Glutton türkçesi Glutton nedir

Glutton ile ilgili cümleler

English: She is a glutton.
Turkish: O bir açgözlü.

English: He is a glutton.
Turkish: O bir obur.

English: The seven deadly sins are: pride, envy, greed, anger, lust, gluttony and sloth.
Turkish: Yedi ölümcül günah şunlardır: kibir, kıskançlık, açgözlülük, öfke, şehvet düşkünlüğü, oburluk ve tembellik.

Glutton ingilizcede ne demek, Glutton nerede nasıl kullanılır?

Gluttonies : Oburluk. Açgözlülük.

Gluttonize : Aç kurt gibi yemek yemek. Büyük iştahla yemek. Hızlı ve aç gözlü bir şekilde yemek (ayrıca gluttonise).

Gluttonous : Boğazına düşkün. Harın. Obur. Boğazlı. Pisboğaz. Açgözlü.

Gluttonously : Açgözlü biçimde. Az gözlü bir şekilde. Açgözlü bir biçimde. Pisboğaz bir şekilde. İstekli bir biçimde.

Gluttons : Porsuk. Açgözlü. Hevesli kimse. Obur. Doymayan kimse.

Glutting : Aşırı doldurmak. Tıkamak. Fazla doldurmak. Fazla doyurmak. Aşırı miktar. Taşırmak. Boğmak. Bolluk. Doldurmak. Tıka basa doldurmak.

Glut oneself : Tıka basa yemek.

Glut : Bolluk. Furya. Fazla doldurmak. Taşırmak. Aşırı doldurmak. Tıka basa doldurmak. Aşırı miktar. Boğmak. Fazla doyurmak. Tıkamak.

Glutted : Aşırı doldurulmuş. Doldurmak. Tıkamak. Boğmak. Aşırı doyurulmuş. Fazla doyurmak. Tıka basa doldurmak.

 

Glutamate dehydrogenase : Glutamat dehidrogenaz. Gldh. Karaciğer hücrelerinin mitokondri matriksinde bulunan, transaminasyon reaksiyonları sonucu oluşan glutamattan oksidatif deaminasyonla alfa-ketoglutaratla amonyak oluşturan ve üre üretiminin hızının düzenlenmesinde görev alan enzim, gldh. normalde plazmada bulunmaz, karaciğer nekrozuna neden olan durumlarda plazma düzeyi yükselir.

İngilizce Glutton Türkçe anlamı, Glutton eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Glutton ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Badger : Yakasına yapışmak. Kafa ütülemek. Etçiller (carnivora) takımının, sansargiller (mustelidae) familyasından, 70 cm kadar uzunlukta, 17 cm kadar kuyruğu olan, kısa ve kalın bacaklı, kış uykusuna yatan, avrupa ve asya’ da yaşayan bir tür. Taciz etmek. Üstelemek. Rahatsız etmek. Rahat vermemek. Yakasını bırakmamak.

Gormand : Aşırı derecede yeme ve içme eğilimi olan. Boğazına düşkün.

Eater : Yiyen kimse.

Brock : Nebraska eyaletinde yerleşim yeri.

Grabber : Vinç. Yağmacı. Gaspçı. Yükleme için kepçe benzeri taşıma aracı. Müşteriyi cezbeden reklam teşhir materyali. Kavrayıcı.

Gourmet : Damağına düşkün. Lezzetsever. Boğazına düşkün. Şaraptan anlayan kimse. İyi yiyecek ve içecekten anlayan kişi. Ağzının tadını bilen. Yemek ve içkinin iyisinden anlayan kimse. Ağzının tadını bilen kimse. Lezzetli ve kaliteli (yemek).

Cormorant : Karabatak. Boğazlı. Kuşlar (aves) sınıfının, kürek ayaklılar (pelecaniformes) takımının, karabatakgiller (phalacrocoracidae) familyasından, avrupa, asya, afrika, avustralya ve kuzey amerika'nın deniz, ırmak, göl kenarlarında toplu halde yaşayan, 36 cm kadar boyda, bütün tüyleri kara olan bir tür. Tepeli karabatak. Yırtıcı.

 

Avid : Hırslı. Doymayan. Doyumsuz. Hasta veya fanatik. İstekli. Hevesli. Arzulu. Gayretli. Coşkun.

Gormands : Doymayan kimsen. Çok yiyen kimse. Boğazına düşkün kimse. Açgözlü kimse. Obur kimse.

Glutton synonyms : gulo gulo, mustelid, gourmandizer, musteline mammal, gormandizers, gargantuan, covetous, gluttons, mustelids, gourmand, cravens, esurient, avaricious, craven, gourmands, acquisitive, trencherman, guttler, cormorants, edacious, sand badger, musteline, feeder, gluttonous, gourmets, brocks, badgered, wolverine, gormandizer, badgers, wolverines.

Glutton ingilizce tanımı, definition of Glutton

Glutton kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A gormandizer. Greedy. To glut. To eat voraciously. Gluttonous. One who eats voraciously, or to excess. Gormandizing.