Gland türkçesi Gland nedir
- Et bezi.
- Salmastra kovanı.
- Salmastra kutusu.
- Conta.
- Salmastra kapağı.
- Gudde.
- Organizmada kullanılmak ya da dışarı çıkarılmak üzere salgı yapan özelleşmiş bir hücre (tek hücreli bez) ya da özelleşmiş hücreler topluluğu (çok hücreli bez). salgılarını bir kanalla boşaltan (dış salgı bezleri: ekzokrin bezler) ya da doğrudan kana veren (iç salgı bezleri: endokrin bezler), salgılarını tek kanalla boşaltan basit bezler (basit tüp, dallı tüp, bükülmüş tüp, asinar bezler), birden fazla kanalla boşaltan bileşik bezler (bileşik rübüler, bileşik asinar, bileşik tübüloasinar bezler), salgılarını sitoplazma kaybı olmadan salgılayan (merokrin), az kayıpla salgılayan (apokrin) ya da hücrenin de tahrip olmasıyla salgılayan (holokrin) tipleri, yoğun salgılı (mükoz) ya da daha sıvı salgılı (seröz) bezler gibi gruplandırılan çeşitli özellikteki hücreler topluluğu.
- Rakor.
- Beze.
- Biyoloji alanında kullanılır.
- Bez.
- Salmastra glendi.
- Salmastra bileziği.
Gland ile ilgili cümleler
English: There's something wrong with her thyroid gland.
Turkish: Onun tiroid bezinde bir sorun var.
English: A week today I'll be in England.
Turkish: Bir hafta içinde İngiltere'de olacağım.
English: A week from today, I'll be in England.
Turkish: Bir hafta sonra, Londra'da olacağım.
English: The adrenal glands secrete adrenalin.
Turkish: Böbrek üstü bezleri adrenalin salgılar.
English: Ali has never been to England.
Turkish: Ali hiç İngiltere'ye gitmedi.
Gland ingilizcede ne demek, Gland nerede nasıl kullanılır?
Gland disease : Gudde hastalığı.
Gland meals : Kesilen memeli hayvanların karaciğer ve diğer salgı bezi dokuların kurutulmasıyla ve bunların suda çözünebilen maddelerinin özütlerinin kurutulmuş unları. Bez unları.
Anal sac apocrine gland carcinoma : Genellikle yaşlı dişi köpeklerde görülen, apokrin bez epitelinden köken alan, hiperkalsemi ve psödohiperparatroidizme neden olan kötücül bir tümör. bu tümörlerin yarısından fazlası tanıdan önce metastaz yapmış durumda olur. Anal kese apokrin bez karsinomu.
Bartholin gland abscesses : Bartholin bezlerinin yangı sonucu apseleşmesi. Bartolin bezleri apsesi.
Bartholin gland cyst : Bartolin bezi kisti. Kronik östrojenizmde vulva tabanının her iki yanında yer alan bartholin bezlerinin tek katlı kanal epitelinin yassı epitele metaplazisi ve kanalın tıkanması sonucu biçimlenen retensiyon kisti.
Sudoriferous gland cyst : Yağ bezlerinin ağız veya kanallarının, epidermisteki üremeli kronik hastalıklara bağlı olarak bir biçimde tıkanmasıyla oluşan, içleri sıvıyla dolu patolojik boşluk. Ter bezi kisti.
Accessory gland : Yardımcı bez. Eklenti bezi. Bir beze ya da organa bağlı olan yardımcı bezler; üreme kanallarına bağlı özel bezler. prostat bezi, bulbo üretral bez gibi. Mukoz bezi.
Third eyelid gland prolapse : Üçüncü göz kapağı bezinin prolapsusu. Üçüncü göz kapağı bezinin yangısal nedenlerle göz kapağının altından çıkarak büyük ve görülebilir duruma gelmesi.
Hemorrhagic adrenal gland syndrome : Kanamalı böbrek üstü bezi nekrozu. İnsanlarda ve septisemik buzağılarda, ateş, böbrek üstü bezinde, deride ve mükoz zarlarda peteşiyal kanama, siyanoz ve peteşiyal kanamalarla belirgin, ani başlayan ve kısa süren hastalık, waterhouse-friderichsen sendromu.
Sebaceus gland cyst : Yağ bezi kisti. Yağ bezlerinin ağız veya kanallarının, herhangi bir biçimde tıkanmasıyla oluşan, yağ ve kolesterol yarıkları içeren kese.
İngilizce Gland Türkçe anlamı, Gland eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Gland ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Aardvarks : Damarlı dişliler. Yer domuzugiller. Memeliler (mammalia) sınıfının, damarlı dişliler (tubulidentata) takımından, vücutları aralıklı olarak kıllarla örtülü, parmakları ve kulakları büyük, kanca tırnaklı türleri içine alan bir familya. Memeliler (mammalia) sınıfının, etenliler (placentalia) alt sınıfından, az sayıda ve sütun biçiminde sıralanmış ve her birinin bir kanalı olan minesiz ve köksüz dişleri olan, ağızları boru biçiminde uzamış, kulakları büyük, seyrek kıllı, parmaklarında büyük kanca şeklinde tırnakları olan türlere sahip bir takım. Yerdomuzu.
A chromosome : Diploit bir kromozom takımındaki normal kromozomlar, b kromozomunun zıddı ve normalden fazla olan kromozomlar. A kromozomu.
Abductor muscle : Abdüktör kas. Uzaklaştırıcı kas. Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas.
Abambulacral area : Derisi dikenlilerin tüp ayak taşımayan ve genellikle madreporitin de yer aldığı vücut bölgesi. Abambulakral bölge.
Material : Maddesel. Maddi. Özdek. Malzeme. Kumaş. Bir iş yapmak için kullanılması gereken aygıt ya da özdek. Özdeksel. Gereç.
Sealing : Kapama. Ölçme aletlerinin denge ayarlarının yapılması. Mühürleme. Tıkama. Kapatma. Sızdırmazlık. Damgalama. Su izolasyonu. Ölçülerin ayarı.
Swabs : Paçavra. Alçak. Tahta bezi. Paspas bezi. Palas turpa. Bulaşık bezi. İlaçlı pamuk. Tayfa. Alçak herif.
Aardwolf : Etçiller (carnivora) takımının, sırtlangiller (hyaenidae) familyasından, 80 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, bütün sırtı boyunca uzanan bir yelesi olan, kuzey afrika'da yaşayan bir tür. Yeleli sırtlan. Bir sırtlanın özelliklerine sahip ve esas olarak böceklerle özellikle termitlerle beslenen güney ve doğu afrika yerlisi çizgili memeli.
Abiotic environment : Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Abiyotik ortam. Cansız çevre. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Abiyotik çevre.
Fabric : Bir kayacın iç yapısı. (iç yapı, kayacın oluşum koşullarına bağlı olduğundan belli başlı doku örneklerinde, kayaç cinslerine göre şöyledir: a) kor kayaçlar. 1. kristal: kayaç yapıcı minerallerin hepsi kristal biçimi göstermektedir, aralarında bağlayıcı madde yoktur. kristal dokunun şu cinsleri vardır: a) tüm kristal: kayacı yapan bütün mineraller kristallenmişlerdir. b) yarı kristal: kristallenmiş yapıcılar arasında camsı madde de vardır. c) iri kristalli: kristallenmiş yapıcılar çıplak gözle görülebilmektedirler. ç) ince kristalli: kristal yapıcılar ancak mikroskopla seçilebilmektedir. d) taneli: kristallenmiş yapıcıların büyüklük ve biçimleri ortalama özdeştir. iri, ufak ve sık taneli dokular vardır. 2. camsı: kayaç tüm ya da büyük çoğunlukla, camsı bir madde ile yapılıdır. 3. porfirsi: sık taneli ya da camsı bir kayaç hamuru içinde kendine özgü kristal biçimi gösteren kristaller vardır. 4. camsı porfirsi: kayaç hamuru büsbütün camsı maddedir ve bu hamur içinde iri kristaller bulunmaktadır. 5. akış izli doku: kayacın geldiği magmanın akış yönü, kayaç hamurundaki kristalciklerin sıralanışından ve camsı maddenin biçiminden bellidir. 6. yuvarsı doku: camsı madde ile yapılı kayaç hamurunda, özekten ışınsal ve küresel biçimler vardır. a) tortul kayaçlar. doku genellikle birikme koşullarına uygun olarak katlıdır. c) başkalaşım kayaçları. mineralleri az çok özdeş zamanda kristallendiklerinden, bu kayaçlarda, genellikle kristal başkalaşım dokusu bulunur: a) mozaiksi doku: kayacın mineralleri taneli biçim gösterir. b) eşit doku: kayacın minerallerinin taneleri ortalama birbirine eşit büyüklüktedir. c) değişik doku: minerallerin tane büyüklükleri çeşitlidir. ç) porfirsi başkalaşım dokusu: taneli kayaçta, ötekilerinden sonra ve çok daha büyük tane büyüklüğünde gelişmiş kristaller vardır. d) porfir kırıklı doku: başkalaşımdan önce oluşmuş kristaller, kayaçta kalıntı durumunda bulunur. Dokuma. Yapı. Çatı. İskele. Nesiç. Doku. İnşa.
Gland synonyms : green gland, serictery, secretory organ, sericterium, pipe coupling, duct gland, pipe union, sleeve, connection piece, glands, stuffing, seal ring, gusseting, gusset, fabrics, secreter, acinus, macaroons, endocrine gland, abiotic factor, blank off, gaskets, endocrine, giand, coupling, a cell, dustcloth, connector, lip, silk gland, linens, glandula, packing box.
Gland ingilizce tanımı, definition of Gland
Gland kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : An organ for secreting something to be used in, or eliminated from, the body. The salivary glands of the mouth. As, the sebaceous glands of the skin.

Bu kısımda Gland kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Gland ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Gland anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Gland ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.