Give one the stick türkçesi Give one the stick nedir

  • Birine dayak atmak.
  • Birini sopalamk.
  • [#kırbaç Kırbaçlamak].
  • Birini dövmek.

Give one the stick ingilizcede ne demek, Give one the stick nerede nasıl kullanılır?

Give : Düzenlemek. İtiraf etmek. Bahşetmek. Eğilmek. Hediye etmek. Tanımak. Koparmak. Doğruluğunu kabullenmek. Esnemek. Bel vermek.

One : Tek. Bir. Bir tane. Kimse. Birisi. Aynı. Bir sayısı. Biri. Bir (sayı olarak). 1.

The : Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belgili tanımlık. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır.

Stick : Koymak. Takmak. Hokkabazın tabağı düşürmeden çevirmede kullandığı ince değnek. Değnek. Çubuk. Sırık. Dal parçası. Saplamak. Yapışmak. Şaşırtmak.

Give one the creeps : Tüylerini ürpertmek. Ürperti vermek.

Give one the willies : Kızdırmak. Birini endişelendirmek veya korkutmak (örneğin, : yatak odasındaki gıcırdayan pencere onu ürpertiyor). Canını sıkmak. Hüsrana uğratmak. Tüylerini diken diken etmek. Birini ürpertmek.

Give one the heebie jeebies : İçini karartmak. Ruhunu sıkmak.

Give one the works : Birinin canına okumak. Birini zor bir deneyimden geçirmek.

Give one the slip : Birinden kurtulmak. Birini atlatmak. Birinden kaçmak.

 

İngilizce Give one the stick Türkçe anlamı, Give one the stick eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Give one the stick ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Horsewhip : Kırbaç. Kamçı. Kamçılamak.

Flogs : Dövmek. Çok uğraşmak. Kamçılamak. Satmak. Kanunsuz satmak. Dayak atmak.

Flogged : Kanunsuz satmak. Dayak atmak. Satmak. Çok uğraşmak. Dövmek. Kamçılamak.

Flagellates : Bir ya da birkaç kamçılı olup, değişik yapı ve yaşama özelliği gösteren birgözeli hayvanlar sınıfı. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kamçılılar. Bir hücreliler (protozoa) alt aleminin, sobe, küre biçiminde ya da uzun vücutlu, ön uçlarında 1-4 tane hareketi sağlayan kamçı taşıyan, serbest, asalak ya da çürükçül olarak yaşayan, serbest yaşayanlarda klorofil taşıyan kromotoforlar bulunan, bu bakımdan hayvan evriminde bitkilerle hayvanlar arasında geçit kabul edilen ve bitki sınıflandırılmasında da yer alan bir sınıf. on kadar takımı olup öglena (euglena), noktiluka (noctiluca), tripanozoma (trypanosoma), layşmanya (leishmania), trikomonas (trichomonas), volvoks (volvox) iyi bilinen cinslerdir. Kamçılamak. Bir hücreliler (protozoa) alt aleminin, söbe, küre biçiminde veya uzun vücutlu, ön uçlarında 1-4 tane hareketi sağlayan kamçı taşıyan, serbest, asalak veya çürükçül olarak yaşayan, serbest yaşayanlarda klorofil taşıyan kromatoforlar bulunan, bu bakımdan hayvan evriminde bitkilerle hayvanlar arsında geçit kabul edilen ve bitki sınıflandırmasında da yer alan bir sınıf. on kadar takımı olup öglena (euglena), noktiluka (noctiluca), tripanozoma (trypanosoma), layşmanya (leishmania), trikomonas (trichomonas), volvoks (volvox) iyi bilinen cinslerdir.

 

Horsewhips : Kamçılamak. Kırbaç. Kamçı.

Lay into : Pataklamak. Dövmek (birisini). Dayak atmak. Çatmak. Haşlamak. Azarlamak. Dövmek. Saldırmak. Girişmek (kavga).

Flog : Dövmek. Satmak. Dayak atmak. Satmaya çalışmak. Çok uğraşmak. Kamçılamak. Kanunsuz satmak.

Scourge : Kamçılamak. Dert. Zarar vermek. Felaket getirmek. Felaket. Kamçı. Büyük zarar vermek. Şiddetle cezalandırmak. Cezalandırmak.

Kurbash : Kırbaç.

Colt : Sıpa (argo terim). Usturpa kırbac. Sıpa. Tabanca. Çaylak. Acemi. Tay. Usturpa kırbacı. Toy adam.

Give one the stick synonyms : flagellate, scourged, lash, flagellating, horsewhipped, horsewhipping.