Batırmak nedir, Batırmak ne demek

"Batırmak" ile ilgili cümle

  • "Yumuşak lifi alarak kurnaya batırdı." - C. Uçuk
  • "Parasını batırdı."
  • "Üstünü başını batırmış."
  • "Böyle tükürük saçtığına bakılırsa ya politikadan konuşuyor ya birini batırıyordu." - H. Taner
  • "Ne saklayayım gaflet ettiğimi / Elimle batırmışım gençliğimi" - C. S. Tarancı

Yerel Türkçe anlamı:

Kuru meyveyi ıslatmak, yıkamak.

Kire bulamak.

Batırmak kısaca anlamı, tanımı:

Batırma : Batırmak işi.

Batı : Bulunulan yere göre güneşin battığı yönde olan bölge, garp. Yeryüzündeki başlıca dört yönden güneşin battığı yön, gün batısı, günindi, garp, mağrip, doğu karşıtı. Güneşin battığı yöndeki ülkeler bölgesi, Garp, Doğu karşıtı. Siyasal anlamda Avrupa ve Kuzey Amerika. Güneşin 22 Mart'ta ve 23 Eylül'de battığı nokta.

Yağa bala batırmak : Bol bol yedirip içirmek, çok iyi ağırlamak.

Sıvı : Bulunduğu kabın biçimini alabilen ve üstü yatay bir düzlem durumuna gelebilen akışkan cisim, mayi, likit.

Yumuşak : Ciğerlerden gelen havanın ses yolundaki sivrilmiş ve gerilmiş kapalı bir engele çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimli, sürekli, ötümlü, tonlu, sedalı. Dokunulduğunda veya üzerine basıldığında çukurlaşan, eski biçimini kaybeden, katı karşıtı. Kolaylıkla bükülen, buruşmayan, sert karşıtı. Ilıman (iklim), sert karşıtı. Dokunulduğunda hoş bir duygu uyandıran. Kolay çiğnenen, kolay kesilen. Okşayıcı, tatlı, hoş. Kolaylıkla işlenebilen. Sessiz, hafif. Kaba, hırçın, sert olmayan, kolay yola gelen, uysal.

 

Madde : Para, mal vb. ile ilgili şey. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm. Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek. Bir cismi oluşturan öge, öz. Duyularla algılanabilen nesne. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım. Molekül. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri.

Gömülme : Gömülmek işi.

Açmak : Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Alışverişi başlatmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Yakışmak, güzel göstermek. Yarmak. Görünür duruma getirmek. Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Ayırmak, tahsis etmek. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ferahlık vermek. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Yapmak, düzenlemek. Geçit sağlamak. Alanını genişletmek. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Savaşla almak, fethetmek. Engeli kaldırmak. Beğenmek. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Rengin koyuluğunu azaltmak. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak.

 

Batma : Batmak işi. Yok olma, inkıraz. İflas etme. Bir gök cisminin (ay, güneş, yıldız vb.) ufkun altına inmesi. Yıkılma, çökme.

Sağlamak : Elde etmek, sahip olmak. Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak. Öndeki aracın sağından ilerleyerek önüne geçmek. Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek.

Yitirmek : Bazı nitelik veya özelliklerin yok olması durumuna uğramak, kaybetmek. Ne olduğunu, nerede bulunduğunu bilememek, kaybetmek. Yakın birini ölüm sonucu kaybetmek. Yanlış yola girmek, kaybolmak.

Bir : Bir kez. Bu sayı kadar olan. Tek. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Beraber. Sayıların ilki. Ancak, yalnız. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Sadece. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Aynı, benzer. Eş, aynı, bir boyda.

İyice : İyiye yakın. (iyi'ce) Tamamen. (iyi'ce) Gereği gibi, derinlemesine, ayrıntılarıyla. Çok, adamakıllı.

Kötülemek : Biri veya bir şey için olumsuz, aşağılayıcı, hoş olmayan sözler söylemek. İnsanın sağlığı bozulmak. Nesnelerin niteliği bozulmak, kalitesi bozulmak.

Kirletmek : Küçük veya büyük abdestini yapmak, pislemek. Kirli duruma getirmek, pisletmek. Kadının ırzına geçmek, namusuna zarar vermek. Namusuna, onuruna zarar verecek bir suç yüklemek, lekelemek.

Mahvetmek : Yok etmek. Bozup işe yaramaz duruma getirmek. Boşa gitmesine sebep olmak, heba etmek. Onmaz duruma getirmek.

Diğer dillerde Batırmak anlamı nedir?

İngilizce'de Batırmak ne demek? : v. submerge, sink, dip, ruin, bankrupt, jab, stick, break, immerse, plunge, prickle, bring to ruin, swamp

Fransızca'da Batırmak : plonger, enfoncer, (s

Almanca'da Batırmak : v. einsenken, einstecken, eintauchen, eintunken, pieken, stippen, tingieren, tunken, versenken

Rusça'da Batırmak : v. топить, макать, окунать, затоплять, вкалывать, накалывать, колоть, уколоть, вонзать, втыкать, всаживать, вгонять, заваливать, проваливать, подавлять, грабить, утопить, потопить, истопить, макнуть, окунуть, затопить, вколоть, наколоть, кольнуть, исколоть, вонзить, воткну