Stick türkçesi Stick nedir

  • Kumpas.
  • Baston.
  • Batırmak.
  • Engel (yarış).
  • Yapıştırmak.
  • Saplanmak.
  • Sopa.
  • Sokmak.
  • Ardarda atılan bombalar.
  • Yapışmak.
  • Çubuk.
  • Kol.
  • Uçaktan ardarda atlayan askerler.
  • Çam yarması.
  • Koymak.
  • Takmak.
  • Asa.
  • Değnek.
  • Saplamak.
  • Hödük.
  • Şaşırtmak.
  • Hokkabazın tabağı düşürmeden çevirmede kullandığı ince değnek.
  • Çakılıp kalmak.
  • Dal parçası.
  • Tokmak.
  • Sırık.
  • Dayanışmak.
  • Direk.
  • Sap.
  • Hokkabaz değneği.
  • Vites kolu.
  • Çıta.

Stick ile ilgili cümleler

English: Ali plans to stick around to see what happens.
Turkish: Ali ne olacağını görmek için etrafta dolanmayı planlıyor.

English: Ali and I'll stick together.
Turkish: Ali ve ben birbirimize destek oluyoruz.

English: Ali offered Mary a stick of gum.
Turkish: Ali Mary'ye bir sakız önerdi.

English: Ali opened up the crate with a crowbar and took out a stick of dynamite.
Turkish: Ali levyeyle sandığı açtı ve bir dinamit lokumu çıkardı.

English: Ali threw a stick for his dog.
Turkish: Ali köpeğine bir sopa fırlattı.

Stick ingilizcede ne demek, Stick nerede nasıl kullanılır?

Stick around : Bir yere kaybolma. Bir yerden ayrılmamak. Ayrılmamak. Kalmak. Bir yerde çakılı kalmak. Bir yere ayrılmayın. Yakınında bekle. Bizi izlemeye devam edin. Etrafında dolaşmak. Beklemek.

Stick at : Bir iş üzerinde sebatla çalışmaya devam etmek. Yapmayı reddetmek. -den çekinmek. Sıkı çalışmaya devam etmek. Bir işi bırakmamak.

 

Stick at nothing : Her şeyi göze olmak. Korkusu olmamak. Hiçbir şeyden çekinmemek.

Stick by : Desteklemeye devam etmek. Sadık kalmak. Desteklemek. Terketmemek.

Stick fast : Kötü takılmış. Sıkışmış.

Stick in the mud : Uyuz. Eski kafalı. Uyuşuk. Gerici. Mıymıntı. Tutucu. Ağır. Pısırık.

Stick like a burr : Kene gibi yapışmak.

Stick it on : Yüklenmek. Fahiş fiyat istemek.

Stick into : Batırmak. Oyulgalamak. Saplamak. Saplanmak.

Stick it : Dayanmak. Katlanmak. Al da başına çal. Al başına çal. Sonuna kadar gitmek.

İngilizce Stick Türkçe anlamı, Stick eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Stick ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Department : Vekalet. Bölüm. Servis. Bir okul ya da üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan alt-birimlerinden her biri. bir üniversite ya da yüksek okulu oluşturan başlıca yönetim birimlerinden her birine verilen ad. Bölge. Bir kuruluşun çalışma dallarından birisi. kendisine ilişkin özellikleri kapsayan işleri yetenek ve yetkileri çevresi içinde düzenleyen ve yapan organ. genel kuruluşun belirli bir işiyle uğraşan kolu. Reyon. Eğitim, ekonomi alanlarında kullanılır. Seksiyon.

Fasten on : Tutunmak. -i kafasına takmak. Kapmak. -e saplanmak. Üzerine atmak. Üstünde durmak. Kavramak. Kullanmak.

Pillars : Dikme. Destek. En önemli kişi. Sütun. Payanda.

Callipers : Zarar görmüş veya kırılmış bir ayak için metal destek. Çap pergeli. Kompas. Kaliper. Kalınlık veya çapı ölçen cihaz. Kalınlık pergeli. Çapölçer. Bacaklara takılan metal destek.

 

Stave : Bertaraf etmek. Uzaklaştırmak. Fıçı tahtası. Kıta. Kesim. Fıçıyı tahtalarla donatmak. Şiir kıtası. Çökertmek.

Machination : Dolap. Gizli birleşme. Hile. Entrika. Gizli tertip.

Cane : Hasırla kaplamak. Kamışla kaplamak. Kamış. Dövmek. Sopalamak. Hasırlamak. Sopayla dövmek. Baston ile dövmek.

Decried : Azarlamak. Kınamak. Rezil etmek. Yermek. Zemmetmek. Kötülemek.

Carrying handle : Taşıma kulpu. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Taşıma sapı. Taşınabilir alıcıların elde sağlamca tutulabilmesi için altta bulunan çıkıntısı.

Fasten upon : Kavramak. Üstünde durmak. -e takılmak. Kapmak. Kafasına takmak. Kullanmak.

Stick synonyms : stob, waterfinder, water finder, blooping, brachial, sceptres, clam, backbone, bearish, stuck, banister, truncheons, break, poles, fencing stick, affixing, boorish, beaters, deposit, apposes, bankrupting, cor, fit on, club, amazes, limb, dry sticks, balusters, divining rod, rib, knobs, lodged, chawbacon.

Stick zıt anlamlı kelimeler, Stick kelime anlamı

Dislodge : Yerinden atmak. Yerinden oynatmak. Yerinden çıkarmak. Evi boşalttırmak. Yerinden çıkartmak. Çıkarmak. Kovmak.

Unfasten : Çözmek. Gevşemek. Açılmak. Çözülmek. Gevşetmek. Açmak. Koyuvermek.

Travel : Gitmek. Gezmek. Tüymek. Yolculuk yapmak. Seyahat. Gezi. İşlemek. Kaçmak. Dolaşmak. Topuklamak.

Stick antonyms : move.

Stick ingilizce tanımı, definition of Stick

Stick kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To pierce. As, glue sticks to the fingers. To adhere. To stab. Paste sticks to the wall. Also, any stem or branch of a tree, of any size, cut for fuel or timber. Hence, to kill by piercing. A small shoot, or branch, separated, as by a cutting, from a tree or shrub. To penetrate with a pointed instrument. As, to stick a beast.