Grease türkçesi Grease nedir

  • Gresyağı.
  • Olağan koşullarda katı durumda bulunan yağlama yağı.
  • Makine yağı.
  • Katı yağ.
  • Briyantin.
  • Yağ.
  • Yağ sürmek.
  • Yağıltı.
  • Rüşvet vermek.
  • Yağlamak.
  • Para yedirmek.
  • (hayvansal) yağ.

Grease ile ilgili cümleler

English: There's a grease spot.
Turkish: Bir yağ lekesi var.

English: Step 1. Heat the vegetable oil (0.5L) (any grease or a mixture of oil and grease) in the pot on high heat, add sliced onions (400g), fry until the onions take a yellow color, then add meat (any kind) (1kg).
Turkish: Aşama 1. 0.5 litre bitkisel yağı (herhangi bir içyağı veya yağın ve içyağının bir karışımı) yüksek ateşte çömlekte ısıtın, 400 gram doğranmış soğan ekleyin, soğanlar sarı bir renge ulaşana kadar kızartın, sonra da 1 kilogram et (hangi cins olursa olsun) ekleyin.

English: The grease caught fire.
Turkish: Yağ alev aldı.

English: That politician won't meet you unless you grease his palm.
Turkish: Rüşvet vermedikçe, o politikacı seninle görüşmez.

English: I greased Tom's palm.
Turkish: Tom'a rüşvet verdim.

Grease ingilizcede ne demek, Grease nerede nasıl kullanılır?

Grease basin : Yağ tutucusu. Lokanta, kışla v.b. yerlerin mutfaklarından gelen kirli sulardaki yağları ayıran araç.

Grease box : (silindirik rulmanlı) dingil yatağı. Yağ kutusu. Buatagres. Yağdanlık.

 

Grease cup : Yağdanlık. Yağ kabı. Vidalı gresör. Gresör. Gres kutusu.

Grease gun : Katı yağ basmada kullanılan küçük el basacı. Gres pompası. Yağlayıcı. Katıyağ tabancası. Yağ tabancası. Gres tabancası. Yağ spreyi. Katı yağ basacı. Yağlama pompası.

Grease nipple : Gresör. Katıyağın, yağlanacak olan yere doldurulmasını sağlayan delikli küçük meme. Çatal. Gres rekoru. Gres nipeli. Gresör memesi. Yağlık memesi. Gresörlük. Gres memesi.

Ball bearing grease : Bilyalı yatak gresi.

Clutch grease tube : Debriyaj yağlama borusu.

Axle grease : Dingil gresi.

Grease wool : Doğal halde bulunan yapağı. Yağıltılı yapak. Kirli yün. Kirli yapağı. Yağıltılı kapak.

Grease seal : Gres keçesi. Yağ contası.

İngilizce Grease Türkçe anlamı, Grease eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Grease ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Lube oil : Yağlama yağı. Yağlayıcı yağ. Motor yağı.

Adipose : Yağsı. Şişman. Adifos. İç yağı. Yağla ilgili. Adipoz. Yağlı (vücut). Yağlı. Etin yağlı tarafı.

Lubricates : Yağlama yapmak. Kayganlaştırmak. Kaygan yapmak. Yağlama. Yağdanlık.

Lubricating oil : Yağlama yağı. Gres yağı. Motor yağı. Kalınyağ.

Solid fat : Hayvansal gıdalardan ve hidrojenasyon yoluyla bitkisel yağlardan elde edilen yağ (tereyağı vs gibi).

Blarneys : Yağ çekmek. Yaltaklanma. Yağcılık. Yağ çekme. Dalkavukluk. Dil dökme. Yaltaklanmak. Piyaz. Övme.

Kick back : Çalınmış eşya veya parayı sahibine geri vermek. Geri tepmek. Geri tepmek (tüfek). Rahatlamak. Geri tepme. Yeniden uyuşturucuya başlamak.

 

Baste : Kurumaması için etin üzerine su dökmek. Sopa atmak. Sıvı dökmek veya sürmek (kurumaması için pişen etin üstüne). Erimiş yağ dökmek. Dayak atmak. Azarlamak. Haşlamak. Paylamak.

Lubricated : Yağlanmış. Yağlı.

Essential oil : Uçucu yağ. Çiçek özü. Uçucu bitki yağı. Öz. Esansiyel yağ. Esans. Ruh. Vücutta sentezlenemeyen, bu nedenle diyetlerde mutlaka bulunması gereken linoleik, linolenik ve araşidonik asit gibi uzun zincirli doymamış yağ asitleri.

Grease synonyms : fat, slushes, flatteries, lube, greases, bribe, bastes, lubricate, brilliantine, axle grease, pomaded, incensing, blarneyed, squares, anoints, anointing, incenses, lubricating, macassar oil, attar, oil, flab, grafts, adeps, bribing, butter, cover, machine oil, fixes, pomade, pomades, bribes, buying off.

Grease zıt anlamlı kelimeler, Grease kelime anlamı

Uncover : Açmak. Örtüsünü açmak. Açmak (örtü, kapak vb). Şapka çıkarmak. Kapağını açmak. Ortaya çıkmasını sağlamak. Deşifre etmek. Örtüsünü ya da kapağını açmak. Su yüzüne çıkarmak. Ortaya çıkarmak.

Cleanness : Arılık. Paklanma durumu. Masumiyet. Saflık. Temizlik. Kirsiz olma durumu.

Grease ingilizce tanımı, definition of Grease

Grease kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To lubricate. As, to grease the wheels of a wagon. To smear, anoint, or daub, with grease or fat. Animal fat, as tallow or lard, especially when in a soft state. Oily or unctuous matter of any kind.