Goutier türkçesi Goutier nedir

  • Gut hastası.
  • Gutlu organ.
  • Damlalı.

Goutier ingilizcede ne demek, Goutier nerede nasıl kullanılır?

Goutiest : Damlalı. Gut hastası. Gutlu organ.

Agouties : Kobay familyasına ait olan tavşan benzeri kemirgen türü (tropikal amerika'ya özgü olan). Agutigiller. Memeliler (mammalia) sınıfının, kemiriciler (rodentia) takımının, yalın dişliler (simplicidentata) alt takımının, oklu kirpimsiler (hystricomorpha) bölümünden, uzun bacaklı ve küçük kulaklı, kuyrukları küt, orta ve güney amerika'da yaşayan türleri olan bir familya. Aguti.

Goutily : Gut hastası olarak.

Goutiness : Ut hastalığı olan kimse. Gut hastalığına elverişli olma (eklem iltihabı ile tanımlanan hastalık).

Ragouting : Yahni.

Dugouts : Sığınak. Yeraltı sığınağı. Kütükten oyulan kayık. (ağaç gövdesinden yapılan) kano. Yedek kulübesi. Ağaç kütüğünden kayık. Yer altı sığınağı.

Gout : Damla. Gut hastalığı. Damla hastalığı. Damla sayrılığı. Gut.

Gouts : Gut. Gut hastalığı. Damla. Damla hastalığı.

Agouty : Kobay familyasına ait olan tavşan benzeri kemirgen türü (tropikal amerika'ya özgü olan). Kemiriciler (rodentia) takımının, agutigiller (agoutidae) familyasından, 45 cm kadar uzunlukta, bacakları uzun ve kuyruğu küt, eti yenen, guyana ve brezilya'da yaşayan bir memeli türü. Aguti. Bazı kemirici hayvanların üzerinde koyu ve açık renkli kılların oluşturduğu bantların birbirini izlemesi ya da gri, siyah bantların arasında sarı renkli bantların oluşmasından sorumlu olan genlerin adı. Bir kemirgen. Tavşan benzeri bir kemirgen.

 

Gouty node : Gut bezesi. Gut şişkinliği.

İngilizce Goutier Türkçe anlamı, Goutier eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Goutier ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Outermost : En uzak. En dıştaki. En uzaktaki. En diştakı.

Guttate : Benekli. Damlaya benzer izlerle kaplı. Damlacığa benzeyen.

Tender : Teklif mektubu. Şefkatli. Genç. Sunmak. Ödemek üzere para vermek. Körpe. Gevrek. Kömür vagonu. Teklif etmek. Öneri.

Outmost : En uzak. En dış. En dışarıdaki. En dıştaki. En uzaktaki.

Out : Meydana çıkmak. Kovmak. Nakavt etmek. Dışarı atmak. Kendini belli etmek. Ortaya çıkmak. Dışarı. Dışarıda. Çıkarmak. Dışarı çıkarmak.

Position : Hayvanlardan radyolojik görüntü alınırken belirli bir organ ve bacaklar için istenen duruş biçimi. vaziyet. Oyuncuların alanda yer alış durumu. Görüş. Koymak. Fikir. Statü. Mevki. Bilgisayar, bilişim, fizik, kimya, jimnastik, voleybol, veterinerlik alanlarında kullanılır. Durmak (bir yerde). Durum.

Satellite : İnsanlarca yapılarak bir gökcismi çevresinde yörüngeye yerleştirilen ve dolanması sağlanan uzay aracı, yapma uydu. yapma uydunun iletişimde, ırakiletişimde kullanılan çeşidi, iletişim uydusu. iletişim uydusunun televizyon yayınlarında da kullanılabilen çeşidi, televizyon uydusu. Yapay uydu. Evrensel çekim kuvveti etkisiyle, kepler yasaları uyarınca bir gezegen çevresindeki kapalı yörüngeler üzerinde dolanan gökcisimleri. Uydu. Peyk. Uydu devlet. Uydukent. Görünüşte bağımsız, gerçekte başka bir devlete bağımlı olan (devlet). Uşak. Satellit.

 

Attender : Eşlik eden kimse. Yardım eden. Eşlik eden. Servis yapan. Katılımcı. Hizmet eden.

Goutier synonyms : spatial relation, gouty, goutiest, attendant, outside.

Goutier zıt anlamlı kelimeler, Goutier kelime anlamı

Inner : İç. Saklı (anlam vb). Dahili. Merkeze en yakın. Ayrıcalıklı. Nişan tahtasında ortanın bir üstü. İçerdeki. İçerideki. İçsel. İçteki.

Inward : Dahili. Ruh hali. İçeride bulunan. Derinlemesine. Fikir veya ruhun derinliğine doğru. Manevi. Ruhsal. İçeriye doğru. İç. Saklı.