Get it in the neck türkçesi Get it in the neck nedir

Get it in the neck ingilizcede ne demek, Get it in the neck nerede nasıl kullanılır?

Get : Gelmek. Getirmek. Duymak. Uymak. Ulaşmak. Gidip almak. Ele geçirmek. Hale gelmek. Başına gelmek. Anlamak.

It : İlişki. Ona. Ebe (oyunlarda). Cinsel ilişki. Şahsiyet. Bilişim. O. Cazibe. İtalyan. Ebe (oyunda).

In : Gelmiş olan. Mevsimi gelmiş. Çok moda olan. Olarak. İktidardaki. İç. Da. Halinde. İçeriye. İçinde.

The : Belgili tanımlık. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır.

Neck : Gerdan. Sarmaş dolaş öpüşmek. Çalgının sap kısmı. Sarmaş dolaş olmak. Sap. Boyun (şişede). Tıkaç. Yaka. Dikey biçimli yanardağ baca dolgusu. Kıstak.

Get it : İdrak etmek. Cezasını çekmek. Bir konuyu kavramak. (kapı veya telefon) şunu açar mısın. Bir şeyin farkına varmak. Bir şeyi anlamak. (kapı veya telefon) şuna bakar mısın. Kavramak. Anlamak.

Break the neck of : Hakkından gelmek.

Break the neck : Öldürmek. Boynunu kırmak. Katletmek.

Pain in the neck : Boyun ağrısı. Dert. Can sıkıcı tip. Baş belası. Püsküllü bela. Karın ağrısı.

 

Get it off your chest : Dert yanmak. İçini dökmek. Birisiyle konu hakkında konuşmak. İçini dök rahatla. Ağzındaki baklayı çıkartmak. Derdini dökmek. Eteğindeki taşları dökmek. Söyle rahatla.

İngilizce Get it in the neck Türkçe anlamı, Get it in the neck eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Get it in the neck ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Become denigrated : Rezil edilmek.

Be dismissed : Salıverildi. Atılmak. İşine son verildi. Açığa çıkarılmak. Görevden çıkarılmak. Görevden alınmak. Görevine son verilmek. Azledildi. Görevlerinden azledildi.

Be muffled : Aşağılanmış olmak. Yaralanmak. Yaralı olmak.

Lie low : Gizlenmek. Göze batmamaya çalışmak. Niyetini gizlemek. Ortalıkta görünmemek. Araziye uymak. Arazi olmak. Saklanmak. Susup beklemek.

Be punished : Cezalandırıldı. Ceza aldı. Ceza yemek. Ceza verildi. Ceza almak.

Fall into contempt : Hor görülmek. Gözden düşmek. Hakir görülmek.

Get the gate : İşten atılmak. Kapı dışarı edilmek. Kovulmak.

Be fired : İşten kovulmak. Defteri dürülmek. Pişmek. Açığa çıkmak. İşten atılmak. (işten) postalanmak. Kovulmak. Ateşlenmek.

Cop it : Öldürülmek. Başı derde girmek. Fırça yemek. Belaya bulaşmak. Cezalandırmak.

Bear the brunt : (bir zorluğu veya sorunu) göğüslemek.