Obur nedir, Obur ne demek

Obur; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

"Obur" ile ilgili cümleler

  • "Kendi derecesinde olmamakla beraber o da hatırı sayılan oburlardan." - R. N. Güntekin

Yerel Türkçe anlamı:

Hortlak.

Evcil hayvanların geceledikleri çevresi çitsiz ve duvarsız kuytu yer.

Sinde yatan ölü.

Biyoloji'deki anlamı:

Etçiller (Carnivora) takımından, Kuzey Avrupa'dan Kuzey Asya'ya kadar yayılış gösteren, iyi tırmanan, ormanlarda yaşayan, kuş yumurtası, kemiriciler ve eşek arısı larvalarıyla beslenen, bununla beraber meyve ve tohum da yiyen, kürk hayvanlarının en büyük ve en ağırı olan bir memeli türü.

Fransızca'da Obur ne demek?:

gourmand, polyphage

Obur hakkında bilgiler

Kutup porsuğu ya da ayı porsuğu, obur, volverin (Gulo gulo), sansargiller (Mustelidae) familyasından Kuzey Avrasya ile Kuzey Amerika'da yaşayan etçil memeli hayvan türü.

Cinsinin tek türüdür ve genetik olarak en yakın akrabaları tayra (Eira barbara) ile sansar (Martes) türleridir.

Obur ile ilgili Cümleler

  • Yedi ölümcül günah şunlardır: kibir, kıskançlık, açgözlülük, öfke, şehvet düşkünlüğü, oburluk ve tembellik.
  • Ne obur biri!
  • O bir obur.
  • Piranhalar büyük, obur ve keskin dişlidirler.
 

Obur anlamı, kısaca tanımı:

Etobur : Dişleri et yiyecek biçimde gelişmiş, omurgalı, memeli (hayvan), etçil, karnivor.

Otobur : Otla beslenen (hayvan), otçul, bitkicil, herbivor.

Oburca : Doymak bilmez bir biçimde, oburcasına.

Oburcasına : Oburca.

Oburlaşma : Oburlaşmak işi.

Oburlaşmak : Obur duruma gelmek.

Oburluk : Obur olma durumu.

Yemek : Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak. Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek. Yemek yeme, karın doyurma işi. Harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek. Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek. Birine alacağını vermemek, ödememek. Yasal yoldan cezalandırılmak. Günün belli saatlerinde yenilen besin. Başkasının parasını harcamak. Sürekli üzmek, tedirgin etmek. Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek. Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam, ekmek. Harcamak, tüketmek, bitirmek. Isırmak. Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak. Kandırmak. Ağızda çiğneyerek yutmak. Konuklara yiyecek verilerek yapılmış olan ağırlama.

Doymak : İsteği kalmayıncaya kadar yemek, açlığı kalmamak. Yeter bulmak, kanmak, tatmin olmak. Bir gereksinimini yeteri kadar karşılamak.

Bilme : Bilgi edinmenin gaye ve sonucu. Bir şeyin ne olduğunun bilincine varma. Bilmek işi.

Sansar : Postları değerli türlü etçil hayvanların ortak adı (Martes martes).

Familya : Birçok ortak özelliği sebebiyle bir araya getirilen cinslerin topluluğu, fasile. Aile. Karı, eş.

Kuzey : Bulunduğu noktaya göre kuzeyde kalan yer. Yıldız. Sağını doğuya, solunu batıya veren kimsenin tam karşısına düşen yön, dört ana yönden biri, şimal, güney karşıtı.

 

Amerika : Dünya üzerinde yer alan bir kıta.

Oburlu : Boğazına düşkün (kimse).

Oburmola : Kuşların avlanacağı geçit yeri.

Oburuk : Köşe, dönemeç.

Oburulamak : Yer kaymak, çökmek.

Diğer dillerde Obur anlamı nedir?

İngilizce'de Obur ne demek? : adj. gluttonous, glutton, greedy, gourmand, voracious, edacious, esurient, lickerish, open mouthed, piggish, ravenous

n. glutton, gormandizer, guzzler, cormorant, hog

adj. the other, other, alternative, second, far, another

Fransızca'da Obur : avide, glouton/ne, goulu/e, vorace

Almanca'da Obur : n. Gierschuld, Gourmand, Nimmersatt, Vielfraß

adj. gefräßig, verfressen

Rusça'da Obur : n. обжора (MF), чревоугодник (M), росомаха (F)

adj. прожорливый