir sinemada, sonraki izlencelerde yer alacak filmleri tanıtmak üzere, bunlardan seçilmiş örneklerden oluşan kısa film. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

 

Coming back : Geri gelme.

İngilizce Coming in Türkçe anlamı, Coming in eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Coming in ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Prevailed : Üstün gelmek. Yürürlükte olmak. Galebe çalmak. Yerine geçmek. Başarmak. Etkili olmak. Geçerli olmak. Baskın çıkmak. Kafalamak. Hüküm sürmek.

Attainted : Yakalanmak. Lekelemek. İdam mahkumunun vatandaşlık haklarını kaldırmak. Rezil etmek. Vatandaşlık hakkını kaybetmiş.

Attach to : Bir e-posta mesajına eklenti yapmak. Katmak. Dahil etmek.

Admit : Olanak tanımak. İzin vermek. Teslim etmek. Girmesine izin vermek. İtiraf etmek. İçeriye almak. İçeriye bırakmak. Meydan vermek. İçeri almak.

Step in : Araya girmek. Devreye girmek. İçeri gitmek. Karışmak. İçeri gelmek. Müdahale etmek. İçeri adım.

Enter : Katılmak. Deftere yazmak. Kaydetmek. Yazılmak. Sınava girmek. Sahneye çıkmak. Yazmak. Sokmak.

Walk in : Ayrı girişi olan. Rezervasyon yaptırmadan bir tesise ya da kuruma gelen müşteri. Geniş. İçine girilebilen.

Borrow : Ödünç almak. Borç olmak. Ödünç alma. Ariyeten almak. Borç almak. Borçlanma. Alıntı yapmak.

Accept : Onaylamak. Evet demek. Normal karşılamak. Eyvallah demek. Katlanmak. Anlamak. Razı olmak. Üstlenmek. Kabul etmek.

Attack : Bir dürtüş ya da vuruşun gerçekleşebilmesi için, ileri doğru gelişen saldırı eylemlerinin her birine verilen genel ad. Akın. Hücum. Atılım. Doğrudan doğruya sayı kazanmak amacıyla yapılan hamle. Saldırmak. Dil uzatmak. Tecavüz etmek. Saldırıda bulunmak.

Coming in synonyms : be eclipsed, go around, come up, go in, getting in, entered, come in, carries, acquire, carried, administers, adheres, went about, buys, attaint, administer, enter on, carry, enters, cater, prevail, draw into, come into, attaints, enter into, allow, be enamoured of, be enroled, accommodate, prevails, arm, drive in, attacked.